İslam, ideoloji değil dindir. İslam dininin esasları vahye dayanır. Hiçbir ayet yoktur ki vahiy dışı olsun. O, Allah kelamıdır. İslam' ı kabul edene Müslüman, Müslümanlığı takva derecesinde yaşayana Mümin denir.
İlk insan Hz. Âdem (as) ile son Peygamber Hz. Muhammed (as) arasında gelip geçen tüm peygamberlerin amentüsü tıpatıp aynıdır. İslam'ın 5 şartı her Peygamberde vardı. Kâbe' nin temellerini Hz. Âdem(as) atmış, Hz. İbrahim de aynı temeller üzerine Kâbe' yi yeniden inşa etmiştir. Yani İslamiyet' in 5 şartından biri olan HAC, ilk insandan itibaren vardır.
Gelelim İslamcılık olayına
Bir Türk münevveri olan Yusuf Akçura (1876-1935) kaleme aldığı, 3 Tarzı Siyaset adlı eserinde, Osmanlıcılık-İslamcılık-Türkçülük akımlarını anlatmakta, Osmanlı için kurtuluşu Türkçülük' de görmektedir.
Türkçe gramer kuralına göre; bir kelimenin sonuna cılık eklediğinizde artık o bir fikir, bir ideoloji, bir felsefi akımdır. Oysa ilahi kanunlar yalnız ve sadece Allah kelamıyla mücehhezdir. İşin içine fikir girdiği an o din artık din olmaktan çıkar.
İslam'dan bir hedef, bir ülkü çıkarabilirsiniz, ancak bir fikirden, bir felsefeden din çıkaramazsınız. Mesela Allah'ın yüce ismini yeryüzüne yaymak anlamına gelen İlahi kelimetullah bir fikir, ileri gaye, bir ülküdür. Osmanlı fetihleri hep bu maksada dayalıydı.
Bu cümleden olarak Akçura tarafından vaaz edilen Osmanlıcılık-İslamcılık-Türkçülük akımlarından İslamcılık bahsi İslam' ın kendisi olmayıp, İslam' dan neşet eden veya yalan yanlış İslam' ı referans gösteren bir dünya görüşü hükmündedir. İslamcığın doğruluğu yanlışlığı her an için tartışılabilir.
İslam aleminin yaşadığı coğrafya üzerinde; İngilizlerin, Fransızların, Almanların, Rusların veyahut başka devletlerin büyük emelleri söz konusudur. Bu coğrafya üzerinde İslam' ın esasına, özüne, ruhuna aykırı İslam anlayışları zuhur ettirilmiş, İslam'la alakası olmayan giydirmeler, tefsirler, uydurma hadisler piyasaya sürülmüştür. İslamcılık fikir akımı olduğu için yeni eklemelere kapısı her an açıktır. Bu sayede herhangi bir İslam topluluğu, Arap kavimleri maalesef; Türklüğe ne kadar düşman olunursa o kadar Müslüman olacağına inandırılmış, birçok ayet de bu yönlerde tefsir edilmişti. Örnek verirsek, Maide 54 ayeti en başta gelendir.
İslamcılık yaşatıldığı sürece karşımıza birbirinden oldukça farklı İslam anlayışının çıkması elbette kaçınılmazdır. Onun için; İslam'ı özüyle yaşamak, yaşatmak, yaymak gayesine matuf olan Türkçülük akımı İslamcılık akımıyla ters yönlerde ilerlediler.
İslamcılık / Osmanlıcılık akımını benimsediği halde, Osmanlı'ya tabi olduğunu ilan eden tek bir Arap toplumu, tek bir Balkan devleti var mıydı? Bize, vurabildiği kadar vurdular. Her birinin arkasında gayri müslim devletler vardı.
Türkçülük fikriyatına sarılmasaydık eğer, elimizde Türkiye coğrafyası dahi kalmayacaktı. Bu üç akıma yine Türk soylu aydınlardan başka sahip çıkan da zaten hiç olmadı ve üstelik her biri gayri Müslim devletlerin oyuncağı haline geldiler.
Atatürk bir Türk dahisiydi... Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 29 Ekim 1923 yılında kurulduğu zaman öncelikle doğru İslam üzerine Diyanet İşleri Reisliği ihdas edildi ve Osmanlıyı kötülemeyen yeni bir TÜRKİYE doğarken,Türklük benimserek devletin temelleri sağlama alındı.
İşi, "Yol buraya kadar" Demeye getirenler var. "90 yıllık reklam arasıydı" diyenler var. Tarlaya bakmazsanız ayrık otları basar ve oradan tek bir gram mahsul alamazsınız.
Tekrar edelim: Dinden ideoloji çıkar ama ideolojiden din çıkmaz. O halde İslam dindir; İslamcılık ise ideoloji.