YAHYA KAPTAN, - BU AKŞAM, MERDİVENLERİN ORAYA GİDESİM VAR

TC Yahya Kaptan· 

Abone Ol
TC Yahya Kaptan· BU AKŞAM, MERDİVENLERİN ORAYA GİDESİM VAR -------------------------------------------------------------------------------------------------- ........Bu akşam merdivenlerin oradaki çay bahçelerine gidesim var. Ama, şimdilerde "Zübeyde hanım" diyormuşsunuz ya, önce oraya bakmam lazım. Bu arada, kimin aklına geldiyse; aklıyla bin yaşasın. "Zübeyde hanım " ismi oraya çok yakışmış. Orada siyah-beyaz film oynatan bir çay bahçesi vardı. Belki sevdiğim bir film oynuyordur. Çocukluğumda, aileler evden börek poğaça yapıp, saatler öncesi yer kapmak için birilerini gönderirlerdi. Bir filmde iki defa ara verilir. Üç defa da film kopardı. Ama olsun, haftada bir film izleyip, bir hafta filmin kritiğini yapardık. Bir film bize bir hafta yeterdi. Mesela, bende iz bırakan, "Susuz yaz" filmini orada izlemiştim. ----------------------------------------------------------------------------------- ........Sonra, paşa camisinin o düzlüğünde, daha merdivenler başlamadan sağda eski komşum, akrabadan yakın Bamyacı Orhan abi mısır satardı. Arada yaş mısır püsküllerini mangala atıp "dumanı cabaa" diye bağırır. Kömürü Ördekli dereden, "Elleme meşe kömürü" tek tek seçip alır. ...Mısırın en güzelini üç-beş fazlasına alır, işin hakkını, kazancın helalini gözetirdi. ...Olmazsa, eski günlerdeki gibi mısır yer, ayak üstü sohbet ederiz. ...Gerçi, ben ne zaman yanına gitsem;..kolunda sele sepeti "kalender" gelir ne yapar eder Orhan abiye ayakkabı satar. Yaz, bitimi Orhan abinin en az on çift "kalender" ayakkabısı olurdu. ...Orhan Bamyacı'nın mangalı başına gelince aşağıdaki çay bahçelerinden, sadece ezan saatinde susan, müzik sesi kesintisiz devam eder. ...Önceleri iki çay bahçesinde ayni anda çalınan iki şarkı karışır, ses kirliliği olurdu. ---------------------------------------------------------------------------------- Birinde; ..."Tamara, tamara, paraları verdik kumara " nakaratlı Diğerinde: ..." Çıkalım seninle Bağdat yoluna" diyen Sevim Tuna. Arada,.. ..."Ruhuma neş'e sunar kahverengi gözlerin" ----------------------------------------------------------------------------------- ...Sonra nasıl bir çözüm buldular bilmem ama, sanki müziği sıraya sokmuşlardı. ...Bir semaver çay, bardak ölçeği ile iki bardak kabak çekirdeği, bütün lüksümüz buydu. Nadiren Esat abiden bir de dondurma.. Ayni şarkıları her akşam dinlerdik. Seçme şansınız yok. Burada işletmenin müzik zevkine, ya da zevksizliğine saygı göstermek durumundasınız. -------------------------------------------------------------------------------------------------- ......Çıkıp şöyle bir yürüyelim derseniz, merdivenlerin alt başında Cafer'in restoranı var. ...Cafer: nereden bulduysa, başında bir metre çapında Meksika şapkası (sombrero) sırtında yelek, altında İspanyol paça pantolon,ayakta yüksek ökçe, küt burun kovboy çizmesinin kısası, belinde kırmızı kuşak. Meksika'lı İhtilalci Zapata pozunda, gelip-geçenin ilgisinden memnun, ama farkında değil edasında dikilmekte. Sahilde, iskelenin burnuna kadar gidip döner, sonra Mimiko'nun değirmeni ile sandalcı mahallesi arasında bir tur atılır. ...Artık dönüş zamanı gelmiştir merdivenler çıkılır. Yorulduysanız, Bamyacı'nın mısır tezgahı ile karşı karşıya, Kahveci Rıza abinin bir masaj aleti var. Eczanelerdeki basküle benziyor üzerine çıkıp, delikten 25 kuruş atınca bir dakika ayaklara masaj yapıyor. ...Bir de yaz boyu, o merdivenleri üst başında bir çadır. Çadırda havalı tüfekle atış yapılıyor. Komşu kızı, Dayko'nun Ayfer'i her an, orada hedefleri delik-deşik ederken görebilirsiniz. Onunla yarışıp, sonra mosmor olan tipler, süklüm püklüm giderken, mısır tezgahı başında olayı gözlemleyen Orhan abi, seslenir. --"Aferin!.. kız Ayfer, ayni öğrettiğim gibi atıyorsun, bir mısırı hak ettin." ...Bunu yaparken; birilerine " gözüm üzerinizde haa!.. Ayfer bizim kardeşimiz" mesajını vermektedir. ...Ertesi sabah, Dayko Mehmet Ali'nin bakkal dükkanından, sigarasını alırken; Ayfer'le dün gecenin konusu edilir, Ayfer, kaşla göz arasında, Kahveci İsmail abiden bir çay kapıp; akşamki mısıra, ve Orhan abinin örtülü himayesine kendince teşekkür eder. ...Ha,..bir de o günlerden Orhan abiden kalan bir ölçü birimi, ve dilimize yerleşmiş bir deyim var. Birisi, kendince bir başarı elde etmişse, ve takdir bekliyorsa,.. Orhan abi hemen, "Dayko'nun Ayfer bundan iyisini yapar." diyerek, hem yapılanı küçümserken, hem Ayfer'i emsal gösterip çıtayı yükseltir, bir taşla iki kuş vururdu. .....Şimdilerde, market zincirleri var. Kimsenin kimseyi tanımadığı ruhsuz, mekanik sistem. Oysa, bakkal öyle midir ?..Bakkal'ın ruhu vardı. Ama, artık ne bakkal kaldı, ne bakkalın ruhu. ......Artık hiç bir şey, eskisi gibi olmayacak.. Bilmem ayakkabıcı kalender ve kahveci Rıza var mıdır?..varsa bile, ne, Dayko var hayatımızda, ne Orhan Bamyacı, ne de, zor işlere emsal "Dayko'nun Ayfer"... ...Biz şanslıydık, iyi insanlar tanıdık. Güzel hatıralar biriktirdik. ...Bu akşam, merdivenlerin oradaki çay bahçelerine gidesim vardı. Birden hızımı alamayıp çocukluğuma kadar gitmiş bulundum. ...Fark ettim ki,..şairin de dediği gibi: ................................................................. "Ne kervan kaldı ne at, hepsi silinip gitti. .İyi insanlar iyi atlara, binip gitti." .................................................................. selam ve muhabbetle ------------------------------- yahya kaptan