50. Yılına doğru Türk Edebiyatı Dergisi ve Demokratik ülkelerde fikir, sanat ve edebiyat hareketleri, günümüzde artık "medya" denilen basın, yayın faaliyetleri halinde yürütülmektedir. Hele son on yıl içinde internet yoluyla ve "sosyal medya" genel başlığı altında "sosyal paylaşım siteleri" nin alıp başını gittiği, özel ve resmi kuruluşların da bu "anlık haberleşme ve tanıtma" imkanlarını sonuna kadar kullandığı düşünülürse, "idealist ve hatta hayalci olduğu" düşünülen fikir, edebiyat ve sanat dergiciliğinin bugün ne ifade ettiğini tekrar gözden geçirmeğe ihtiyaç vardır.
Edebiyatımızın dergicilik mazisi bir asrı aşmıştır ve galiba Avrupai manada ilk önemli dergimiz, Servet-i Fünun'un bir edebiyat dergisi rengi kazandığı 1896'dan zamanımıza doğru yüzlerce dergi çıkmış olmalıdır. Bunlar arasında ismiyle ve kadrolarıyla iz bırakanlar düşünülürse ; Genç Kalemler, Türk Yurdu, Varlık, Yeni Mecmua, Sebilürreşad, Dergah, Ağaç, Aile, İstanbul, Türk Düşüncesi, Hareket, Büyük Doğu, Türk Dili, Hisar, Töre, Kubbealtı-Akademi, Mavera, Erciyes,Yeni Dergi, Sanat Olayı, Gösteri, Kümbet, Külliye.ilk planda akla gelenlerdir. Bir kısım dergiler ise mahalli yahut belli bir topluluğun yayın vasıtaları halinde fikir ve sanat hayatımız içinde yer almışlardır.
Halk şiirimizin cönkleri, Divan şiirimizin tezkireleri, belki de zamanlarının şartları içinde birer tanıtma-derleme dergileri yahut antolojileri idiler.Eskiden "bir araya gelme"yi anlattığı için "mecmua", belli süreler içinde çıktığı için "mevkute" de denilen dergilerin artık haftalık, aylık, iki aylık, mevsimlik, altı aylık, yıllık olanları, çeşitli kuruluşları temsilen çıkanları, üniversitelerin bölüm ve enstitülerince yayınlananları bulunduğu malumdur. Hepsini takip edebilmeyi imkansız kılan bir çeşitlilik ve ihtisaslaşmaya doğru gittiği de dikkate alınarak bu "gazete ile kitap arasındaki mutavassıt" çalışmanın, mensuplarını ve okuyucularını heyecana sevkeden bir fikri-hissi hassasiyet noktasında yer aldığını düşünmekteyiz.
Demokrasinin yerleşmeye çalıştığı, çok sesliliğin kısmen de olsa edebiyat, sanat yoluyla sembollerini aradığı son yüz yılın sanat ve edebiyat dergiciliğinin ; fikri kadrolarıyla , idealleriyle, eserleriyle devirlerinin aydınları ve genç nesilleri üzerinde iz bırakmış ve yönlendirici olmuş bir önemli alanı temsil ettiği aşikardır. Bu konuda üniversitelerde yapılan çalışmalar ve tezler, ayrıntıya dair bilgi için merak erbabının ilgisini çekecek ölçüdedir. Biz bu yazı vesilesiyle, başlangıcından beri uzun yıllar içinde yer aldığımız bir sanat ve edebiyat dergimizin 40. yayın yılına ulaşması dolayısıyla düşünce ve tespitlerimizi belirtmekteyiz.
TÜRK EDEBİYATI DERGİSİ'NİN KURULUŞU VE KADROSU.
Türk Edebiyatı Dergisi, 1972 yılının Ocak ayında ilk sayısı ile yayın hayatına girer. Daha önce fikren yakınlığı olan bir başka edebi arkadaş grubunun " Defne" adıyla çıkarmakta olduğu dergi, bu tarihle birlikte adını değiştirir ve iddialı isminin altındaki ilk sayısıyla çıkar.Türk Edebiyatı Dergisi artık, iki yıl evvel ( 1970 ) kurulmuş olan Türkiye Edebiyat Cemiyeti'nin sözcüsüdür.Başkanı Ahmet Kabaklı'dır. O yılların milliyetçi görüşleriyle tanınan ilim,fikir ve sanat adamları Cemiyetin kurucu üyeleri , derginin yazarlarıdır.
Türkiye Edebiyat Cemiyeti, bir yıl evvel ( 1971) , Malazgirt Zaferinin 900. yılını vesile sayarak ülke çapında bir "Malazgirt Edebiyatı" ve fikriyatı geliştirmeyi hedef seçmiş, milli kaynaklar üzerinde yeniden kendimize gelmeyi, eser vermeyi teşvik etme hususunda çalışmalar da yapmıştır. Nitekim bu alanda ortaya konulan iki eser ödüle layık görülmüş, bir "Malazgirt Edebiyatı" başlatılmıştır: Mustafa Necati Sepetçioğlu "Kilit" romanıyla, Emine Işınsu ise "Ak Topraklar" romanıyla bu edebi çığırın ilk meyvelerini sunmuşlardır. Sepetçioğlu, sonraki yıllarda ilk eserinin devamı olan üçlemeler halinde .Kapı- Konak- Çatı- Üçler-Yediler-Kırklar- Bu Atlı Geçide Gider- Geçitteki Ülke.gibi isimlerle o yıllarda yetişenlerin yakından bildiği eserlerini kaleme alır, Türk tarihinin romanını yazmaya koyulur. Bu yıllar, aynı istikamette Kemal Tahir'in Devlet Ana' yı, Tarık Buğra'nın Osmancık'ı, Küçük Ağa'yı ortaya koyduğu, Yavuz Bahadıroğlu'nun, Yılmaz Boyunağa'nın, tarihi romanda adlarının duyulmaya başladığı zamanlardır. Türkiye, siyasi çalkantılar içindedir ve bizim nesil üniversite öğrencisidir.
1972 yılının başında mütevazı şekli içinde yayınlanmaya başlayan Türk Edebiyatı Dergisinin şair ve yazarları arasında asrın başında doğan Osmanlı'nın son nesli ile Cumhuriyet'in ilk nesilleri bir aradadır. Ahmet Kabaklı' nın "Milli-İslami-Muasır"fikriyatı ve birleştirici şahsiyeti etrafinda 20. Yüzyıl Türk ilim,fikir, sanat ve edebiyat hareketlerinin yıldız isimleri toplanmışlardır : A. Nihat Asya, Samiha Ayverdi, Nihat Sami Banarlı, Cemil Meriç, Mehmet Kaplan, Malik Aksel, İbrahim Kafesoğlu, Muharrem Ergin, Faruk K. Timurtaş, Ayhan Songar, Tahsin Banguoğlu, Oktay Aslanapa, E. Hakkı Ayverdi, Tarık Buğra, Ergun Göze, Süleyman Yalçın, Nevzat Yalçıntaş, Feyzi Halıcı, Bahattin Karakoç,M. Necati Karaer, Gültekin Samanoğlu, N.Yıldırım Gençosmanoğlu, Altan Deliorman, Nevzat Atlığ, Y. Bülent Bakiler, A.Oktay Güner,R. Oğuz Türkkan, Mustafa Kutlu, Sabahat Emir, İlhan Geçer, Sedat Ümran, İlhan Bardakçı,.ve sonraki yıllarda ülke çapında tanınacak olan, o yılların "doçentlik çağındaki" genç ilim ve fikir adamları; Necmettin Hacıeminoğlu, Erol Güngör, Recep Doksat, Birol Emil, Orhan Okay, Mehmet Eröz, Turan Yazgan, Kemal Eraslan, A.Bican Ercilasun, Orhan Türkdoğan,S. Kemal Tural, Mertol Tulum, Enis Öksüz, Mustafa Erkal, İnci Enginün, Ümit Meriç, Husrev Hatemi, . gibi isimler bu zengin tabloyu renklendirmektedir.
Dergide o yıllarda genç şair ve yazarlarının da ilk eserleri yayınlanmaya başlar : Beşir Ayvazoğlu, Sevinç Çokum, Dilaver Cebeci, Ahmet Taşgetiren, Fırat Kızıltuğ, T.Kutsi Makal, Yahya Akengin Mustafa Miyasoğlu, Necmettin Turinay,Vahap Kabahasanoğlu, M. Ruhi Şirin, İskender Pala, Ö. Lütfi Mete, sadettin Kaplan, Suzan Ç,ataloluk, A.Zuhal Tunceroğlu, Turgut Güler, M.Mehdi Ergüzel, İsa Kocakaplan, Sait Başer, Halil Açıkgöz, Hasan Akay, Kazım Yetiş, M.Nuri Yardım, Olcay Yazıcı, A.Erkan Kavaklı, Ayla Ağabegüm, Belkıs İbrahimhakkıoğlu, Serhat Kabaklı, Esat Kabaklı, Zeki Gezer, Necdet Ekici, Muhsin Karabay, Aysen Akdemir, Muhterem Yüceyılmaz,.ve diğerleri, milli bir edebiyatın 1911'lerden başlayan ve değişik dergiler etrafında devam ederek 1972 sonrası Türk Edebiyatı Dergisi'nde hayatiyetini sürdüren idealist bir kadronun mensuplarıydılar.
1978 'de Edebiyat Cemiyeti, "Türk" ve "Türkiye" adının Dernekler Kanununa göre kullanılamaması engelini de aşarak " Türk Edebiyatı Vakfı"nın kuruluşuyla müesseseleşmesini tamamladı. Kurucular ve üyeler arasında, Cemiyet'i kuranların yanı sıra, Celal Bayar, Süleyman Demirel, Alpaslan Türkeş, İsa Yusuf Alptekin ve Kemal Ilıcak da vardı.
Dergi artık bir Vakfın çatısı altındaydı.Daha geniş bina imkanlarına kavuştu. Türk Edebiyatı Vakfı'nın teklif ve öncülüğünde "Sultanüşşuara" unvanıyla taçlanan ünlü şair Necip Fazıl da artık her ay şiirlerini Türk Edebiyatı'nda neşrediyordu. Bu çok önemli bir hadiseydi. Bir müddet sonra Necip Fazıl'ın kader arkadaşı O.Yüksel Serdengeçti'nin de yazı ve şiirleri dergide çıktı.1985'i takip eden aylarda zamanın milli şairlerinden Bekir Sıtkı Erdoğan da her ay yayınlanan şiirleriyle Niyazi Yıldırım, Bahattin Karakoç, İlhan Geçer,.. gibi derginin asıl şairleri arasına katıldı.
TÜRK EDEBİYATI DERGİSİ'NİN MİSYONU NEYDİ ?
Ahmet Kabaklı, Türk Edebiyatı Dergisi ile "milli bir edebiyat hareketi" yürüttü ve muvaffak oldu. Bu edebi hareket başarılı olmuştur ve içinden yetişen kadrolarla devam etmektedir.
Bu dergi, edebiyat anlayışını, milletimizin kendi kaynaklarına dayandırmakta ve yaşanılan çağı idrak ederek geleceğe yürümeyi, "gelenekten ilham alarak yeniliklere açılmayı","Kökü mazide olan ati " anlayışı içinde eser vermeyi doğru bulmakta, genç kalemlerin her türlü edebiyat çalışmasına " Yaşayan Türkçemiz" etrafında yer vermektedir. Yıllar içinde dergiye gelen yüzlerce yazı, şiir ve inceleme Hocanın başkanlığındaki kurul tarafından okunup değerlendirildikten ve seçildikten sonra yayınlanmış, tanınmış isimlerin yanı sıra yeni isimlere sayfalar daima açık tutulmuştur. Aslında derginin bir gayesi de "Sanat Fidanlığı"ndan "Genç Kalemler" sayfasına ve asıl kadroya "yeni isimler" ve "yeni eserler" hazırlamaktır. Bu vazifeye, ilk sayıdan zamanımıza doğru sadakatle riayet edildiği söylenebilir.
Türk Edebiyatı Dergisi, sadece Türkiye' deki fikir, sanat ve edebiyat verimlerine değil Türk Dünyasının bütün eserlerine ve dünya edebiyatının eski ve yeni çalışmalarına da tercümeler yoluyla sayfalarını açmış, milli olduğu kadar evrensel değerleri de takip etme anlayışına sahip bulunmuştur.
Dergide neşredilen hikaye, şiir ve yazılarda okuyucuya ulaşması gereken mesajın neler olacağı noktasında zihni bir berraklık vardır. Bu çalışmalar, okuyucunun edebi zevkini besleyecek "güzel, bir Türkçe ile" kaleme alınmıştır olmalıdır. Bu metinlerin muhtevasında ; bütün milletlerin değer verip özenebileceği yüksek insanlık ideallerine ve bu milletin geçmişten geleceğe taşıdığı yeni ve diri kalabilmiş özelliklerine uygun, yaşama sevinci aşılayan, vatanı, bayrağı, aileyi sevdiren, tarihi yeniden düşündüren, her konuda ümit telkin eden, karamsarlıktan uzak tutan, merhamet, cesaret, dürüstlük, fedakarlık, gibi hasletleri yücelten, "her manada kahraman" efsanevi" şahsiyetleri sevdiren bir zengin ufuklar manzumesi vardır. Namık Kemal'in "eğlendirirken öğretmek" diye sembolleştirdiği edebi telkinler; nutka dönüşmeden, sloganlara kurban edilmeden, suni, siyasi, pragmatik, didaktik basitliklere tenezzül edilmeden yapılmış olmalıdır. Eserlerin okuyanda bırakacağı tesir, "elmanın içindeki vitamin veya lezzet gibi" sadece hissedilmeli , bağıran çağıran, kulak tırmalayan sert ifadelere ihtiyaç duyulmamalı, ürkütücü, heves kırıcı, yarı cahil bir vaiz acemiliğine düşülmemelidir.
Türk Edebiyatı Dergisi kırk yıl boyunca ifade ettiğimiz bu milli ve insani değerlere uygun edebi eserlere yer vermeye devam etti, ediyor. Dergi, düzenlediği yarışmalarla, anma proğramlarıyla, anıt sayılarıyla, özel dosyalarıyla fikri ve edebi gündemin oluşmasında rol sahibi olmuş, ismiyle ve misyonuyla edebiyat tarihimize girmiştir.
500. sayısına doğru giden Türk Edebiyatı Dergisinin 1972 başından günümüze doğru getirip istikbale taşıdığı bu milli-edebi gayeler 1911'lerde başladığını ittifakla kabul ettiğimiz yüz yıllık bir anlayışın devamıdır. Yahya Kemal, Akif ve Gökalp'le kendilerine has üslup renkleri kazanan; Arif Nihat, Necip Fazıl ve Cemil Meriç gibi isimlerle devam ettirilen, Bekir Sıtkı, Emine Işınsu ve Erol Güngör'ün şahsına zamanımıza kadar gelen, genç isimlerle çoğalan, bereketlenen, "köklerden dallara" doğru giden, milletten kabul ve destek görmüş bu hareket, benzerleriyle birlikte Anadolu dergiciliğinde de süren bir edebi aksiyon olmuştur.
DERGİNİN KURUCUSU HOCAM AHMET KABAKLI .
Dergiden söz açıp da onu hayatının gayesi yapan kurucusundan bahsetmemek olmazdı. Kabaklı Hoca, 1969'dan itibaren Üniversite hayatımda, Çapa Yüksek Öğretmen Okulunda hocamdı. 1970'de Cemiyet'te, 1972'de dergide devam eden ve- Anadolu'daki 8 yıllık öğretmenlik yıllarım kısmen hariç tutulursa- vefatına kadar 30 yıla yakın zaman yanı başında bulunmak talih ve şerefine nail olduğum mümtaz bir insandı.
Hoca, memleketimizin son asırda yetiştirdiği ender zekalardan biriydi. Milletimizin dertlerine "Tercüman" olduğu, "Türkiye"nin yazarı sayıldığı yarım asrı aşan yazı hayatında "Gün Işığında", " Şeyhülmuharririn" payesiyle gönüllerde taht kurmuştu. Harput'tan İstanbul'a gelen bu kibar, çalışkan, samimi, merhametli, mütevazı Anadolu çocuğu, arkasında adını şerefle yad ettirecek eserler bırakarak gitti. Türk Edebiyatı Dergisi onun adıyla özdeş olmuştu. Kalem sahipleri ona, gayretine ve fikirlerine olan saygılarından dolayı sonuna kadar destek vermişlerdi. " Kabaklı'nın gazetesi" veya "Kabaklı'nın dergisi" sözü gayet tabii karşılanan doğru tespitlerdi.
Ben binlerce talebesi arasında naçiz ve sadık "hayrülhalef"lerinden biri olmaya çalıştığım rahmetli Hocamın bütün eserlerinin edebi-fikri yeni incelemelere konu yapılması gerektiği kanaatindeyim. Başta klasikler arasına katılan eseri beş ciltlik Türk Edebiyatı'nın Yorumlar / Metinler / Dizin düzenlemesiyle farklı okul seviyelerinde yayına hazırlanabileceğini, 50 yıllık yazılarının konularına göre tasnif edilerek " Gün Işığında 1,2,3,4,5."şeklinde, basılarak ve elektronik kitap haline getirilerek de yeni nesillere sunulabileceğini düşünmekteyim. Edebi deneme ve makaleleri de birkaç cilt dolduracak hacimdedir.
Türk Edebiyatı Dergisi'nin yayın hayatımıza girişinin 49.yılında ve kurucusu Hocam Ahmet Kabaklı'nın vefatının 20. yılında Kabaklı Hoca'nın ruhu şad olsun, Türk Edebiyatı dergisi nice binli sayılarına yüzlü yaşlarına ulaşsın, Değirmenlerin de suyu, unu ve bereketi daim olsun.