TÜRKAN SAYLAN´I ANIYORUZ?

TÜRKAN SAYLAN´I ANIYORUZ?

Abone Ol
Türkan Saylan 13 Aralık 1935´te İstanbul´da doğdu, İstanbul Tıp Fakültesini bitirdi, Deri ve bulaşıcı hastalıklar uzmanı oldu. 1972´de doçent, 1977´de profesör oldu. Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı´nı kurdu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığı, Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğünü yaptı. Hindistan devleti tarafından  verilen uluslar arası Gandhi  ödülüne layık görüldü. 21 yıl İstanbul Lepra Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1989 yılında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği´ni  kurdu. 2002 yılında emekli oldu. Ergenekon Davasında gözaltına alındı, suçsuz olduğu anlaşılınca serbest bırakıldı. Son 19 yılını Meme Kanseri hastası olarak geçirdi: 18 Mayıs 2009 tarihinde hayata gözlerini yumdu.         13 Aralık 1935 tarihinde doğan Prof.Dr. Türkan Saylan hocamızı 81. Doğum gününde anarken, O´nun bazı görüş ve düşüncelerini anımsatmak istiyoruz.         Türkan Saylan hocamız diyor ki;        -Toplumcu demek başkalarını da düşünmek, onlar için de yararlı olmaya çalışmak demektir.        - Kardeşlerimin hem ablası, hem dostu, hem de anneleriydim. Hatta bana ? anne? derlerdi. Onlara karşı duyduğum sorumluluğu daha sonra tüm insanlara duymaya başladım.        - İnsanlara karşı şefkat ve sevgi duyuyorum. O sebepten doktor olmak istiyordum. Onların acılarını dindirmek, şifa bulmalarına yardım etmek, mutlu olmalarını sağlamak için bütün gayretimle çalışacağım. Tüm doğası bizim olan öz toprağımızın gösterişsiz, çilekeş insanlarına yardım etmeliyim. Özellikle kız çocuklarına? Anadolu´da okuyamayan binlerce  kız var?        -Anayız biz. Aynı tabiat ana gibi.Doğuruyoruz, tırnaklarımızla büyütüyoruz. Bundan daha muhteşem bir şey olabilir mi?        -Öyküler ve romanlar okudukça başka dünyalara seyahat ediyor, bunu hiç masrafsız tatile çıkmak gibi düşünüyorum.        - İnsanların bedenlerini tedavi ederken ruhlarını da ihmal etmemek gerekir.        - Yılmak, yorulmak, vazgeçmek karakterimde yoktur.        -Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği´nin amacı; Atatürk ilke ve devrimlerini korumak, geliştirmek, çağdaş eğitim yoluyla çağdaş insan yetiştirmektir.        -İdealim umutsuzlukları umuda, hayalleri gerçeğe çevirmektir.        - Ömrüm boyunca dürüst ve yardımsever olmaya çalıştım. İnsanları sevdim. Sevginin olduğu yerden terörist çıkmaz. Gerçekler elbette meydana çıkacaktır.        -Hala bir çocuk kadar meraklı ve çoşkuluysam bunu yaşadığım o karmaşık, o çelişkilerle dolu çocukluğuma borçlu olduğumu sanıyorum. Yaşamda tek ilkem, bana acı veren davranışların tersini yapmak oldu. Bu da olabildiğince huzuru, kendimle ve çevremle barışık bir yaşam sürmemi sağladı. Sevginin erdem olduğunu  bana çocukluğumun kuşları, kedileri, mektup arkadaşları ve okuduğum kitaplar öğretti.        -Zenginliğin, fakirliğin insan olmada bir rol oynamadığını, insanların her kesimde acı çekebildiğini, gerçek zenginlik kaynağının iç dünyalar olduğunu sütçü Ayşe hanımdan ,terzi foto´dan, bahçıvan Zizo´dan öğrendim.        -Ne yapıp edip burs verilen kız öğrenci sayısının 36 binden 100 bine çıkarılması, Türkiye´de her köye bir okul yapılmasını ve her kasabada bir kız öğrenci yurdu açılmasını istiyorum.        - Oğullarımdan biri ? Annemiz Türkan Saylan kendini halka o kadar adamıştı ki bize üç öğün yemek bile yapmadı, ama ufkumuzu açtı? diyordu.        -Diğer oğlu ?Biyolojik olarak onun annemiz olduğunu bile hissetmezdik. Hayatlarını değiştirdiği diğer çocuklar gibiydik. Onları hiçbir zaman bizden ayrı tutmazdı? demiştir.        -Kardelenlerden biri Türkan Saylan´ın vefatının ardından açılan anı defterine şu satırları yazmıştı. ? Sevgili Hocamız, biz sizi tanıyalı sevmeyi sevdik, sabretmeyi, beklemeyi, umudu. Aslında sizinle hayatı sevdik.?         18 Mayıs 2009´da kaybetmiştik Türkan  Saylan Hocamız´ı. Ama ne mutlu O´na ki, hayatı sevdirdikleri O´nun yolundan gitmeye devam ediyor. ( Sevinç- Salim Koçak, Türkan Saylan Nasıl Büyük İnsan oldu, Boyalıkuş Çocuk, 1.Basım Mayıs 2016 kitabından derlenmiştir.)