SİYASETTE KİMSE KİMSENİN KAZANMASINI İSTEMEZ

SİYASETTE KİMSE KİMSENİN KAZANMASINI İSTEMEZ

Abone Ol
AK Partisi, CHP ve MHP’de dişine göre bir aday çıksın da seçim rahat alınsın ister. CHP’nin isteği aynı şekilde Müezzinoğlu ya da Ziyaeddin Akbulut çıksın ister. MHP, Mustafa Yel’in adaylığını hiç istemez. Şimdi bir ŞOK dalgası yayılıyor ki tamamen AK Parti’nin aleyhinedir: Fethullah Hoca’nın kolunu kanadının kırmak! Durup-dururken pat diye ortaya bir dershaneler meselesi atıldı ve onbinlerce insan şimdi istim üzerinde oturuyor. 4 sene içinde sonuçlandırılacak bir işin kavgası seçime 4 ay kala başlatıldı. Acaba Sayın Başbakanın “ Baldıran zehiri” dediklerinden biri de bu olmasın. Sanki bir gizli yerden talimat geliyor ve önü-arkası hesap edilmeden o talimat uygulamaya sokuluyor. Ben birçok yazıda okumuştum: PKK kendi egemenlik bölgesinde cemaatin ne okulunu istiyor, ne dershanelerini… Çünkü bu cemaatten dağa adam gitmiyor, kaldırılamıyor aileleri de çok iyi eğitim gören çocuğuna sahip çıkıyor. Şimdi PKK ŞER cephesinden başka tüm kesimlerle Papaz olmaya özen gösteren bir siyaset ateşi geldi dershanelere de sıçradı. Ancak şunu da akılda tutmak lazım gelir.(Şura / 30 ayeti) “Başınıza gelen her musibet, işlediğiniz günahlar nedeniyledir. ...” Hoca Efendi ne gibi bir günah işledi de şimdi böyle bir musibetle karşı karşıya geldi diye bir muhasebe yaparak söze bir taraftan girmek lazımdır: Bakınız; Abant toplantıları oldu burada siyasi Kürtçülük ayyuka çıkarıldı. Erbil toplantıları oldu; burada siyasi Kürtçülüğün alt zemini oluşturuldu. Zaman Gazetesi sayfalarını Türk düşmanlarına açtı… Orada Türklük, milliyetçilik aleyhine yazılar ön plana çıkarıldı. AK Parti’nin aşağıdan yukarıya ileri gelenleri Türklüğün aleyhinde konuşurken Hoca Efendi “ durun, ne yapıyorsunuz, bu millet İslam’ ın sancaktarlığını yapan necip bir millettir” demedi, diyemedi. Hâlbuki Said-i Nursi Hazretlerinde bu şecaati görebiliyorduk. Kerkük’ de, Doğu Türkistan’da insanlar hala katlediliyor, Hoca Efendi merhametini bu insanlar için konuşturmadı. Şimdi bir musibetle karşı karşıyadır. Yani dershanelerin kapatılacak olması eğitim bakımından zaradır, diğer dershaneler de bunun acısını çekecektir. Şimdi Türk töresi gereği Ben haksızlığa uğratılan, mazlum durumuna düşürülen herkese sahip çıkılmasını istiyorum. Etim ne budum ne ama öyle geliyor içimden. Cemaatin bana göre en büyük kusuru yapılanmalarında “kolonileşme” yolunu tercih etmeleridir. Millete açık olan bir hizmet hareketi sonradan kendi içine dönerse, kendini milletten koparmış olur. Biz, hiç kimsenin ezilmesine, reform gerekçelerine sığınarak kurulu düzenlerin alt-üst edilmesine evet diyemeyiz. Adını “Hizmet olarak koyan bu hareketin mensuplarına bir sözümüz var; lütfen dün olduğu gibi toplumla entegre olun. Kazandıklarınızı halkla, esnafla paylaşın. Alan el değil artık veren el olun. Sonuç olarak başa dönersek; Hoca Efendi cemaati çok genleşti, çok güçlendi ki AK Parti bundan ürkmüş olabilir. Onun için kontrol edemeyeceği noktaya gelmeden işini bitirmek istiyordur. Başbakan Parti içinde tek adam olmak ister; tüm üyelerinin kaderi kendi elinde ama Hoca efendiye bağlı olanlar mutlak Hoca’ya bağlıdır ve Sayın Erdoğan’a ikinci derecede sadık üyelerdendir. Hoca Efendi zaman zaman yaptığı açıklamalarla Başbakan’a ters düştüğü için tahammül, sabır, sınırları aşılmıştır. Şahıs bazında veya parti bazında kimse kimsenin kazanmasını istemez. Bugünkü cemaat-parti çekişmesi vücutta uç veren çıbana benziyor. Tedavi edilmezse burada bir atasözünü hatırlamak zorundayız: Çarpışan iki testiden biri kırılsa diğeri de çatlar.