Doç. Dr. Recep Alp ? Nöroloji Uzmanı
Kendinizden biraz bahseder misiniz?
Yaklaşık üç hafta önce bir serüvene başladım. Muayenehane açtım. Ben Siirt doğumluyum. 1998 de Eskişehir Tıp fakültesinden mezun oldum. Daha sonra kısa bir süre Siirt´te başhekimlik yaptım. 2000 yılında Nöroloji uzmanlığım için Kartal Eğitim ve Araştırma hastanesinde göreve başladım. 2004´te uzman oldum. Uzman olarak önce Ağrıda sonra Kafkas Üniversitesinde 2010 yılına kadar kurucu başhekim olarak görev yaptım. 2010 yılında Tekirdağ Namık Kemal Araştırma hastanesinde Nöroloji Anabilim dalında göreve başladım. 2015´te yurtdışına gittim. Yaklaşık bir yıl Cape Town Üniversitesinde gözlemlerde bulundum, dil eğitimi aldım daha sonra Türkiye´ye döndüm. Özel Lüleburgaz Tıp Merkezinde 2,5 yıl çalıştım. Lüleburgaz halkına Trakya´ya Nöroloji alanında yardımcı olmaya çalıştım. Yaklaşık üç hafta önce de biraz önce belirttiğim gibi Tekirdağ´da muayenehane açtım.
Nöroloji doktoru neyi tedavi eder?
Nöroloji doktoru beyin, sinir ve kas hastalıklarıyla ilgilenir. Çok değişik hastalıklarla ilgileniyoruz. Çok basit ve çok komplike hastalıklar yelpazesi içerir Nöroloji. Örnek vermek gerekirse beynin hastalıklarından, Multiple Skleroz, Serebrovasküler hastalıklar, felçler, Parkinson hastalığı, çağımızın önemli hastalıklarından olan Alzheimer gibi demans diyoruz bunama hastalıkları, kas hastalıkları, bunlar çocukluk çağından başlayan genetik kas hastalıkları olabileceği gibi daha sonra genç ve orta erişkinlik zamanla da belirginleşen başka kas hastalıkları var o hastalıklara, periferik sinir sistemi hastalıkları, baş ağrıları migrenler, fibromiyalji, boyun sırt bel ağrıları bunların hem tedavisini yapar hem de teşhis olarak beyin elektrosu dediğimiz EEG ve sinir kas incelemeleri için kullandığımız EMG ve bunların daha ileri elektro fizyolojik yöntemlerle incelediğimiz sinirin bütün plasesini irdelediğimiz, tetkik ettiğimiz ek incelemeleri yapar Nöroloji uzmanları. Bunun dışında uyku ile uğraşır. Uyku beynin çok ciddi bir fonksiyonudur. Ve uykuda bizim bilebildiğimiz seksen beş tane ayrı hastalık var ve bu hastalıkların tedavisi ve çözümü için uğraşır Nöroloji uzmanı.
Hastalığımızın Nörolojik olduğunu nasıl anlarız?
Hastalığınız ağrı olarak kendini gösterebilir. Ellerde uyuşma olabilir. Bir hastalığınız kendini bayılma olarak gösterebilir. Bir hastalık kendini halsizlik, yorgunluk, bitkinlik olarak gösterebilir. Aslında bütün bunlar semptomdur. Semptomlar vücuttaki alan noktalarıdır ve bunlar ortaya çıktığı zaman siz bir şekilde bir bilene, bu yakınınız olabilir, hemşire olabilir ve doktor olabilir. Onların yönlendirilmesiyle Nörolojiye ulaşırsınız. Çözülmeyen ağrılar, elde ve kolda uyuşmalar, baş dönmeleri, bayılmalar, kramplar, halsizlik yorgunluklar, ısıya ve sıcağa tahammülsüzlükler, çok terlemeler, kasılmalar bütün bunlar nörolojiye giden alan işaretleridir.
Bilinen medikal tedavilerin dışında alternatif yöntemler de kullandığınızı biliyorum. Onlardan bahseder misiniz?
Ben hastamı bir bütün olarak değerlendiriyorum. Tedavide de bir bütünlük içerisinde yaklaşmaya çalışırım. Aslında alternatif dediğimiz tedavilerde tıbbın içerisinde artık günümüzde de kabul edilen yöntemler. Ben alternatif kelimesini kullanmayı çok sevmiyorum açıkçası. Çünkü ben alternatif bir şey yapmıyorum bir tedavi uygulamıyorum. Elde ki verileri, eldeki imkanları, elde kullanabileceğimiz tedavileri öğrenerek onları hastalarıma uyguluyorum. Hastamın daha çok fayda görmesini sağlıyorum. Ben gerçekten en çok önemsediğim şeylerden birini söylemem gerekirse beslenme. Beslenmeyi düzeltmedikten sonra hastaların hastalıklarını çözmemiz mümkün değil. O yüzden ben beslenme ile ilgili Güney Afrika´dayken Cape Town´da özel eğitim aldım. Daha sonra GAPS eğitimimi aldım. GAPS eğitimi özel bir eğitim ve bence doktorların ve diyetisyenlerin alması, öğrenmesi gereken bir eğitim. Oradan bütün hastalarımın beslenmelerine dokunuyorum. Ayrıca ben ağrı tedavisi konusunda hem blokaj girişimsel işlemler yapıyorum hem de noral terapi dediğimiz tedavi yöntemlerini uyguluyorum aynı zamanda mezoterapi ve ozon terapisi sertifikaları aldım onlarla ilgili tedaviler uyguluyorum. Eğer sağlık müdürlüğünden onay alırsak ozon terapisi yani Getat uygulamaları da muayenehanemde başlayacak. Onlarla ilgili yasal prosedürü tamamlamaya çalışıyorum. Ayrıca aromaterapi uyguluyoruz. Ve bütün bunları modern çağın önerdiği, modern tıbbın önerdiği tedavilerle kombine ederek uygun bir şekilde tekrar formulize ederek ve tamamen hastaya özgü tedavilerini planlayarak uyguluyorum.
Özellikle doğru beslenme üzerinde çok duruyorsunuz. Yaşanan hastalıkların bir çoğunun bağırsak florasından kaynaklı olduğunu söylüyorsunuz. Bağırsak florası nedir?
Biz doğarken annemizden hazır floramızla doğuyoruz. Yani biz sadece kendi hücrelerimizden yapılmış organizmalar değiliz. Bizimle beraber yaşayan ve hatta bizim toplam vücut hücrelerimizden sayıca yaklaşık 10 kat fazla olduğu söylenen mikroorganizmalarla beraber yaşıyoruz. Ve bu mikroorganizmalar aslında bize çok faydalı işler yapıyor. Bazı vitaminlerin sentezlenmesinde, emilinmesinde, bazı sindirim olaylarında görev alıyorlar. Fakat günümüzde bu mikroorganizmaların yapısının değiştiği, 2015´te Mikrobiata ve mikrogenomo olarak ortaya konan çalışma ile gösterildi. Özetle hazır gıdalar, işlenmiş, ambalajlı ürünleri tüketenlerde doğru beslenmeyenlerde bu floranın bozulduğu gösterildi. Ayrıca biliyorsunuz normal doğum da azaldı. Eskiden insanlar normal yollarla doğarken şimdi sezaryen ile doğuyorlar. Ve bu da oluşması gereken floranın düzgün olmamasına yol açıyor ve çocuklar, bebekler bozuk bir flora ile karşımıza geliyor. Buda hastalıkların zeminini oluşturan etkenlerden bir tanesi. Bunu nasıl söylüyorum. Bu kronik hastalıklarda yapılmış çalışmalara dayanıyor. Örneğin Parkinson veya Alzheimer hastalığında. Parkinson hastalığında 2012 de yayınlanan bir çalışmada bağırsaktan başladığı, bağırsakla ilişkili hücrelerin etkilendiği ve ilk belirtilerin aslında o zamandan başladığı ve Parkinson semptomları ortaya çıkmadan beslenmeye bağlı veya başka faktörlerden dolayı aslında bağırsakla ilgili semptomların ortaya çıktığını görüyoruz. Mesela kabızlık çok fazla görüyorum, karın ağrısı, omuz ağrısı, halsizlik, yorgunluk diğer şikayetler... ve böylece hastalığın beyine ulaşmadan önce bağırsakta başladığını görüyoruz. Ve yine biliyoruz beyin bağırsak ilişkisi çok kuvvetli hatta literatürde espri ile karışık bağırsaklarımız ilk beyin olarak geçer buradan da bağırsaklarımızın ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz.
Bu özünde çok eskiden Hipokrat´ın öne koyduğu ?´ne yiyorsanız o´sunuz´´ söyleminden aslında yediklerimizin ne kadar önemli olduğunu, floramızı etkilediği gerçek sağlıklı besinleri almamızın sadece besin değil vitamin mineral desteklerin almamızın aslında vücudumuzun fizyolojisi için ne kadar önemli olduğunu gösteren bir unsur ki 2500 yıl öncesinde söylenmiş ve ortaya konmuş müthiş bir tespit. O yüzden ben hastalarımda beslenmeyi şart ve elzem koyuyorum. Muhakkak önce beslenmelerini düzeltmelerini istiyorum ve tedavilerini beslenme ile beraber yaptıklarında kendileri de iyileştiklerini görüyorlar ve şahit oluyorlar.
Marmara bölgesinde çocuk hastalıklarına bakan ender Nöroloji doktorusunuz. Çocuklarda nörolojik hastalık sebepleri nedir?
2000 yılından beri çocuk nörolojisi ile ilgileniyorum. İstanbul Üniversitesinde çocuk nörolojisi rotasyonumu; stajımı yapmıştım. Ve o zamandan beri çocuk hastalara ilgim var. Yaklaşık 20 yıllık meslek hayatımda hep çocuk hasta baktım. Özünde çocuk hasta erişkin hasta ayrımını çok sevmiyorum. Neden çünkü hastalıklar bir bütündür. Hastalığın tabiatına baktığımızda, örneğin epilepsi. Epilepsi küçük yaşlardan başlayan bir hastalıktır. Ve bu hastalığın natürünü, nedenini tespit ettiğimizde; metobolik hastalıklar, genetik hastalıklar gibi durumlarda çocuk uzmanlarına danışıyoruz. Ama nöroloji olarak ta bizim onlara yardım edebileceğimiz çok hususlar var. Tabi ki çocuk nörolojisinin yan dal olması, ayrı bir ihtisas dalı olması Türkiye için güzel bir gelişme. Ama nöroloji uzmanlarının da aslında çocuk nörolojisi yan dal yapmalarının Türkiye´ye faydalı ve önemli olacağını düşünüyorum. Çok sayıda hastaya ulaşmak noktasında sıkıntı yaşandığını biliyorum. Ben on yıldır Trakya Marmara bölgesinde yaşıyorum ve on yıldır çok sayıda hasta takip ve tedavi ettim. Onları yönlendirdim. Çözüm bulmaya çalıştım. Çocuk hastalara baktığımız zaman aslında nörolojinin birçok hastalığını çocuklarda görüyoruz. Hep biliriz ki 15-45 yaş arasında ki yetişkinlerde görülür. Mesela MS hastalığını ben 2,5 yaşında çocukta gördüm. Epilepsi çocuk hastalarda çok görünüyor. Gelişim gerilikleri, Serebral Palsi dediğimiz beyin felçleri, kas hastalıkları, beyin damar hastalıkları, baş ağrıları, bütün bunlar aslında çocukluk çağında başlayabilecek ve başlayan hastalıklar. Çocuk baş ağrıları çok yaygın. Bizim Ağrı´da yaptığımız bir çalışma vardı. Seferaljiya dedikleri bir dergide yayınlandı. Gerçekten Türkiye´de migren açısından düşündüğümüzde çocuk hastalarda çok gördüğümüzü söyleyebilirim. Tedavileri de çok özel çok spesifik. Nörolojinin yapabileceği çok şeyler var bu konuda. Çok katkıları olacaktır o yüzden çocuk hastalarımızı ben çok önemsiyorum. Burada ihtiyacı olan nöroloji adına tedavi olmak isteyenlere de yardımcı olmak isterim.
Muayenehanenizde uyguladığınız veya uygulayacağınız tedavilerden bahseder misiniz?
Öncelikle ben hastayı dinlemem gerektiğini biliyorum. Hastayı hastalığa götüren sebepleri ortaya koymak ve onları tespit etmek ve tespit sırasında da hastanın bilinçlenmesini sağlamak istiyorum. İkincisi beslenmesini muhakkak düzenlememiz gerekiyor. Üçüncüsü muhakkak kullanacaksa mevcut tedavilerini düzenliyoruz. Onun dışında blokaj tedavisi, aromaterapi, mezoterapi uygulamalarını burada yapacağız. Sadece tedavi değil, nörolojik hastalıkların ayrıca teşhisinde kullanacağımız ekipmanlara da sahibiz. Şuan da aktif olarak EEG ve EMG cihazlarım var. EEG beyin elektrik aktivitesini ölçen özellikle epilepsilerde, unutkanlıkta, demansta, el kol ve bacakta uyuşma nedenlerini araştırırken kullandığımız bir cihazdır. Beynin elektriksel aktivitesini ölçüyor. EMG cihazında da hem periferik sinir dediğimizde kol bacaklarımızda kesilirler. Hem kaslar hem de göz sinirinin çalışmasını değerlendirebileceğimiz bir cihaz var ondada EMG incelemelerini yapacağız.
Aromaterapi tedavileri üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. Kısaca aromaterapiden bahseder misiniz?
Aromaterapi aslında batı dünyasında sık kullanılan bir tedavi yöntemidir. Ülkemizde de kullanılmaya ilgilenilmeye başlandı. Aromaterapide hedefimiz şu, özel uçucu yağlar veya kalıcı yağlar kullanarak vücudun ihtiyacı olan maddeleri vermek. Burada kullandığımız ana enstrüman koku. Biz şunu biliyoruz koku siniri burundan direk beyine giden ve hiçbir yere uğramayan. Yani sizin kokunuz size özgü benim kokum bana özgü. Ve koku hiçbir zaman unutulmuyor. Neden unutulmuyor? Çünkü hiçbir işleme tabi tutulmuyor. Talamus dediğimiz duyuları kontrol eden baskılayan veya izin veren organ kokudan etkilenmiyor, koku oraya uğramıyor, koku direk limbik sisteme, yani beyin sapı dediğimiz duygularımızı etkileyen ana merkeze gidiyor. Ve kokuyla direk beyine ulaştığınız için etkisi daha fazla oluyor. İngiltere´de, Almanya´da, Fransa´da aromaterapik ürünler direk doktorlar tarafından reçete edilebilmektedir. Türkiye´de bu konu daha yeni yeni gündeme gelmiş ve çalışmalar yeni başladığı içinde şuan hala reçete edilemiyor. Reçetesiz olarak yazıyoruz. Ve gerçekten hastalarımda uyguladığım zaman özellikle uygun bireyleri tespit edip uygun tanılarda uyguladığımız zaman çok güzel sonuçlar alıyoruz. Hem stres yönetimi açısından hem de hastalıkları regüle edilmesi açısından çok faydalı görüyorum.