ÖNEMSİZ ŞEYLER ( Mİ ? )

ÖNEMSİZ ŞEYLER ( Mİ ? )

Abone Ol
Öyle konular var ki; bazılarına göre üzerinde durmaya bile değmezken, bazıları için tam tersine çok ama çok önemli olabiliyor. Hemen aklıma gelen birkaç örnek verebilirim. Mesela; sokak düğünleri. Yaz mevsiminde çoğalır düğünler.Özellikle sünnet düğünleri için okulların tatile girmesini bekleriz genelde.Hem düğün sahipleri, hem de uzaktan gelecek davetliler için daha uygundur yaz bahar ayları. Bir tek handikapı hafta sonları boş salon bulamamaktır. Zaten bu nedenle planlama bir yıl önceden yapılır,salon rezarvasyonları aylar öncesinden garantiye alınır. Geç kalanların imdadına sokaklar yetişir. İşte benim dile getirmeye çalıştığım sorunlar da orada başlar. Efendim ne var bunda diyebilir bazıları,yani salon yetişmiyorsa cemiyetini yapmasın mı adam? Eskiden nerede oluyordu düğünler?Sünnet düğünümü hatırlıyorum mesela: Atatürk mahallesindeki evimizin bahçesine dizilmişti sandalyeler.Ağaçların dalları arasına gerilen kablodan da oyun yerini aydınlatmaya çalışan iki ampül sarkıyordu aşağıya.Kalabalıkla neredeyse iç içe bir kol çalgı. Bir kol çalgı demek; bir klarnet,bir cümbüş,bir keman ve bir de darbuka demekti.Sünnet olsun, evlenme olsun düğünler üç gün sürerdi. Ama en yakındaki komşular bile rahatsız olmaz,mutluluğu,neşeyi tüm mahalle paylaşırdı. E bugün değişen ne o zaman? Bakın siz de tanık olmuşsunuzdur,düğün mevsiminde yine defalarca tanık olacaksınız. Bir çok yerde tam dört yolun kesiştiği kavşaklar seçiliyor mekan olarak.Dört taraftan da trafiğe kapatılıyor kavşak. Bir traktör römorku çekiliyor yol başına .Üzerine yerleştirilen bir org ve çok güçlü bir ses tesisatı. Daha düğün sahibi bile gelmeden başlayan ve gece saat: 2´lere kadar devam eden bir gürültü kirliliği. Artık dört bir yan apartmanlarla çevrildiğinden binalara çarpıp yankılanan,kapıyı bacayı kapatsanız bile evin içinde birbirinize sesinizi duyurmaya imkan bırakmayan 5000 watlık dayanılmaz işkence.Hastası olanların,çocuğunu uyutmaya çalışanların,erken kalkıp işe gidecek olanların yaşadıkları travmayı varın siz hesaplayın. Bu ses sistemleri niye böyle sonuna kadar açılır, başı kütükleşen insanlar niye bu gürültüye itiraz etmez,Belediye ve Emniyet bunlara nasıl izin verir hala anlamış değilim. Sağlığa uygun desibel ve saat 24´ten sonra yayın yasağını uygulamak yetkililer için bu kadar zor mudur? Aynı durum camiler için de geçerli. Bırakın merkez camilerini, bir evin büyükçe salonu kadar küçük olan köy ve mahalle camilerinde bile duvarlarda sekiz on tane hoparlör.Bunlardan bir iki tanesi de arızalı ise ne merkezi sistemden gelen vaazı anlayabiliyor,ne sohbeti n tadına varabiliyorsunuz. Mikrofonu ağzına yapıştıran hocanın bağıra bağıra okuduğu Kur´an kalbinizi ve ruhunuzu ısıtmak bir yana kulağınızı tırmalıyor adeta. Yapmayın arkadaşlar,Kur´anın özündeki musıkiyi bari katletmeyin. Bir de şunu eklemeliyim:camilerin sayısı artsa da cemaatin sayısı artmıyor artan nüfus oranında. Yalnız günümüzdeki cemaat eskiden olduğu gibi okur yazarlığı bile olmayan ihtiyarlardan ibaret değil. Yüksek tahsil yapanlar bir tarafa imam hatipten mezun çocukların bile dini konularda bilgisi var.Öyle cemaate hitap ederken kahve ağzını bırakın lütfen.Bağırıp çağırmadan konuşun. Hele de din adamı kisvesine bürünmüş soytarı ve şarlatanların zırvalarından rahatsız olan ve inançlarını sorgulamaya başlayan insanların sayısı artarken bir de siz üzmeyin bu cemaati. Şehir şebeke suyunu getiren boruları yenileme çalışması iki yıldır devam ediyor.Ara sokaklardan vazgeçtim,ana caddeler bile tarla yollarından beter. Kışıın çamurdan,yazın tozdan geçilmiyor.Kazılan yerlere atılan çakıllı kumları yağan ilk yağmur alıp götürüyor.Sonra yine aynı çile.Araçların her biri dokuz on şiddetindeki depremlerin sarsıntısını yaşıyor çukurlara girip çıktıkça.Bu iş mahalle mahalle yapılamaz mıydı diye düşünüyor insan.Yakında başlayacak denilen ve en az iki yıl süreceğini tahmin ettiğim doğalgaz kazısını da düşündüğümde Allah bu halka sabır versin diyorum. Konular da dertler de çok..Yaz yaz bitmez. Bir konuya daha değinerek bitireyim. Bu hükümetin belki de en güzel icraatı uygulamaya koyduğu sigara yasağıdır ki Allah razı olsun. Ama bu yasağa uyanlar kadar kapalı mekanlarda ,kamuya açık alanlarda ,hatta kamu kurumlarında ,devlet dairelerinde yasak tanımayanlar da mevcut. Yetkililer bir mekanda sigara içilip içilmediğini ellerindeki aletlerle kolayca belirleyebiliyor.İsterseniz ben size en az beş altı okul müdürünün makamında fosur fosur sigara içtiğini ispatlayabilirim. Hatır gönül gözetmeden sağlığımızı ilgilendiren bu konuda hassas olmalıyız.Adam kendi ofisim,kendi mekanım deyip ortamı duman altı yaparken sessiz kalanlar,bir lokantanın camları açık balkonunda küllüğü masada görüp ceza yazıyorsa bu da hoş olmuyor yani. Yasaklar herkese eşit biçimde uygulanırsa şikayetler de azalmış olur.