Sanırım yaşlandım.
Böyle acılı günlerde dostluk, kardeşlik, komşuluk ilişkileri akla gelen ilk duygudur.
hayatım, eğitimim, askerliğim, çevrem ve geleneklerim bunu bana böyle öğretti.
İdlip şehitlerinin sayısının kaç olduğu da çok önemli değil.
Onlar Allah rahmetine zaten gark oldular.
Önemli olan bizim neler yaptığımız, nasıl davranışlar sergilediğimizdir.
Samimiyetle ifade edeyim: Umutlarım şu an sönük durumda...
Tabi ki, Türk milletinin asli cevherine güvencim tam, ancak su biraz daha derine inmiş görünüyor.
Neden mi? Mesela beklediklerim şunlardı:
Sn. Erdoğan derhal, saat geçirmeden parti liderleriyle buluşmalı, birliktelik görünümleri vermeliydi.
Buna paralel, TBMM çatısı altında grup başkanları bir araya gelmeli, sıcak yaklaşımlar sergilenmeliydi.
Temaslar merkezden taşraya yayılmalıydı..
Başta valiler olmak üzere, belediye başkanları, STK başkanları, il - ilçe başkanları hızlı biçimde birbirleriyle kol kola gelmeli, Türk´ ün üstün medeniyet ve kahramanlık vasıfları dile getirilmeliydi.
Kenetlenmiş halk görüntüsüne gerçekten muhtacız.
Hele hele Meclis acil kaydıyla niye toplanmaz ki?
Diyanetin üzerine düşen bir görev niye olmadı?
Hatimler, yanık sesli müezzinlerin okuduğu salalar...
Gök kubbede ulvi bir iklim niye oluşturulmadı?
Ancak... Bu doğrultuda yapılan bir şey yok.
Hiçbir mahfilde yaprak kıpırdamayınca...
Her parti kendi genel merkezinde toplanmakla iktifa edince...
Taşrada aynı soğukluk devam edince... Nasıl ümitlensin insan?
Farklı olarak sadece Meral Akşener´ in telefonla cumhurbaşkanını aradığını haberlerde duyduk o kadar.
Heyhat!!!
Böylesi günde dahi biz; doğuya, batıya, Rus´a, ABD´ ye, AB´ ye, Yahudi´ ye bir anlamlı mesaj veremiyorsak, saçımızı başımızı yolsak ne olur, göğüslerimizi parçalasak ne olur!
Sadece yeşil ışıkların yandığı bir trafiği yaşamalıydık.
Başkanlar birbirlerine taziyeleşmediler...
Ezan daha acılı, daha dokunaklı okunmadı...
Aziz okuyucularım, bu noktada minik bir tesellim olmadı değil.
Cuma için Ortacami´ deydim.
Hoca efendi hutbesini okurken hıçkırıklara boğuldu, nefesi kesildi, kelimeleri ağzından çıkarmaya gücü kalmadı.
Böyle bir duygu seline ilk kez rastlıyordum.
İşte, son 2 günün en milli sesi, en samimi sesi bence o kardeşimizdi.
Olmadı aziz dostlarım, yine beceremedik!
Şuhedanın bol olduğu o günü milli bir kahramanlık gününe çeviremedik.
Anlayacağınız umduklarım boşa çıktı.
Ve... Yaşlılığa bağlı duygusallaştığımı söyleyebilirim.
İdlip cehenneminde çok sayıda şehidimizin olması bu toplumda milli birliği, milli heyecanı, milli gaileyi tetiklemiyorsa, yeniden dirilişe vesile olmuyorsa asıl darbeyi biz kendi ruh kökümüze yapmışız demektir.
Sözün özü:
Siyaset her şeyin üzerinde oldukça...
Milli değerler tümüyle siyasetin altında kaldıkça...
Bizden adam olmaz, olmayacak ve bundan sonrasında büyük sıkıntılara düçar olacağız.
Balkan faciasını biliyorsunuz... Özellikle askere koyu bir siyaset bulaşmıştı. Neticede ordu ricat etti ve biz 500 yıllık evlad-ı fatihan yurdunu ve beraberinde, 1,5 milyon insanımızı kaybettik.
Ben maalesef, 1912´ lerin kör, ruhsuz, anlamsız siyasetinin korona virüsü gibi bünyemizde tekrar dirilişe geçtiğini görüyor gibiyim.
Allah bize merhamet etsin.
Âmin.