SEÇİMLERİN ARDINDAN BİR DEĞERLENDİRME

SEÇİMLERİN ARDINDAN BİR DEĞERLENDİRME

Abone Ol
Erken seçim, baskın seçim,çok acele seçim,adına ne derseniz deyin Türkiye 24 Haziran´da çok önemli bir dönemeci geride bıraktı.Yeni sisteme dair kuşkularımı ve korkularımı aşmış değilim. Benim tavrım demokratik parlamenter sistemden yanaydı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diyenler kazandı. Olumlu veya sakıncalı taraflarını uygulamalar sırasında hep birlikte göreceğiz. İtiraf etmeliyim ki;seçim sonucu ile ilgili iki öngörüm de gerçekleşmedi. Seçim ilk turda sona erdiği gibi, AKP meclis çoğunluğunu kaybetse bile Cumhur ittifakı mecliste yeterli sayıya ulaştı. Ha bu ittifak her ne pahasına olursa olsun devam eder mi? MHP, kimyası ile uyuşmayacak her teklife kesinlikle evet demez. Ayrıca Anayasa değişiklikleri için ikisinin oyu da yeterli olmamaktadır. Kısacası milletimiz MHP´yi kilit parti konumuna getirerek aslında geleceğini sigorta ettirmiştir. Bu seçimin galibi kimdir? Her seçimden sonra sorulan bir sorudur bu. Şimdi sorulması da normaldir ve analistler farklı yorumlarla görüşlerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Yenilen pehlivan güreşe doymaz. Hiç kimse de ayranım ekşi demez. Bir kere kazananların en başına 12. seçimden de zaferle çıkan Sn. Erdoğan´ı koymak bir hakkı teslim etmektir. Muharrem İnce bile daha o akşam; ?Adam kazandı.Sonuçları kabul ediyorum.?diyerek açıkladı sonucu. Bu seçimin stratejik ve taktik açıdan en büyük kazananı şüphesiz MHP ve Sn.Devlet Bahçeli´dir. Oyları ve milletvekili sayısında önemli bir artış olmasa da tüm anket firmalarını ve tüm medya yorumcularını ters köşe yapan bir oran ile MHP bu seçimin en büyük sürprizidir. Çünkü zamanında yapılacak bir seçimi kaybetme risklerini erkenden fark edip acele seçim isteyen de,AKP ile ittifakın mimarı da Bahçeli´dir. Sn.Muharrem İnce de bu seçimin kazananları arasındadır. Kendi partisi dahil hiç kimse böyle yüksek bir performans beklemiyordu ondan. Gayretiyle,azmiyle parti örgütüne moral ve heyecan aşılamayı ve örgütü ayağa kaldırıp 15 milyon seçmenin gönlüne girmeyi başardı. M.İnce artık partisi içinde de daha güçlü bir konumdadır ve muhtemelen Genel Başkan adayıdır. İYİ parti için ayrı bir sayfa açmak gerekiyor.Mitinglerdeki başarısı ve halkın ilgisi M.İnce´yi açık ara öne çıkarınca Sn.M.Akşener´in popülaritesi biraz azaldı. Ama parti örgütü bütün imkansızlıklara,akla hayale gelmedik iftiralara,şeytana dudak uçuklatacak engellemelere,HDP´ye bile 90 milyon TL hazine yardımı yapılan bir ortamda,devletten bir kuruş yardım alınmamasına rağmen canla başla,büyük bir özveriyle ve inançla çalıştı.Her şeye rağmen kazanılan bu başarı siyaset tarihimize altın harflerle not edilmelidir. Cumhuriyetle yaşıt CHP´nin %22, 50 yıllık parti MHP´nin %11, kökü Sn.Erbakan´a dayanan Saadet´in %1,5, bütün imkanlarını sonuna kadar kullanmasına rağmen AKP´nin %42 oy alabildiği bir seçimde, bütün engellemelere, yok saymalara ve TRT dahil medyanın karartma ve ambargolarına rağmen, çiçeği burnunda, daha yedi ay önce kurulmuş ve henüz ilk seçimini yaşayan bir partinin %10´luk çıtayı yakalamış olması gerçekten büyük bir başarıdır. Milletvekili sıralamaları ve isim tercihlerinde hatalar olmasa,daha sağlıklı değerlendirmeler yapılabilseydi başarı daha görkemli olabilir,daha fazla milletvekili kazanılabilirdi. İYİ Parti´nin ilk istişare toplantısında bazı konuların masaya yatırılacağını ve çok esaslı özeleştirilerin yapılacağını tahmin ediyorum. Bunlar yapılmazsa bir sonraki seçim hüsran olabilir. Daha henüz emekleme devresindeki bir partiden ayağa kalkıp yürümesini,hatta koşmasını beklemek de başka bir insafsızlıktır ama başarmak için özeleştiri mutlaka olmalıdır ve iyi niyetli eleştiriler demokratik hoşgörü ile karşılanmalıdır. Şunu da önemsiyorum; İYİ Parti, ruh ve beden uyumunu bir kere daha gözden geçirerek kendini daha net cümlelerle yeniden tanımlamalı, diğer partilerden farklılığını, varoluş gerekçesini, siyaset felsefesini ve yönetişim iddialarını daha yalın biçimde ortaya koymalıdır. Bu seçimin kaybedenleri de bana göre oyları 7 puan düşen AKP ile, muhalefette olmasına rağmen oyları azalan CHP´dir. Cumhurbaşkanlığı yarışında da Erdoğan ve İnce dışındaki adayların başarılı olduklarını söylemek maalesef mümkün değildir. OHAL idaresinde yapılan bu seçimin ne kadar adil olduğunu sorgulamak ise Avrupalı gözlemcilerden çok, tüm varlıklarıyla iktidara destek yarışına giren tarikat ve cemaatların kerameti kendinden menkul şeyhlerinin görevi olmalıdır. Kazanmak için her şeyi mübah görenlerin, toplumu Allah ile aldatanların, Asr-ı Saadeti anlatıp Asr-ı şatafatı yaşam felsefesi yapanların bu milletin tertemiz imanını daha fazla kirletmelerine izin verilmemelidir. Din adamlarının işi gönüller inşa etmek ,siyaset adamlarının görevi devleti yönetmektir. Ne Fatih´ler Akşemseddin olmaya,ne de Akşemseddin´ler Fatih olmaya özenmemelidir. İnançların istismarı bazılarına geçici iktidar sağlayabilir ama GDO´lu dincilik uzun vadede kesin felaketimiz demektir.Bu hassasiyetlerle bizler rozetlerimize esir olmadan Cumhuriyetin bütün kazanımlarına birlikte sahip çıkmalıyız.Özellikle siyaset adamlarımız da devlet idaresinde ve beka meselesinde laikliğin neden önemli ve gerekli olduğunu bir kere daha düşünmelidirler.Fetö ihanetinden de ders çıkarmayanlara yazıklar olsun.