Sivil Toplum örgütleri sivil halkın kendisi demektir.
Batıda şu 3 temel unsurun önemsendiğini görmekteyiz:
-Bireysel haklar,
-Medyayı önemseme,
-STK´ lara verilen yetkiler,
STK´ ların ne anlama geldiğini özgür ansiklopedi şöyle açıklıyor:
?Sivil toplum kuruluşları ya da sivil toplum örgütleri, resmî kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukukî ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır. Sivil toplum örgütleri oda, sendika, vakıf ve dernek adı altında faaliyet gösterir...?
Ne kadar önemli değil mi?
STK´ lar halkın örgütlenmesidir?
Sestir, hamledir?
Milli irade hamurunu STK´ lar yoğurur.
Avrupa, STK´ lara ön açarak, dediklerine kulak asarak kalkındı.
Yani STK´ lar birer enerji kovanına benziyor.
İnsanlar arı misali o kovanlarda hizmet balını üretirler.
Bizde de STK´ lar var ama çoğu kâğıt üzerinde etkisiz, kenarda bırakılmıştır.
STK´ lar üzerinde en garip uygulamaları biz yaparız.
Nasıl ki, vergide ödül alan tüccarın defterlerini yeniden incelemek ve cezalandırmak gibi bir huyumuz varsa, STK´ larda da üye olmaktan insanları bin kere pişman eden uygulamalara şahit olmaktayız.
Oysa STK başkanları birçok haklara sahip olmalıdır, mesela?
-Belediye otobüslerinde, uçaklarda, şehirlerarası otobüslerde, deniz yollarında %50 oranında bilet indirimine tabi tutulmalıdır.
-STK temsilcileri, kamu kurumlarının her birinde komisyonlarda yeri olmalıdır.(Tarım Kredi, Esnaf Birlikleri, Odaları, TSO, Borsa vb )
-STK temsilcileri, siyasi partilerin komisyonlarında yer alabilmelidir. (Kültür, bilim, sosyal haklar vb)
-STK temsilcileri; trafikte, statlarda vs, yerlerde dikkate alınan ?Özel kimlik? sahibi olabilmelidir.
-STK başkanlarının şahadetlerine itibar edilmelidir.
-STK temsilcileri mahkemelerde, ?Gözlemci? sıfatıyla olabilmelidir.
Bu haklar düşünülerek detaylandırılabilir.
Devlet, STK´ lara değer verdiği oranda demokrasiyi güçlendirecektir.
Olay şu mantıkta ele alınmalı:
?Kamu gücü, Birey gücü, Halk gücü?
Bu üç kuvvet devlette bu şekilde yer alırsa bizi kimse tutamaz.
Demokrasi böyle gelişir.
15 Temmuz darbe girişimini halk önlediyse (ki, öyledir), halkı özel değer ve yetkilerle donatmak zorundayız.
Ancak, 15 Temmuz´da çok övülen halkımız sonrasında, STK´ lar bazında kör noktada kalmaya devam etmektedir.
Bunun için, siyasi partilerin il teşkilatları vakit geçirmeden yani:
-Gerçek demokrasi?
-Gerçek kalkınma?
-Gerçek sosyal toplum oluşturmak için?
Kollar sıvanmalı; yasaysa yasa, yönetmelikse yönetmelik çıkartmak üzere STK´ lara yeni bir şekil, yeni bir ruh verilmesi sağlanmalıdır.
Mutlak demokrasi için yegane yol budur.
Başlığımıza göre konuşursak, STK´ lar %10 kapasiteyle dahi çalıştırılmıyor.
Yani sinerji kaybımız var.