SEZARIN HAKKI SEZARA!!!

Sezarın hakkı Sezara!!!

Abone Ol
SEZARIN HAKKI SEZARA! İkinci yarı döneme başladığımız şu haftalarda öğrencilerde, velilerde kitap tamamlama telaşı almış başını gidiyor. Bir taraftan öğretmenlerin daha kendi öğrencilik dönemlerinde okudukları baskısı tükenmiş veya bulunması zor kitapları istemeleri, bir taraftan sürekli artan kitap fiyatları. Durumu iyi olanlarda sorun yok ama kendi hayat standartlarından ödün vererek çocuklarını okutmaya çalışan ailelerin kitapları alırken yüzlerinde beliren çaresizlik ifadesi beni üzüyor. Bunun bir de sonrası var. Bu kadar fedakarlıklarla okutulan çocukları, onlara iş bulmakla görevli bir kurum olduğu halde eğitimleri bittikten sonra maalesef ki işsizlik bekliyor. İşkur´ un bu konuda verimli yeterli bir sisteme sahip olmadığına inanıyorum. Bu konuda Batı sisteminden çok gerideyiz. Örneğin iş bulma kurumuna başvurulur (her bireyin kendisiyle ilgilenecek bir danışmanı vardır). Başvuran kişinin özellikleri not edilir. İş ilanı listesi verilir ve bir hafta on gün sonraya tekrar randevu oluşturulur. Bu süre içerisinde listedeki firmalara başvuruda bulunmak gerekir. İş başvurusu yaptığını kanıtlamak içinde firmadan imza kaşe alınmalıdır. Bir sonraki işkur randevusuna kadar listeyi tamamlamassanız tam 6 hafta işsizlik maaşınızı alamazsınız. İşsizlik maaşı almayanlar için de durum böyledir. Her randevuya gitmek zorundasınız. Diğer yandan işkur memurları listede verdikleri firmalarla irtibata geçerler. Kişi gerçekten iş başvurusuna geldi mi? Görüşmede neler anlattı? Formaliteden mi geldi? İşe neden alınmadı? Gibi sorular sorar. Firma ve işkur arasındaki mükemmel ahengi görüyor musunuz? Böyle bir sistemi Türkiye işkurlarında görmeyi çok arzu ederim. Ben, 5 sene önce işkura böyle bir başvuru yaptım ve bu süre içerisinde hiçbir geri bildirim gelmedi. Benimle ilgilenmesi gereken memur kim bilmiyorum bile. O yüzden etrafımda ki üniversite mezunu işsiz gençlere şaşırmıyorum... Mühendislik.... Mimarlık vs bitirmiş, iş bulamadığından dolayı garsonluk, satış temsilciliği vs. yapan gençlere de şaşırmıyorum. Garsonluğu veya satış temsilciliğini kötülemek için yazmıyorum bunu. Eğitimini aldıkları mesleklerini yapamadıkları için zorunlu olarak başka sektörlere yönelmek zorunda bırakılmaları. Ve bunu düzeltmek için hiçbirşey yapılmaması. İsyanım buna! Önümüzde, malum seçimler var. Her Belediye Başkan adayı sürekli birşeyler vaadediyor. Halka kendilerinden ne istediklerini soruyorlar. Bir kaç isteğe tanık oldum. Yolları yapacak mısınız? Trafiği düzeltecek misiniz? Ben bunların hiçbirisini istemiyorum. Bunlar onların zaten görevi, yapmak zorundalar. Bunları istemek bile abes! Belediyenin görevleri arasında halkını her konuda rahat ettirmek, yaşam standartlarını yükseltmek... Buna yol, su, trafik, sağlık hizmeti de dahil diye düşünüyorum.  Ve bir başkan olarakta bunları en iyi şekilde yerine getirmek için organize bir yönetim şekli geliştirmek gerekli. Benim istediğim güzel kentimizi iş konusunda geliştirmek ve en önemlisi hak edene hak ettiği işi vermek. Onun dayısı bunun yeğeniyle işin ehli olmayan kişiler yalnış görevlere getirilirse ne kadar verimli olunabilir? Bir hastane durağında kulak misafiri olduğum bir konuşmada iki üç bayan kahkalarla gülerek işe hangi akrabaları tarafından sokulduklarını anlatıyorlar birbirlerine ve tesadüf ki o bayanlardan birtanesi az önce benim girdiğim doktorun yanındaydı ve söylenen ilacı PC´de harflerin yerini tam bilmediğinden yazması uzun sürdü. (yanlış kod verebileceğini bile düşünebiliriz, bu durumda hastanın tamamen yanlış tedavi ile ne kadar zarar göreceği de cabası) ElifCe Dipnot: Bu konuda belediyemiz ve işkur işbirliği yaparak ayrıca bir bölüm kurmalı, işsiz gençlerimiz özelliklerine göre kategorilere ayrılıp açıktaki görevlere getirilmeli yani hiçbir dayı-amca-yeğen hatırı olmadan hakedene hakkettiği iş ve konum verilmelidir. Böylece hem ilimizin gelişimi hem iş verimi artar. Benim Belediye başkan adaylarımızdan istediğim bu.