Hayır öyle ama. Çünkü internet sitesi kapatılmasına rağmen Youtube'da son videosunu 6 saatte 4 milyona yakın kişi izlemiş. Herhalde 24 saatte tüm Youtuber rekorları alt üst olacak. Kimin söylediği elbette önemli ama bu videolarda neler söylendiği bence daha da önemli. Ve dahi isimleri geçenlerin açıklama yapmaları artık savsaklanamayacak , ertelenemeyecek bir zorunluluktur. Peker'in iddiaları yenilir yutulur şeyler değildir.
Daha düne kadar yaptığı hiçbir icraatına ses çıkarmayan bazı kişi ve kurumlar, bugün "suç örgütü elebaşısı, ajan, hain" vb. sıfatlarla onu suçlayarak kendilerini temize çıkaramazlar. Bu iddialar (velev ki iftira olsun) mutlaka yargıya taşınmalıdır. Siz başlattınız, geriye adım atmam, katlanacaksınız diyor Sedat Peker. İktidar her türlü olumsuz bir gelişme söz konusu olduğunda hemen "dış güçler" argümanını devreye sokuyor. Bazı siyasetçilerin seçim dönemlerinde Sedat Peker'den külliyetli para desteklerini de dış güçler mi sağlıyordu acaba? Korumayı ve pasaportları dış güçler mi temin ediyordu mesela?!
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu; bir siyasetçinin her ay Peker'den 10.000 dolar aldığını söylüyor. Ama bunun kim olduğunu açıklamıyor. Meclis Başkanı sayın Şentop sözlü ve yazılı olarak bilgi istiyor. İkisi de AKP'li olmasına rağmen cevap yok. Meclis Başkanının İçişleri Bakanından belge ve bilgi talep etme yetkisi var mıdır, yok mudur ayrı konu. Ama sayın Soylu, savcı beni ifadeye çağırdığında ismi ona söyleyeceğim, diyor. Savcı bugüne kadar çağırmadı bildiğim kadarıyla, bundan sonra çağırır mı bilmem. Ama bu vahim iddialara rağmen iktidar 1.5 ay sessiz kaldı. Sayın Bahçeli İçişleri Bakanına arka çıkınca ertesi gün sayın Cumhurbaşkanımız da S.Soylu'nun yanında yer aldı.
Daha önce yaşanan ve basında ayyuka çıkan yolsuzluk haberlerinin de üstüne perde çekildi. Görevden alınan önceki Ticaret Bakanı'nın eşinin firmasından Bakanlığa dezenfektan alımıyla ilgili belgeler ortada olmasına rağmen, muhalefetin verdiği araştırma- soruşturma önergelerinin Cumhur ittifakı oylarıyla reddedilmesini nasıl izah edeceğiz? Muhalafet partilerinin tamamı 128 milyar doların akıbetini soruyor her gün. O konunun araştırılması da reddedildi iktidar tarafından.
Hani nerede temiz toplum? Toplumun temiz olması için önce siyaset kurumunun, bürokratların , akademisyenlerin samimi, dürüst, güvenilir, ahlak ve vicdan sahibi olması gerekir. Temiz toplum ancak şeffaf yönetimlerle, iyi yetişmiş liyakat sahibi ve erdemli kadrolarla mümkündür. Adil bir yönetim, tarafsız ve bağımsız yargı, demokratik bir hukuk nizamı olmadan toplumda huzuru sağlamak da kolay değildir.
Sahi iktidara destek mitinglerinde binlerce kişiyi meydanlara toplayıp bir eliyle rabia, diğer eliyle bozkurt işareti yaparken makbul olan bir adam, bugün neden iktidarın hedefi haline geldi? Bir çok yorum yapılıyor medyada. Hatta bunu AKP içindeki bazı grupların köşe kapma kavgası ve hakimiyet mücadelesi olduğunu düşünenler bile var. Baksanıza üzerine çökülen marinalardan, medya organlarından, lüks otellerden, kamu bankasından alınıp geri ödenmeyen kredilerden bahsediyor adam bağıra çağıra. Yani pandoranın kutusu açıldı bir kere. Kim bilir daha neler çıkacak içinden, etrafa daha neler saçılacak! İnşallah yine BEKA denilerek üzeri kapatılmaz bu yasa dışı ilişkilerin.
Ucu kime dokunursa dokunsun, sonucu ne olursa olsun, bizim deniz salyalarından daha acil olarak, toplumsal kirlerden, yasa dışı karanlık ilişkilerden arınmamız lazım.