Darbe girişimin çok öncesiydi.
Sağlık kurumlarında bazı atamaların yapıldığı haberlerini okuduk..
Yerel gazetelerimizden biri duyurmuştu.
Sağlık Müdürlüğüne ve Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliğine iki meşhur doktorumuz atanmıştı.
Ben de sevinçle zikredilen isimlerle görüşüp konuşarak kendilerinden teyit almıştım.
Konu sanırım 4 aydır gündemdedir.
Adı geçenlerin Tekirdağlı oluşu çevrede şetaret uyandırdığını da ayrıca belirtmek istiyorum.
Fakat?
Ne olduysa oldu, bir el ya da eller Ankara´ya uzandı ve milletvekillerini de aşarak olayı durdurdu.
Atamalardan ses seda yok.
Böyle mi olmalıydı?
Sebebini bilmek hepimizin hakkıdır.
Bu belirsizliği görünce aklım Anavatan dönemine gitti.
O dönemde bu tip ekzantirik olaylar zuhur ederse (Ki, çok zordur)
Efrahim Balım Ankara nezdinde duruma el koyarak işi dakikalar içinde bitirirdi.
Ankara kesinlikle Tekirdağ´ ı aşamaz ve de sızamazdı.
BU durumu çok güzel ifade eden bir isim daha var: Osman Biler!
Biler Abimiz böyle halleri her platformda,
?Biz Tekirdağ´da siyaset yaparken Parti´yi Ankara bürokrasisinin açık pazarı haline getirmedik, bu fırsatı onlara vermedik?
Sözleriyle dile getirecektir.
Bu iki ismin bugünkü siyasetçilere örnek teşkil etmesini dilerim.
Antiparantez söyleyeyim: Efrahim Balım´ ın işyeri hala parti merkezi gibidir.
Evet, günüme dönerek diyorum ki: Söz konusu atamalar neden gerçeklememiştir?
Buna benim gibi binlerce Tekirdağlı cevap bekliyor!
Neyse? Fazla deşelemeden konuyu bağlayayım; burada iki güç noktası var:
1- Çiçeği burnunda İl Başkanı Cüneyt Yüksel Bey?
2- Bizi temsil eden üç milletvekilimiz...
Bu iki güç odağının bu yazıdan sonra konuya eğileceklerini düşünüyorum.
Eğilmek zorunda oluşlarının bir önemli sebebi de şu:
Şehir Hastanesinin yapılacağı bölgede hızlı şekilde arsa kapatmalardan dem vurulmakta?
Belirsizlikler kötüdür.
Şartlar ne olursa olsun, Tekirdağ siyaseti kendi bölgesinin hâkimi olmak zorunda?
İl başkanlığına ve milletvekillerimize bu konuda, "Lütfen!" diyorum!