-Bir ülke küresel alanda bilinçlenip kendine bir rol biçemiyorsa küresel güçlerin ona biçtiği role razı olmak zorundadır.
-Yaşadığımız dünyayı doğru analiz etmemiz için kirlenmemiş, çarpıtılmamış doğru bilgilere ulaşmak ve doğru sorular sormak buna doğru cevaplar alabilmek ile mümkündür. Bu da bağımsızlığını kazanıp bilimin yol gösterici ışığı altında hareket etme, yaşama çevreye ilgili olmak, iyi araştırmak, hayatın içinde olmak, dünyayı ve insanları tanımave çok araştırıp okumakla mümkündür.
-Cesur adam şeytanın suratına bakmaya cesaret edip ona şeytan olduğunu söyleyen adamdır. (ABD Başkanı James A. Garfield, 1831-1881)
-Hürriyetin tarihi, hükümetlerin gücünün kısıtlanmasının tarihidir, gücünün yükseltilmesinin değil. (ABD Başkanı Woodrow Wilson´ın 1912´de New York Gazeteciler Kulübü´nde yaptığı konuşma)
-2600 yıl önce Mısırlı din adamı Ankhu´nun ülkesindeki kötü gidiş, haksızlık ve adaletsizlikler üzerine yakınması şöyle: Olup bitenler çileden çıkartıyor insanı / Memleket baştan aşağı azapla kıvranıyor / Bir öncekini aratıyor her geçen yıl / Kargaşalık var ülkede, yıkımın eşiğindeyiz / Kapı dışarı ettiler adaleti / Haksızlık kol geziyor hükümet çevrelerinde /Millet yoksulluktan perişan / İnsanlarda ne saygı kaldı ne de sevgi / Memleket baştan aşağı tedirgin / Fakirler zenginlerin karşısında güçsüz / Ama ağzını açıp tek kelime söyleyen yok / İnsan sesini yükseltmeye görsün / Başlıyor gerçekleri bilmeyenlerin (tuzu kuruların) öfkesi.
- William Shakespear´in (1564- 1616) 66. Sone´si döneminin adaletsizliğini çok açık bir şekilde şöyle gözler önüne serer: Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni /Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez / Değil mi ki çiğnenmiş inançların en seçkini / Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz / Değil mi ki ayaklar altında insan onuru / O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış / Ezilmiş, hor görülmüş el emeği , göz nuru / Ödlekler geçmiş başa, derken bozulmuş mertlik / Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın / Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene / Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın / Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen´e / Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama / Seni yalnız koymak var ya, o koyuyor adama.
-Siyasetin bütün dünyada insanları kandırma sanatına dönüştüğü bir düzende soygun, sömürü, adaletsizlik, israf, gelir dağılımı eşitsizliği ve savaşlar vardır. Bir avuç zengin ile fakir halk çoğunluğu arasında gelir dağılımı uçurumu olduğu sürece krizler, kaos ve sömürü hiçbir zaman bitmeyecektir.
-Hür düşünceli İslam bilgini Ömer Hayyam (1048- 1131) adaletsizlik karşısında dünyaya şöyle isyan eder: Bir sürü alçağı sensin adam eden / Toprak sahibi, davar sahibi yaptın hergeleleri/ Han verin hamam verdin bol keseden / Beri yandan yiğit adamın kuru ekmeği yok / Köpek işesin senin içine kancık dünya.
-Küreselleşme insanı ?düşünüyorum, öyleyse varım? felsefesinden koparıp ?tüketiyorum, öyleyse varım? kimliği içine hapsetmiştir. İngiliz Kilisesi bunu şöyle dile getirmektedir: ?Nereden alışveriş yaptığımız, ne aldığımız, artık bizim fiilen neye inandığımızı gösteren manifestomuz oldu.?
-1952 Nobel Barış Ödülü sahibi, tıp doktoru, doktoralı filozof, müzisyen, teolog, hayvansever, anti-nükleer aktivist Alman Albert Schweitzer (1875-1965) bu gerçekleri 1960´larda şöyle dile getiriyordu: ?İnsanlar gerçeği görme ve önlem alma yeteneklerini kaybettiler. Dünyayı yok ederek kendi sonlarını hazırlıyorlar.?
-17 Mart 1857 tarihinde ?Eğitim Bakanlığı? (Maarif-i Umumiye Nezareti) kuruldu. Bu kurum bakanlık düzeyinde ilk eğitim örgütü oldu. İslam dünyasında ancak Osmanlıların son dönemlerinde, 1876 yılında kabul edilen Kanun-i Esasi
(anayasa) ile ilköğretim zorunlu hale getirildi. Müslüman dünyasında ilkokulun mecburi tutulması, Yahudilerden 1800 yıl sonra oldu. Halkın eğitimi konusunda bu çok geç kalmışlık, İslam dünyası önünde en büyük engeli teşkil etti.
-Dünyayı ele geçirip değiştireceğini zannetmek! / Böyle bir şeyin gerçekleşeceğine inanmıyorum / Dünya kutsaldır. Kontrol edemezsin değiştiremezsin / Değiştirmeye çalışırsan bozarsın/ Elinde tutmaya çalışırsan kaybedersin. Lao Tzu
(İ.Ö 4.yy)
-Bugün içinde yaşadığımız sistem kısa vadede çıkarlarını kollar. Hak, adalet ve hukuk tanımaz. Çevrenin yok olması ve tahrip olması umurunda değildir. Bizim akıllı zannettiğimiz bu güç, aslında feodal Ortaçağ´ın modern dünyaya yansıyan insanlığıdır. Dünyayı iyi analiz edemeyen, insanlığın geleceğini düşünmeyen, acımasızlığa ve adaletsizliğe pirim veren sağlıksız bir yapılanmadır. Bu sistem sürdürülebilir değildir.
-Sistemde birçok temel problem vardır. En temel problem ise küresel adaletsizliktir.(Üst Akıl Denen Acımasız Düzen, İsmail Tokalak,Ataç Yayınları, 1.Baskı, Ocak 2018)