Yetişmemde emeği olan bütün öğretmenlerimi saygıyla, minnetle, hürmetle yâd ediyorum. Vefat eden hocalarımı rahmetle , fatihalarla anıyor, yaşayanlara sağlıklı, hayırlı, huzurlu ömürler niyaz ediyorum. İrfan ordusunun mütevazı bir mensubu olarak mesleğe başladığım 1973'ten bu güne doğru geçen yıllar içinde görev yaptığım, sırasıyla; Kütahya İlköğretmen Okulu, Yozgat Çekerek Lisesi, Arifiye İlköğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü, Isparta Şarkikaraağaç Lisesi, Kütahya Teknik ve Endüstri Meslek lisesi, Kütahya Eğitim Enstitüsü, Kütahya Kız Meslek Lisesi, Bilecik Bozüyük Lisesi, İstanbul Bahçelievler Kocasinan Lisesi, İstanbul Çapa Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü, İstanbul Kadıköy Mehmet Bayazıt Lisesi, İstanbul Atatürk Fen Lisesi, Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk dili ve edebiyatı bölümü, İstanbul Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve nihayet İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde ..yarım asrı aşan meslek hayatım içinde derslerine girdiğim vatan evlatları içinde diğer mesleklerin yanında öğretmen olan veya emekliliğe adım atmış bulunan bütün meslektaşlarıma ve öğrencilerime sağlık ve afiyetler diliyorum. Yeni nesillerin yetişmesinde rolü olan ve olacak bütün eğitim kahramanlarını, Gazi Mustafa Kemal Paşa’dan günümüze ve yarına doğru şükranlarla ve dualarla anıyoruz…
10 Kasım 2024 /GAZİ PAŞA'NIN RUHU ŞAD OLSUN...
Sevgili Anadolumuzdaki son ve ebedî Türk Devletinin ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa'yı , silah ve dâvâ arkadaşlarını rahmetle anıyor, onlara İstiklâl Harbinin aziz şehitlerine Fatihalar gönderiyoruz. Günümüzde, vatan müdafasında "Bir gül bahçesine girer gibi kara toprağa" giren, ana babalarının saçının bir teline bile kıyamadığı şehit koç yiğitlerimize rahmet ve dualar sunuyor, vazife başındakilere kuvvet, metanet, dirayet ve muvaffakiyetler diliyoruz. Allah milletimizin ve İslam âleminin yardımcısı, zalimlerin de kahredicisi olsun..Bu aziz milletin hafızası diridir. Bu millet vakur ve vefalıdır. Kendisine yapılan iyilikleri de kötülükleri de unutmaz. Aksini düşünenler defalarca yanıldılar.. Son ebedî Türk Devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü vefatının 86. yılında şükran duygularıyla yâd ediyor, ruhuna Fatihalar hediye ediyoruz. Aziz ruhu şad u hurrem ve mekânı cennet olsun inşallah..
ŞİİR GİBİ BİR KISA FİLM İLE ATATÜRK'ÜN TRENİNDE DUYGULANMAK... 10 Kasım vesilesiyle değişik kuruluşların rahmetli Atatürk'ü yad eden kısa filmleri, vefa ve şükran mesajları yayınlanıyor. Birkaç gündür bir tanesinden çok etkilendiğimi ifade etmeliyim.
8-10 yaşlarında sevimli bir kız ile gergin tavırlı ağabeyini görüyoruz..Bacısını almadan gidecekken, ısrarı sebebiyle erkenden beraber yola çıkıyorlar. İki güzel köylü çocuğu koşarlar koşarlar...Uzaklardaki bir trene yetişecekler, ajanstan dinlemişler. Dere tepe aşıyorlar, yorgun argın bir yükseğe vardıklarında aşağıda bir trenin kıvrıla kıvrıla gitmekte olduğunu görüyorlar..Ağabey kızıyor: "Al işte geç kaldık !" Fakat kız yamandır, vaz geçmez :
" Koş abi koş !..." Koşarlar ve kız son vagonun sonuna uzanır, biner, abisinin elinden tutar ve içeri girerler...Şaşkın bakınırlarken, mütebessim ciddiyetiyle öğretmen tavırlı görevli bir hanım gelir ve
" Çocuklar, burda sizin ne işiniz var ? Benim sizi indirmem lazım.." diye treni durdurmaya gidecekken esmer güzeli ağabey :
"Ne indirmesi biz tee nereden geldik biliyon mu ? Şu tepeleri aştık da geldik. Bu Atatürk'ün treni değil mi ?" Temiz çahreli görevli, hanımın gözleri dolar, tavrı yumuşar. "Çocuklar !" diye onları uyaracak olur. Ağabey " Sen bizi çocuk belliyon emme, biz ajanstan Atatürk'ün treninin geçeceğini haberler dinlerken öğrendik...Biz de bu memleketin yurttaşıyık... O gitse de bizi bırakmaz dediler. Biz şimdi nasıl bırakalım onu...."
Bacısının elinde bir demet sarı papatya vardır, o kır çiçeklerini Atatürk'ün bayrağa sarılı Türk askerinin nöbet beklediği naşının üzerine koyacaktır. Görevli hanım ağladı ağlayacak, tebessüm eder ve kısa film şöyle biter : "Bırakmayız seni, eserin bize emanet...
Kasım2021 / Ta üniversite yıllarımda 1970'ten itibaren tanımakla, kitaplarını okumakla ve sohbetini dinlemekle şeref bulduğum rahmetli Altan DELİORMAN'ın birkaç gün önce İzmir semalarında okumaya başlayıp biraz önce bitirdiğim "MUSTAFA KEMAL BALKANLARDA" kitabının son satırları : "...Ve Aliş'inin sevgisinde ağlayan Tuna, Adakale'nin genç kızlarında inleyen Tuna, bir gece Atatürk'e sofra başında şu sözleri söyletmiştir : Tuna yalıları Türk diyarıdır. / Ne vakitten beri diyemem bilmem, / Bilmem tarihler bilemez bunu../ Nehirlerdir Türk'ün şaşmaz mühendisleri / Her nehir Türk'ü bilir ve Türk bilir her nehri / Tuna'nın da kıyısından gitti eski Türk / Geçti eski Türk Tuna'yı da yararak / Kaç defa, hangi defa sormayınız nafile / Tarih güdük, sökün büyük, sayılamaz sayılamaz bu sökün / O kadar çok Tuna'dan geçtiği günler Türk'ün..."
Hepsine rahmetler olsun....Yahya Kemal'in " Türk'ün aklına, dağ deyince Balkan, nehir deyince Tuna gelir.." sözünü 2004'te birkaç haftalığına görevle bulunduğum Romanya'nın Tulçea'sında Tuna kenarında göz yaşları dökerken daha iyi anlamıştım...
Kasım 2018 / Çevresindekilerin ve kendisini dinleyenlerin yüzde doksanı gençti.
Onları çok ciddiye alır, salon toplantılarında tek tek yüzlerine bakar ,
onlarla ciddiyetle ve şefkatle ilgilenirdi. Büyük toplantılarda ve yüz binlerin disiplin içinde bir araya geldiği mitinglerde gençlere "BOZKURTLARIM !.." diye hitab ederek konuşmasına başlardı.Ben kendisini Fakülteye başladığım 1969'da tanıdım, Kasım ayında İstanbul Ülkü Ocakları'nın açılışı için Erol Kılıç'ın başkanlığını ve Dr.Alev Arık'ın danışmanlığını yürüteceği faaliyetleri yerinde görmek için gelmişti. O gün Yeşilköy (Atatürk) Hava Alanında çift sıra halinde kendisini (Albay'ı) karşılayan 40-50 kişi arasında idim.O gün Nuruosmaniye yolundaki , yeteri kadar sandalyenin bile olmadığı mütevazı salonda ve sonraları neredeyse her İstanbul'a gelişlerindeki kültür toplantılarının hepsinde o millî tarih kültür ve şuuru, ikna kabiliyeti yüksek disiplinli demokrat tavırlı zatı defalarca dinledim, bizzat görüştüğüm oldu, sayısı 20'ye yaklaşan bütün kitaplarını okudum.Demek ki aradan yarım asır geçmiş..Mensubiyet, heyecandan ibaret değildir. Yaşamayan bilmez..
Ruhu şad mekânı cennet olsun...
Kasım 2022 / TRT 1, GÖNÜL DAĞI dizisinden sonra YÜREK ÇIKMAZI dizisiyle
ikinci önemli dramatik aile dizisinde de başarılı mesajlar veriyor. Gözlerim dolu dolu üzülerek seyrediyorum fakat bu sosyal gerçekçi senaryolar, cemiyetin moralini sarsmak gibi menfi bir rol de oynayabilir. Temenni ederim ki ilerleyen bölümlerde denge sağlanır. Ümit vermeyen, hep karamsar ve arabesk yorumlar zararlıdır. Toplumun sosyal gerçekleri bilmek kadar ümide ve tünelin ucundaki ışığa doğru koşmaya da ihtiyaçları vardır. Hep gözyaşı ve ümitsizlik, "vur kadehi yere, parçalansın. ...Ölürsem kabrime gelme istemem.." tavrı son derece sakıncalıdır.. İnsaflı yorumlara ve belalar karşısında daima ayakta kalmaya ihtiyaç vardır...diye düşünmekteyim...
Kasım 2021 / Havalar soğuyor..Ne diyelim. Şu 2021 Baharı Nisan yerine erken davranıp Ocak ayında gelse ne iyi olurdu...Güneşsiz günlerde insan kendini daha mı garip ve yalnız hissediyor ne ? Yoksa günlük güneşlik havaların kıymetini bilelim diye hem de "rahmet yağmurlarıyla" aldığımız bir ders midir "Hazan'la "Kış" ın ard arda gelmesi ?
Her ne hâl ise; madem ki O' ndan geliyor, iyidir, doğrudur, güzeldir..Hikmetinden hem sual edilir hem edilmez. Daha doğrusu, içimizdeki ve dışımızdaki mevsimler de "hikmet ve ibret nazarıyla" temaşa edilir.
Kasım 2025 / Alfabe değişikliği isabetli ve doğru olmuştur. Harf İnkılabı da dediğimiz bu değişimle beraber, okuma yazma hızı artmıştır. Latin asıllı Türk Alfabesinin öğretimi daha kolay ve pratiktir. Bu harfler küçük eksiklerine rağmen Türk fonetiğine ve ses düzenine Arap asıllı eski alfabemizden daha uygundur. Bin yılın çok sayıda tarihi metinleri günümüz alfabesine aktarılmaya, incelenmeye devam edilmektedir. Ancak Türkiye dışındaki Türkler yeni alfabelerinin bazı harflerinde acele etmişler hatalara düşmüşlerdir, inşallah zamanla ortak alfabede ittifak sağlanır. Dildeki millileşme tartışmalarına girmeyi bile gereksiz addederim. Bu konuda yazılarım var. Geçen hafta Alanya'da yapılan ve bir bildiriyle katıldığım "14. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu"nda ele aldığım konu da "Yaşayan Türkçe İdeali" idi. 1911'de dilimiz Ömer Seyfeddin ve Ziya Gökalp'in öncülük ettiği "Millî Edebiyat Hareketi" ile kıvama ermiştir, gelişim ve zenginleşmesini sürdürmekte "1 000 000 / bir milyon" kelimelik "Büyük Türkçe Sözlük" yönünde ideal hedefe doğru gitmektedir. Bu hedefin en geç 20 yıla kadar gerçekleşeceğine inanıyorum. Şimdilik "4 00 000 / dört yüz bin" kelime sınırındayız. Fakir dille edebiyat, sanat, kültür ve bilim olmaz. Türkçe Anadolu öncesinde ve Malazgirt'ten sonra bin yıldır ve günümüzde büyük eserler vermiştir ve verecektir. Kuralları bozulmadan dilimizin tadına, zevkine varmaya bizden önceki nesiller gibi bizden sonraki nesiller de erişeceklerdir. Güzel Türkçemiz, kendi has / öz kelimeleri ve Türkçeleşen, millileşen, kazanılan / fethedilen kelimeleriyle birlikte dünyanın en zengin dili olmaya devam edecektir.
Kasım 2022/ Şu bütün kanallarda aksatmaksızın üst üste vizyona konan dizi filmlerin yıllardır aile düzenimizi, gençlik psikolojisini, millî kimyamızı planlı bir akışla bozmakta, sarsmakta olması kimseyi ilgilendirmiyor mu acaba ? Bence yabancı kaynaklı bu planlamacılar sonuç alamayacaklardır, haberleri olsun. milletimizin yüksek bir uyanabilme, kendi değerlerini koruyabilme kabiliyeti vardır. Benden söylemesi... Aziz milletimiz, her gelişmenin farkındadır ve olup bitenleri asla unutmayacaktır...
Ekim 2019 / Vatanın dağlarında milletin huzuru ve istiklali için ölmek, şehadet şerbetini içmek, "savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün" albayrağın kızıllığında ısınamadan gitmek, "dağlardan çöllere düşürdüğü gün" Yemen şehitleri misali albayrağın gölgesine sığınamamak..ve Ârif Nihat Asya'nın, Orhan Şaik Gökyay'ın mısralarında teselli bulmak; "Bir gül bahçesine girercesine şu kara toprağa girenlerin" sayesinde hür olduğumuzu bilmek, vefalı olmak, Mehmet Kaplan'ın ifadesiyle "gündelik siyasetin çamuruna asla bulaşmamak"..İşte bütün meselele budur...Beka meselesi budur. "Vatanın bağrına düşman hançerini dayadığında" destan yazanlar işte bu has Anadolu yiğitleridir. Unutulmayalar, ruhlarından Fatihalar eksik edilmeye, aileleri ve evlatları ilgisiz kalmaya...Muhallebi çocukları da şımartılmaya, utanmayı ve hadlerini bilmeyi, şükretmeyi öğreneler...Allah yardımcımız ola..
15 Mayıs 1915’te işgal edilen İzmir’e hasreti anlatan 9 Eylül 1922’den önce yazılan bu şiiri çocuklarınıza, torunlarınıza okutun ve manasını anlatın..
İzmir’e Tahassür
Anne, deniz nerde, yalımız nerde?
Hani gideceğiz İzmir'e der de
Beni uyuturdun dizinde anne!
Geçende ablam da öyle diyordu
Bu bahar İzmir'e girmezse ordu
Kanmam sözünüze sizin de anne!
Yeşil bir bahara büründü dağlar
Bülbüllü bahçeler, üzümlü bağlar
Kimlerin işine yarıyor anne!
O bağlar nerede, bahçeler nerde?
Her akşam güneşin battığı yerde
Gözlerim İzmir'i arıyor anne!
Şimdi bir kuş olsam, kanadım olsa
İzmir'e giden yol eğer bu yolsa
Bir başıma bile giderim anne!
Bir çetin bilmece sorsam Paşa'dan
Söylemem memleket bağışlamadan
Mutlaka İzmir'i isterim anne!
Kemalettin Kamu
Kasım 2021 / Türkçenin güzide şairlerinden, Diyarbakır'ın ve İstanbul'un has evladı, DİRİLİŞ davasının yorulmaz neferi, Necip Fazıl'ın sadık muakkibi SEZAİ KARAKOÇ Bey'in vefat ettiğini öğrendik. Allah rahmet eylesin. Kendisini zaman zaman Kadıköy vapurunda Eminönü'ne müteveccihen giderken görür, selamlar, mütevazı efendiliğine saygı duyardım. Kitaplarını 50 yıl kadar önce, Üniversite çağlarımda okumuş, üslubunu beğenmiştim. "Sütun 1-2 ve "İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü" ile şiir kitaplarını hâlâ saklar ve okurum.. Eserleri üzerinde bazı bitirme tezleri de yaptırdım. Türk fikir ve edebiyat hayatının, son devirde ender yetişen mütefekkir yazar ve şairlerindendi. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Eserleri okunsun ve istifade edilsin inşallah..
***