İLHAN KESİCİ´ NİN RAKAMLARI ÇOK İLGİNÇTİ

İLHAN KESİCİ´ NİN RAKAMLARI ÇOK İLGİNÇTİ

Abone Ol
Seversiniz sevmezsiniz o ayrı konu ama İlhan Kesici ciddi bir siyasetçidir. CHP´ de milletvekilliği yapmakta ancak, Demirel´ in yanında yetişmiş bir devlet adamıdır. Fikir yapısı biraz ülkücü, biraz liberal ama genel olarak sağ cenahlıdır. Kesici´ yi dinleyenler zeki olduğuna çabuk hükmederler. Geçenlerde onu FOX TV´ de dinledim, (07.03.2017-Sabah programıydı) Türkiye´ nin kalkınmasına dair oranlar veriyordu, ben de notlarımı aldım. Uzatmadan konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu mevzuu istikrarlı kalkınmayla alakalıdır; altını çiziniz. Ne olduğuna bir bakalım: -1946/2002 arası Türkiye´ nin kalkınma hızı ortalaması: %5,1 (Tüm hükümetleri kapsıyor) -2002/2016 arası kalkınma hızı ortalaması:%4,6  (AK Parti´ nin tek başına iktidar dönemi) 2007´ den 2016´ ya kadar ise Cumhurbaşkanı Necdet Sezer Beyin görev süresi sona erdiğinden, AK Partisi için A´ dan Z´ ye kendine has özel dönemdir. 2007/2016 arası kalkınma hızı için Sayın Kesici´ nin ortaya getirdiği rakama belki inanmakta zorlanacaksınız ama, %3,3´ dür. Nerden alıyor bu verileri? Bir ekonomist vekil olarak tabi ki resmi kaynaklardan... Kesici söyledi ise inanmam deme hakkınız var. Bizler tek partili dönemlerin en hızlı oranda kalkınma sağladıklarına inandık ya da inandırıldık, itiraz yok ama doğru pusula elbette rakamlardır. Zannediyoruz ki; Menderes döneminde Demokrat Parti, Süleyman Demirel döneminde Adalet Partisi, Turgut Özal döneminde Anavatan Partisi tek başına iktidar iken en fazla kalkınma oranı yakalandı! Doğrudur, ancak AK Parti döneminde peş peşe gelen kahır çoğunluklu hükümetlere rağmen  kalkınma seviyesi neden çok düşük? Tabi ekonomik olayların izahında güven, sükûnet, dış politika uyumluluğu en başta gelir. Mesela Libya politikasında yapılan bir hata sonucunda 25-30 milyar dolarlık müteahhitlik kazançlarımız yok oldu. Mısır ticaretimiz battı. Suriye ile alış verişlerin hız kazanmakta olduğu bir dönemi kendi ellerimizle sonlandırdık. Irak´ la ters yüz olunca büyük kayıplar yaşadık. Bunlar birkaç örnek... İçeride de çok büyük ve karlı işletmelerimizi haraç mezat (babalar gibi) sattık. Üretim ekonomisi yerine tüketim ekonomisini ikame ettik. İşsiz sayımız artınca katma değer girdilerimiz azaldı. Kalkınmak için, ?Tek adam" veya "Tek parti? şartı diye bir şey yok! İşte, son 15 yılda; tek parti iktidarı, son 10 yılda tek adam politikası yürütmemize rağmen durum ortada... Sayın İlhan Kesici´ nin ifade ettiği 2002´ den evvelki 55 yıllık kalkınma hızına neden ulaşamadığımızı partizan anlayıştan uzaklaşmak şartıyla sorgulamak lazım, çünkü iki dönem arasındaki eksi %1,5´ luk fark ekonomide küçüldüğümüz anlamına gelir.   Özetlersem; bizim ana derdimiz millet olarak sistemi suçlamak değil özel tercihlerimizi sorgulamak olmalıdır. Çok büyük kamu kuruluşlarını satmamız ne kadar doğruydu? Buna karar verelim bir zahmet! İsrail, Rusya, ABD, Suriye, Irak, İran gibi devletlerle ara açmalı mıydık? Her bir olayı ayrı ayrı her zaman irdelemek durumundayız. Lafı bir atasözü ile bitirmek daha açıklayıcı olacak: ?Oynamasını bilmeyen gelin...? Ne dermiş efendim?... Cevap verdiğinizi tabi ki biliyorum. Mesele; sistemin problem ürettiği iddiası değil; mesele aklımızı, mantığımızı ve de sağduyumuzu ne ölçülerde kullandığımızla ilgilidir. Kaliteli öğrenci yetişmiyor diye okul kapatmayı çare görüyorsanız orada denecek fazla da bir şey yoktur.