PERFORMANS DEĞERLENDİRME SİSTEMİ

PERFORMANS DEĞERLENDİRME SİSTEMİ

Abone Ol
Çalışanın yeteneklerini, potansiyelini, iş alışkanlıklarını, davranışlarını ve benzer niteliklerini diğerleriyle karşılaştırarak yapılan ve sistematik bir ölçüm olan Performans Değerlendirme Sistemleri verimli bir iş süreci için bütün kurumların uygulaması gereken bir yöntem. Performans, herhangi bir görevin gereği olarak önceden belirlenen standartlara uygun davranışların gösterilmesi ve beklenen amaçlara yaklaşma derecesi olarak tanımlanabilir. Performans değerlendirme ise çalışanın performansının izlendiği, değerlendirildiği, sonucun kaydedildiği ve çalışana bildirildiği bir süreç. Performans yönetimi organizasyon hedefleri ile çalışanın bireysel hedefleri arasında paralellik sağlayarak her iki tarafın da hedeflerine ulaşmasını koordine ediyor. Uzun zamandan beri tartışılan bir konu yeniden gündemde... Öğretmen Performans Değerlendirme Sistemi´nden bahsediyorum. Yeni sistem uygulamaya başlandığında öğrenciler ve veliler öğretmenlere not verecek,öğretmenin başarısı bu notlarla şekillenecek. Böyle bir sistemi, eğitimde çok başarılı olan ve gerçekten sistem sahibi gelişmiş ülkelerde uygulamak verimli sonuçlar da verebilir. Ama bizim gibi neredeyse değişen her Milli Eğitim Bakanıyla birlikte sistem arayışlarıyla başı dönen toplumlarda böyle bir değerlendirme sistemi , bence öğretmenlerin itibarını iyice bitirir. Belki böyle bir uygulama çok donanımlı ve çok yüksek puanlı öğrencilerin kayıt yaptırabildiği birkaç okulda denenebilir ama tüm okullara yaygın hale getirilmesi mümkün değildir. Bu iktidarın elbette başarılı olduğu alanlar da mevcuttur. Ama bence en başarısız olduğu alan eğitimdir.Eğitimde model arayışları ve sınav sisteminde görülen anlık değişiklikler temel eğitim felsefemizi de duman etmiş,eğitimi yap boz tahtasına çevirmiştir. Öğretmenler habersiz,veliler şaşkın,öğrenciler çaresizdir. Liselere giriş sınavı var mı yok mu? Bir gün var deniliyor, sonra kaldırıldığı söyleniyor,sonra tekrar konulduğu açıklanıyor. Daha sonra belirli okullar için var,adrese dayalı kayıt sistemini kabul edenler sınava girmek zorunda değil kararı veriliyor. Yahu şurda sınava kaç gün kaldı,kafalar hala karışık. Çok klasik olacak ama oyun devam ederken kural değiştirilir mi beyler? Bunlar yetmiyormuş gibi müsteşar mıydı, yoksa başka bir Bakanlık yetkilisi miydi açıklama yapıyor sözüm ona, ne diyor? Bu sınav çok zor bir sınav olacak ,diyor. buyurun cenaze namazına... Çocuklar panikte! Allah aşkına, bu adamlar pedagojik formasyon eğitimi almadılar, insan psikolojisinden habersiz şekilde mi o görevlere atandılar? Arkadaş,eğri oturup doğru konuşalım; kıyafet yönetmeliğinde yapılan değişiklikten ,yani sağlanan serbestlikten sonra kim öğretmen kim öğrenci belli değil. İmamların çoğu sakalsız,şimdi bazı öğretmenler sakallı. Öğrencilerde saç sakal birbirine karışmış.Bonus kafa mı istersin,parmakta yüzük,kulakta küpe mi? Kara çarşaf,türban, sıkma baş mı istersin,kotlu kıyafetler,boyalı saçlar,bol makyaj mı? Benim çalıştığım yıllarda tek tük de olsa derste lakayt öğrencileri düşük not vererek hizaya getirmeye yeltenen öğretmenler vardı. Ben onların yaptığını bile doğru bulmazken,bugün siz bilgide dibe vurmuş,disiplinden ve görgü kurallarından habersiz,saygısız ve sevgisiz milyonlarca öğrencinin vereceği nota mahkum edeceksiniz öğretmenleri..Çok samimi olarak soruyorum; siz performansın bu şekilde artacağına inanıyor musunuz gerçekten? Kaç veli,işini gücünü bırakıp ,yılda kaç defa, kaç öğretmenin dersine katılabilir? Hayatında bir tek şiir, hikaye ,roman okumamış bir veli bir Dil ve Edebiyat öğretmeninin nesine not verecek? Hayatı kırlarda geçen bir çoban Fizik veya Kimya öğretmeninin hangi bilgisini ölçüp notla değerlendirecek? Ellerinden cep telefonlarını derste bile bırakmayan, akşam gece yarısına kadar bilgisayar oyunlarıyla kendinden geçen öğrencilerin insafına mı terkedeceğiz öğretmenlerimizi? Performans tabiki önemli,ama değerlendirme böyle olmamalı. Bir zamanlar Köy Enstitüleri,Öğretmen Okulları,Eğitim Enstitüleri vardı bu güzelim memlekette. Öğretmen olacaklarda bazı özellikler aranır,adaylar titizlikle seçilirdi.Herkes öğretmen olamazdı.Cumhuriyetin ilk yıllarında devlet memurları içinde öğretmen maaşları Vali´nin maaşı ile kıyaslanır,daha az olmayacak şekilde belirlenirdi. Onlar toplum önderleri,ülkemizin ışık kuleleriydi. Onların her biri bir çalıkuşuydu. Yani demem o demek ki ; siz önce öğretmen olacak adayları daha ortaokul sıralarında iken belirleyip yönlendirmeli,üniversite eğitimi ile donanımlarını arttırmalı,onları siyasetin ve sendikaların esaretinden kurtarıp,onlara yeniden itibar kazandırmalısınız. Öğretmenlerin ruh ve gönül iklimlerinin yeniden canlandırılması için önce onlara değer vermeli,itibarlarını iade etmeliyiz. Performansı yükseltmenin şifresini de keşfetmiş olursunuz o zaman. Unutmayalım ki; iyi öğretmen kaliteli eğitim demektir. Akıl ve bilimi esas alan kaliteli eğitim ise mutlu millet,güçlü devlet demektir.Mesleğine aşık bütün idealist öğretmenlere selam olsun.  Ahmet ACAROĞLU