YEREL BASIN CİDDİYE ALINMALIDIR!

YEREL BASIN CİDDİYE ALINMALIDIR!

Abone Ol
Dün, Faik Öztrak’ ın basın toplantısına davetliydik. CHP il Merkezinde açıklamaları vardı. Ve yanında İl Başkanı Palabıyık. Daha toplantı başlamadan Ersin Bilmeç sitemkâr üslup içinde Öztrak’ a önemli bir ders verdi: “Sayın Öztrak, bakın bu gazeteci arkadaşlar sizleri takip ediyor, adam çalıştırıyorlar, masrafları var; ancak, sizler bayramlar gelip geçiyor hiçbir katkıda bulunmuyorsunuz” Öztrak buna pek cevap veremedi,”Veriyoruz” diyebildi cılız olarak. Basın açıklamalarını tamamladıktan sonra Ben de bir sual yönelttim: “Sayın Öztrak,  Genel merkez nezdinde, Trakya Bölgesinde ve Tekirdağ’da CHP’ nin en etkili adamısınız. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 3-4 gün kaldı fakat Ekmeleddin Bey ile ilgili yerel gazetelerde hiçbir ilanınız yok.  Bundan sonra da artık çok geç; neden böyle oluyor? 12-0’ ın bunda bir rolü var mı?” Ona da cevabı basit ve doyumsuz oldu: Yani, AK Parti gibi geniş imkânlara sahip değillermiş. Özellikle siyasiler hemen ilk fırsatta yerel basını çağırırlar… Söyleyeceklerini söylerler ve iyi kötü haberleri de yayınlanır. Fakat iş ilan, duyuru kısmına gelince gidip bilbaordlara paralarını yatırırlar… Ve gazetelere inat eder gibi 3-5 görünen yere afişlerini asarlar; işlem tamamdır. Başka konuya geçeyim: Herhangi bir kurumla ilgili bir haber yapıyorsunuz… Birkaç gün sonra o kurum idarecisinden bir telefon: “Keşke bize bir danışsaydınız.” Böyle bir gazetecilik olmaz Sayın okurlarım. Vatandaşı dinliyor, üslubunca haberi yapıyoruz. Hatalı bir şey varsa (Olabilir de) bunun düzeltmesi, tekzibi var. Şimdi sormam gerekiyor ve soruyorum: Anlı şanlı kurumlar, kuruluşlar şu yerel gazetelere niye abone olmuyorlar? Yerel basın kendi bölgemizin çıkarları açısından desteklenmelidir. Sevgili okurlarım; Yerel gazete olayı başka bir hal olup, hicran kelimesiyle eşdeğerdir. Kurum veya kuruluş bir yıl içinde ağırlama gideri olarak yüzbinlerce lira harcayabiliyor ama sıra yerel gazetelere gelince problem teşkil ediyor. Güçlü olmalıyız, bunu isteriz, fakat ne mümkün? İsim vermiyorum: Bir büyük kurumumuz var, ilim-ilim irfan yuvasıdır. Matbaa işlerini Ankara’ya yaptırıyorlar(mış)…  Kanun mu, yönetmelik mi… Niye Ankara? Onun için zaman zaman karşımıza çıkarılan büyük projelere karşı halk başka pencereden bakıyor artık. O projeler gerçekleşse; idarecisi, personeli, mühendisi, matbaa işleri hep dışarıdan temin edilecektir. Çoğu kurumumuza gidin görün; kaç Tekirdağlı oturuyor o masalarda? İçeri girdiğiniz andan itibaren çehreler, davranışlar değişiyor. Memleketinden gelmiş rahatı bulmuş; “Hık -mık!” Desen bir de azar yiyorsunuz. Şunu net söylüyorum: Tekirdağ’da siyaset kendine malik değilse, zayıfsa… Bunda, yerel basına değer verilmeyişi birinci etkendir. İster vali beyler alınsın, ister vekillerimiz, ister belediye başkanlarımız gücensin… Söz herkese… Bizim gazeteler bu idarecilerin, amirlerin gece gündüz peşindeler… Meslek aşkıyla ve maddi anlamda bir katkı elde edilir umuduyla çalışıyorlar. 24 Temmuz Gazeteciler günümüzü kaç kurum kutladı? Her sene yenen kutlama yemeği bu sene olmadı. Maalesef! Onlar o mevkilerde iken basınımızın durumu bu! Belediye başkanından geçtik, meclis üyeleri bile genel merkezler tarafından belirleniyorsa, varın vaziyetimizi anlayın! İpler senin elinde değil kardeşim! Tersini iddia eden olursa buyurun, tartışalım.