Horasan, Belh´de 30 Eylül 1207´de doğan Mevlânâ Celaleddin Rumi´nin asıl adı Muhammed Celaleddin´dir. Babası, ?Bilginlerin Sultânı? anlamına gelen ? Sultanu´l Ulema? olarak ün yapan Muhammed Bahaeddin Veled annesi Harezmşahlar soyundan gelen Mümine Hatun´dur.
Babasının Harezm ülkesine Moğol akınlarının başladığı yıllarda hükümdarla arası açılınca 1212 yılında Belh´den ayrılan aile önce Bağdat´a, sonra Mekke´ye gitti; oradan Şam´a ve Anadolu´ya geçti . Anadolu´da önce Malatya, Erzincan ve Larende´de bir süre kaldıktan sonra da 1228 de Konya´ya geldi. Konya, 13. yüzyılda en görkemli dönemini yaşayan Selçuklu İmparatorluğu´nun başkentiydi. Mevlana ailesi Sultan Alaeddin Keykubad tarafından il karşılandılar ve oraya yerleştiler.
Mevlana o sıralarda Gevher Hatun´la evlendi, döneminin en büyük bilginlerinden dersler aldı. İki yıl sonra 23 Şubat 1231´de babası ölünce onun yerini aldı. En yüksek medreselerde ders vermeye, ünü Ortadoğu´da yayılmaya başladı. 23 Ekim 1244´ te Konya´ya uğrayan derviş Tebrizli Şems´ le dost oldu. Şems´ i Konya´da yaşamaya razı etti. Gerçek benliğini 15 aylık bu dostlukta bularak, kendisini artık tamamıyla tasavvufa verdi, şairliğe de bu dostlukta uyandı. Şems´i Tebrizi, iz bırakmadan 1247´de kaybolunca, Mevlana çok sarsıldı. Konya´da 17.12.1273´de, 66 yaşında yüksek ateş yapan bir karaciğer hastalığı sonucu vefat etti. ( Hikmet Altınkaynak, Türk Edebiyatında Yazarlar ve Şairler, Mart 2018, Hürriyet Kitap)
Vefatının 745. yıl dönümünde Mevlana´yı bazı görüş ve düşüncelerini anımsatarak anmak istiyoruz:
- Bilgi, faydalı oldukça iyidir, faydasız bilgi ise sahibine bir yüktür. Bilgi, bir gaye değil, bir vasıta olması şarttır. İnsanların hayrına, iyiliğine yarayan hiçbir bilgi ve hüner küçümsenemez. Gramer bilgini, bindiği geminin kaptanına sorar: ?Sen, hiç gramer bilir misin?? Kaptan, ? Hayır? der. Bilgin, ?Eyvah? der, ?gitti ömrümün yarısı?. Bu söze içerleyen, fakat bir şey demeyen Kaptan, birden patlayan fırtınayı fırsat bilip bilgine sorar: ?Babalık, sen yüzme bilir misin?? Bilgin, ? Hayır, hiç bilmem,? deyince, ? Eyvah,? der ?gitti ömrünün hepsi!?.
-Padişahlık, beylik, halka yük olmaktır. Padişaha, ? Kul ol da, at gibi hür yürü, leş gibi halkın sırtına yük olma. Bir gün, padişah Rükneddin, ziyaretine gelmiş, Mevlana´dan bir istemişti de Mevlana demişti ki: ?Ne diyeyim sana? Çoban ol demişler, kurt oluyorsun. Bekçilik et demişler, hırsızlık ediyorsun. Rahman seni padişah yapmış, sen şeytana uyuyorsun.? Bu sözleri duyan padişah, ağlaya ağlaya çıkıp gitmişti.
-Tanrı´nın ne oğlu var, ne babası... Ne doğmuştur, ne doğurmuştur. Şu halde soyla sopla övünmek olmaz.
- Bütün insanlar, kardeştir; ne kul vardır, ne köle.
- Ayran kasem, önümde oldukça and olsun ki kimsenin al şerbetini düşünmem bile. Azıksızım, böyle olduğu halde seni azık sahibi yapmaya çalışmadayım. Hürriyeti, kulluğa satmam ben?
-Kadın, hak nurudur, sevgili değil. Kadın, yaratıcıdır adeta, yaratılmış değil.
-Her şey, zıddıyla anlaşılır.
-Hayvanın alacası dışında, İnsanın alacası içinde.
-Ektiğini biçersin.
- Vakitsiz öten horozun başını kesmek gerek.
-Her gün bir yere konup bir yerden göçmek, akar su gibi bulanmaktan, donmaktan kurtulmak ne hoş. Dün de geçti, düne ait söz de dün gibi geçti. Bugün, bir yeni söz söylemek gerek.
-Senden daha taze, senden daha yemyeşil bir ağaç ? Senden daha nurlu, senden daha aydın bir ay ?Senden daha erken kalkan bir seher, senden daha tatlı bir ses şeker görmedim ben.(Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlana, Varlık Yayınları, Eylül 2012)
- Biz ayırmak için değil, birleştirmek için geldik.
-Testide ne varsa dışına o sızar.
-Söz söylemek için önce duymak, dinlemek gerek. Sen de sözü dinlemek yolundan gir.
-Biri güzel bir söz söylüyorsa, bu dinleyenin dinlemesinden ve anlamasından da ileri gelmektedir.
- Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin, bildiklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır. ( Ziya Elitez, Mevlana´dan Altın Öğütler II, 1. Baskı: Kasım 2005, Kozmik Kitaplar)
11.12.2018