Vefatının 47. Yılında İsmet İnönü' den Anılar

Babam kimseden “yanımda çalıştı” diye bahsetmezdi. Hep “beraber çalıştığımız” deyimini kullanırdı. (Özden Toker)

Abone Ol
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kuruluşundan başlayarak her evresine adına kazıyan büyük devlet adamı İsmet İnönü'nün, Kurtuluş savaşı, Lozan Antlaşması, Cumhuriyet'in kuruluşu, başbakanlığı, cumhurbaşkanlığı, muhalefet liderliği dönemlerinde beraber çalıştığı kişilerin yayımlanmamış ve yeni kuşaklara yol gösterici nitelikteki anılarından örnekler derlenerek aşağıda sunulmuştur. 12 Temmuz 1947'de, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün partiler üstü bir tutumla yayımladığı ve tarihe "12 Temmuz Beyannamesi" adıyla geçen bildiri, Türkiye'de çok partili siyasi hayatın resmen ilanıdır. (Ekrem Alican) Paşa dedi ki: "Ben hiçbir zaman sokaktaki öfkemi evime getirmem, orası benim huzur ülkemdir. Dışarıdaki işlerimi evime getirmem. Evimde ben eşimle çocuklarımla mutlu oluyorum." (Ferruh Bozbeyli) Hükümet üyeliğim başladı. O zaman Paşa'nın bir tavsiyesi oldu: "Ziyaretçilerin çok olacak şimdi. Oysa zaman senin için önemli. Ziyaretçilerine sıcak şeyler ikram etmemeye dikkat göster. Çay kahve çok güzeldir ama pişirilmesi, içmesi zaman alır. Zaman senin için o kadar önemli olacak ki, o pişirme ve içme zamanını arayacaksın, soğuk şeyler ikram edersen tatlı, çikolata vs. zamandan kazanmış olacaksın." (Kemal Demir) 1945 Ekimi'nde Amerikalı bir senatörü kabul ettiğinde Cumhurbaşkanı İnönü şöyle demişti: "Kendimi Meclis'te bir muhalefet partisinin başkanı olarak gördüğüm gün yaşamımın görevini yerine getirmiş sayacağım." (Haldun Derin) İsmet Paşa, bir toplantıda dedi ki: "Siyasetin yenilgisi olmaz. Ama bir askeri yenilginin telafisi gayri kabildir. Bir başarısızlığa uğradınız mı, 50 senelik Cumhuriyet'in bütün çalımı bir anda ortadan kalkar. Siyasette bugün mağlup gözükürsünüz, yarın galip siz olursunuz. Sorunu siyasetle çözmek en çıkar yoldur." (Ali İhsan Göğüş) Atatürk derdi ki: "Ben her zaman cumhurbaşkanı olarak kalmayı istemiyorum. Vallahi seyahate çıktığımız zaman, benim için her zaman rahat, çünkü İsmet görev başında." (Sabiha Gökçen) Devlet dairesinde, bir kurşunkalem satın almak gerekip kendisine gidildiğinde, İsmet Paşa'nın sorduğu ilk soru, "Karşılığını buldunuz mu?" olurdu. Bütün bakanlara aynı şeyi sorardı: "Karşılığı var mı?". Varsa da, nereden bulduğunuzu, kaynağını göstereceksiniz Denk bütçe anlayışı ilk kez İnönü'yle geldi. (Sadi Irmak) Zaman geçtikçe beni Demokrat Parti'ye almak istediler. Menderes sürekli haber gönderiyordu. 1960 yılına geldik. Artık beni sıkıştırmaya başladılar. İsmet Paşa'ya gittim, durumu açıkladım. İsmet Paşa, "İş adamısın. İşlerine büyük zarar verebilirler. Sen Halk Partisi'nden istifa et, ama Demokrat Parti'ye de girme" dedi. Ben de girmedim. Halk Partisi'nden ayrılmış oldum. Kendi partim olduğu için Halk Partisi'ne yardım ettim. Ama Demokrat Parti'ye de yardım ettim. Bir gün çağırdılar. Aklım gidiyor. Para da verdim. O vakit ki parayla 500 bin lira sanırım. "Verdin mi? Niye verdin? Seni sıkıştırdılar mı? Gibi sorular sordular. İstanbul Belediyesi'ndeki o soruşturma sırasında müfettişlere, "Onlara da verdim, öbürlerine de" dedim. Neyse yakayı kurtardık." (Vehbi Koç) Siyasal Bilgiler'de konuşma yapan İnönü: "Bir ülkede namuslularda en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır. Ancak bu şekilde sağlıklı ve iyi bir yönetim oluşturulabilir." Diyordu. (Ziya Müezzinoğlu) Bakan olduğum sırada ziyaretine gittiğim İnönü: "Sizin kuşak Enver Paşa'yı tanımaz değil mi? Diyerek şöyle devam etti: Enver Paşa kendi sınırlarını, kendi bilgi, yetenek ve yaratılışından gelen şeylerin sınırını bilmiyordu. Orduları yönetmesi gereken adam değildi. Hele devleti hiç. Bu çok önemli bir şey. Çok büyük adam olabilirsin, çok cesur adam olabilirsin ama ölçüsü vardır. Nerede duracağını ve neleri yapamayacağını bilmek gerekir. Devleti yönetemez, devlet kendisine teslim edilemezdi." Aynı zamanda Enver Paşa'nın niteliklerinden, cesaret, atılganlık, dürüstlüğünden de söz etti ve aynı nitelikleri siyasi alanda Bülent Ecevit'te gördüğünü söyledi. O sırada artık kopmuşlardı. "Fakat ona da devleti teslim etmezdim" dedi. İsmet Paşa ikna ederek hükümet kurma çalışmalarına başladığı günlerde ben yine Adalet Partisi'yle koalisyona karşı çıkarak grupta gençliğimiz verdiği heyecanla yaptığım konuşmanın sonunda, İsmet Paşa kürsüye çıktı, konuşmasının sonunda bana dönerek: "Unutma. Bunları zevkle mi yaptığımı mı zannediyorsun? Ben özel yaşamımda elini sıkmak istemediğim insanlarla devletin esenliği için kol kola gezmeye mecbur kalıyorum. Devlet yaşamı budur. Kendi. Özel duygularınızı devlet hayatında geri atacaksınız." (Nurettin Özdemir)