PROF. DR. ENGİN GEÇTAN´IN ARDINDAN?

PROF. DR. ENGİN GEÇTAN´IN ARDINDAN?

Abone Ol
      12 Ocak 1932´de İzmir, Karşıyaka´da doğan, 21.2.2018´de 86 yaşında toprağa verilen Psikiyatri Profesörü ve yazar Engin Geçtan 1956´da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi´ni bitirdikten  sonra, New York´a gidiyor.Psikiyatride uzmanlaşmaya karar veriyor.New York´ta eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye´ye dönüyor. Askerliğini yedek subay olarak Konya Askeri Hastanesi´nde asabiye mütehassısı olarak  yapıyor. Ardından Ankara´da akademik dönem? Doçentlik, profesörlük? ODTÜ´de 19 yıl hocalık. Ankara Üniversitesi´nden sora Marmara ve Boğaziçi Üniversiteleri´nde ders vermeye devam ediyor. 1974´de ? Psikodinamik  Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar? adlı ilk mesleki kitabını yayınlıyor. 1981´de ? İnsan Olmak?, daha sonra ? Psikanaliz ve Sonrası? olmak üzere 17 kitaba imza atıyor. Geçtan ? Yapmam Lazım? yerine ? Yapmak İstiyorum?u koymamızı tembihledi.( Milliyet 25 Şubat 2018)       Prof.Dr. Engin Geçtan´a Allah´tan rahmet dilerken, O´nun bazı görüş ve düşüncelerini  anımsatmak  istiyoruz:       -Tehdit altında güdülenen bir toplumuz biz. Dibe vurmaya beş kala sıçrar, toparlanırız.            -Ülke olarak çok ilerledik ama toplum olarak çocukluk dönemine geriledik, hatta bazılarımız neredeyse taş devrine geriledi.       -Vicdan, adalet,izan, sağduyu ve daha  niceleri son yıllarda giderek  iptal edildiler. ?Kimler tarafından? sorusuna girmeyeceğim. Çünkü bu kimlerin işi olursa olsun asıl sorumluluk bizim. Ucu kendimize dokunana dek kılımızı kıpırdatmadık.       - Tarih duyusundan yoksun bir toplumuz. Köklerimizi hiç tanımıyoruz, melez bir toplum olmamızın zenginliğinin farkında değiliz. Kendi tarihimizi merak bile etmiyoruz. Buna eğitimli denilen kesim de dahil. Ortaklaşa kabul edilen bir tarihe sahip çıkmayan toplumlar sakat kalırlar.       - ?Yaşlandıkça toprak çeker? diye bir söz duymuştum. Ne kadar doğruymuş. Kendi isteğimle yıllardır İstanbul´da yaşadığım halde, son dönemlerde yoğun bir Ege özlemi yaşıyorum ben de. ( Hürriyet Pazar 25.2.2018)       -Kimse siyah ya da beyaz olarak nitelendirilemez. Aslında hepimiz grinin tonlarıyız. Kimimiz daha koyu, kimimiz daha açık. Beyaza çok yakın bir tonu tutturabilenlerin azınlıkta olduğunu biliyoruz.       -İnsanın kendi içinde ürettiği kargaşa dış dünyadaki gerçek tehlikelerden çok daha ürkütücüdür.       -Kadercilik ve uyuşukluk, çevreyle baş edememenin doğal sonuçlarıdır.       -Dünyada iki tür insan vardır: Yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler.       -Yaşantıya dönüşmemiş bilgi gerçek bilgi değildir. Bilmek uygulamaktır!( Konfüçyüs)( Engin Geçtan, İnsan Olmak,Remzi Kitabevi, 19.Basım, Nisan 1998)       - Hayat bir dizi rastlantı ve bizim o rastlantılarla birlikte nasıl var olduğumuz ya da olmadığımız. Önce günaydın, sonra biraz haz, biraz acı, biraz aşk, biraz hayal kırıklığı, biraz sıcaklık, biraz yalnızlık, biraz boyun eğme, biraz başkaldırı ve ardından iyi geceler.( Engin Geçtan, Hayat, Metis Yayınları, Yedinci Basım, Haziran 2004)       - Politikayla ilgilenmeyen toplumların kaderinde cahiller tarafından yönetilmek de olabilir.       - Başkalarını bilen bilgi edinir, kendini bilen aydınlanır.( Lao Tse)       -Kendimizi yakın hissettiğimiz kişilere duyduğumuz yakınlığı hissettirebilmemiz önemlidir. Çünkü kültürümüzde olumsuz tepkiler daha kolay verilebildiği halde, olumlu tepkiler verme konusunda cimriyiz.       -Türkiye´de çocukların temel ihtiyaçlarının daha çok tolerans, daha çok anlayış, daha çok ilgidir. Çocuklar büyüklerle anlaşmak, toplumla konuşmak ve kendilerini ifade etmek istiyorlar.       -Başarı insanın kendi hayatını yaratabilmesidir.       -Kendini tanımak ? dıştan içe? sessiz bir yolculuktur, anlatılması ve paylaşılması zor, bazen sadece kokusu alınabilir. Akmakta olan bir ırmağın, aynı zamanda kaynağına doğru yolculuk edebilmesini çağrıştıran bir süreç; kaynağa ulaşılmasa da yolculuğun kendisine değer. ( Engin Geçtan, Zamane, Metis Yayınları, 1.Basım,2010)       -Yaşadıklarım bana bir şeyi öğretti: İnsanın tutkularına kapılıp geleceğine önceden el koymaya çalışmasının anlamsızlığını. Korkuya kapılıp fırtınanın yönünü değiştirmeye çalışmak yerine, fırtınanın bizi götürdüğü yerde savaşma yürekliliğini gösterebilmek. Ben bunu yapamamış olmanın bedelini ödedim. ( Engin Geçtan, Kırmızı Kitap)   26.02.2018