VARLIK FONLARI

VARLIK FONLARI

Abone Ol
    Geçtiğimiz günlerde Bakanlar Kurulunca, bazı şirket hisseleri Türkiye Varlık Fonuna aktarıldı. Varlık Fonu´na devredilen kuruluşlar arasında Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO, PTT, Borsa İstanbul Anonim Şirketi, Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme Anonim Şirketi, Eti Maden ve Çaykur yer alıyordu.           Devrin gerçekleştirildiği  Türkiye Varlık Fonu Yönetimi, başbakanlığa bağlı   ana faaliyet konusu çeşitli  fonların kurulması ve yönetimi olan  bir anonim şirket olarak 2016 da  kurulmuştur.   Amacı yurt içinde kamuya ait varlıkları ekonomiye kazandırmak, stratejik, büyük ölçekli yatırımlara iç ve diş  kaynak temin etmektir. Şirketin 50 milyon lira olan kuruluş sermayesi, özelleştirme Fonu´ndan karşılandı. Tamamı ödenmiş olan bu sermayeyi temsil eden paylar Özelleştirme İdaresi Başkanlığına aittir.Şirketin en az 5 kişiden oluşan yönetim kurulu, başkan ve üyeleri ile genel müdürü başbakan tarafından atanıyor. Denetimi, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında bağımsız denetime tabi  ve kurumsal yönetim düzenlemelerine  tabii olarak faaliyet gösteriyor.          Varlık Fonları, çeşitli finansal varlıklara yatırım yaparak gelirini artırmayı hedefleyen, devletin sahipliği ve yönetimi altında çalışan fonlardır. Ülkemizin fonlarla ilk tanışması  ANAP´ ın tek başına iktidar, merhum Turgut Özal´ın da  başbakan olması iledir. Kurulan Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi,  devlet güvenceli senet çıkararak otoyol, köprü ve barajların satışından fona gelir elde etti. Bu  fondan elde edilen gelir Aselsan ve Havelsan gibi  savunma sanayinin kurulmasında kullanıldı. Özal döneminin diğer bir fonu da,   kısaca fak- fuk  denilen, Sosyal Yardımlaşma  Fonu olmuştur.  Toplumun yoksul kesimlerine  gıda yardımları yapılırken,  gerekli sağlık hizmetlerinin karşılanması için de  yeşil kart uygulaması başlatılmıştır.          Siyasi tarihimizdeki bir başka fon da Ziraat Bankası Kamu Fonudur. Merhum Necmettin Erbakan 1996 da  REFAHYOL hükümetinde  başbakan olarak göreve başladığında,   Ziraat Bankası bünyesinde bir  fon oluşturdu. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının gelirlerini  bu fona yatırmasını ,  borç paraya ihtiyacı olanlarında bu fondan  düşük faizle   ihtiyacı olan parayı çekebileceği karara bağlandı. Diyelimki a kurumunun  parası var bunu özel bir  bankaya yatırdığında %20 faiz geliri elde ediyor.Aynı devletin başka bir kurumu olan b nin  paraya ihtiyacı var. Özel bankaya  kredi almak için gittiğinde  % 80 faiz  ödüyor. Bu durumda  halktan toplanan vergilerle  devlet fazladan % 60 daha fazla faiz gideri  üstlenmiş oluyordu. Bunu ortadan kaldırmak için oluşturulan Varlık Fonu,  yapılacak büyük altyapı yatırımlarında da  düşük faizli kredi olarak  kullanılabilecekti. Sonuç olarak özel bankalardan kredi kullanan kamu kurum ve kuruluşları  anlaşmalarını iptal ederek  hesaplarını kapattılar.Bu durum birilerinin hoşuna gitmedi ve ülke 28 şubat denilen bir  sürece  girdi. 14 temmuz 1997  Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, yayınladığı bir genelge ile, Necmettin Erbakan döneminde başlatılan ve kamuoyunda ??havuz sistemi´´ olarak adlandırılan kamu tek hesabı uygulamasına son verdi.          Ülkemiz ekonomisinin bel kemiğinin oluşturan bu  kuruluşların  fona devredilmesinin   amacı  kamuoyuna,   büyük ve stratejik  alt yapı projelerine  finansman  oluşturmak olarak açıklandı. Özellikle havalimanı ve kanal projesinin finansmanı  söz konusuydu.  Dış Finansman imkanlarının zorlaştığı  ve  pahalılaştığı şu günlerde  fonun güçlendirilmesi  amacıyla  yapılan devir  doğru atılımlarla  özel sektörün katılımıyla  ülkemize olumlu bir ivme kazandırabilir. Bu işleri, bütçe kısıtlamaları ve meclisin  sıkı denetimi altında yürütmek kolay değildir. Varlık fonu kuruluşunun bir nedeni de bu kısıtlamalardan kurtulmaktır. Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında bağımsız denetime tabi bu fonların, ülkesini düşünen herkes için nasıl kullanıldığı önemlidir.