Biz, biz olmadığımız sürece ne adam oluruz, ne albenimiz olur, ne de kişilik gelişmemizi sağlayabiliriz. Bunun için her adımımızda millik esas alınmalıydı ancak bunu başaramadık. Her zaman söylüyorum yine söyleyeceğim: Milliyetçi olmadan milli olamayız... Milli otomobil diyoruz, milli üretim diyoruz; konuşurken ağzımızın suyu akıyor ama olmuyor çünkü milliyetçilik yakıtından mahrumuz!
Milli ile milliyetçilik arasındaki ince çizgi için şu örnek yeterlidir: "Milli tank" deriz, "Milliyetçi tank" demeyiz. Her sahada milli üretim yapmak için heyecanımızın, hevesimizin olması gerek, buna milliyetçilik denir.
AK Parti özgün felsefesini dörtledi veya vitesi 4´ e yükseltti, (Cumhuriyetçilik, Demokratlık, Muhafazakârlık ve Devrimcilik) hala milliyetçiliğe sıra gelmedi, gelmez de... Kendisine kayıtsız şartsız yardım eden Bahçeli´ ye defalarca teşekkür edebiliyorlar ama aynı Bahçeli´ ye yeri geldi mi, kendi işine baksın demekten de beri durmuyorlar.
Efendim lafı, 15 yıllık iktidar zarfında bir türlü gelinemeyen Osmanlı+Selçuklu mimari yapılara getireceğim. Osmanlıcılık aldı başını gidiyor ama görüyorum ki bu heves sadece romantik bazda kalmış, adım atmak yok; eylem, fiil, girişim, adına ne derseniz deyiniz herhangi bir proje var mı önümüzde?
TOKİ, yüz binlerce konut yaptı, yapıyor; Osmanlı mimarisi var mı bu yapılarda? Hayır. Tam bir betonlaşma, ruhsuzluk içinde nefes tüketmek için yapılmış adeta! Yahu, 3´ bin liraya Kırgız, Özbek, Kazak, Yörük çadırı üretip beş oba kursanız evsiz, yurtsuz insan kalmaz bu ülkede; kaç para tutar ki?
İnşaat sektörü binlerce konut üretiyor? Onlarda var mı Osmanlı mimarisi? Yok.
Bir taraftan, "Osmanlı geliyor, Osmanlı oluyoruz!" Diye milleti galeyana getir, diğer tarafta bunun görselini inşaat sektörüne yansıtma; inandırıcı olalım biraz!
Hadi özel sektör işin karına bakar... Devlet bir model koyardı isteseydi. Ben AK Parti iktidarından Osmanlı + Selçuklu mimarisine bağlı sıfırdan tamamıyla bir şehir, bir kasaba inşa etmelerini beklerdim. Memleketin herhangi bir yerinde eviyle, bahçesiyle, caddesiyle, sokağıyla ve çiçeklerle bezeli jumbolu cepheleriyle tamamen Osmanlıyı yaşatan bir şehir/kasaba kurmak maliyet yönüyle de imkansız değil!
Bir köy dahi inşa etselerdi yine de anlardım heveslerin sahihliğini
Bugün Eskişehir´e hafta sonlarında yüzlerce otobüsle turist giriyor; oradaki güzellikleri görmeye, yaşamaya, gerçek anlamda bir gezi tatili yapmaya... Siz bir şehir kursanız herhalde binlerce otobüs gider o Osmanlı diyarına!
Şehir deyip geçmeyin; lokantaları Osmanlı olacak, esnafı Osmanlı kıyafetli olacak, kahveleri Osmanlı, otelleri Osmanlı olacak; şerbeti, helvası, yemekleri Osmanlı... Öyle bir şehri görmek için inanın yakın ülkelerin turistleri bile günler öncesinden rezervasyon yaptırırlar. Bir mahallesinde lale devrini yaşatırken, bir mahallesinde Kâğıthane mesire yerini canlandıracaksınız. Bir başka mahallede nazende saz heyetleri, fasılları, sanatçıları... Ne bileyim her bir mahallesinde Osmanlının farklı dönem güzelliklerini canlandıracaksın.
Böyle bir şehirde taksi kullanmam, ama tramvay kullanırım, faytonlar gezecek sokaklarında, belki de şahsen binek olarak atlar kullanılacak... Bu şehrin konuşlandığı alanı yüz binlerce dönüm arazi olarak belirler orada kimyasal hiçbir şey kullanmadan hakiki zerzevat, bostan, yemiş, mahsul üretirim. Ve onlardan üretilecek marmelatı, turşuyu, tatlıyı, bulguru, kesmeyi, ekmeği, fasulyeyi, mercimeği vs, vs. düşünün bir yüksek rağbeti!
İşte size bir Osmanlı+Selçuklu manzarası çizdim, hayal dahi olsa güzel değil mi?
Lafla Osmanlıcılık olmuyor beyler biraz da hayallerinizi konuşturun ve o cihete kalben yönelin.