Bana zaman zaman şu eleştiri yapılıyor.Neden hep geçmiş gitmişten örnekler veriyorsun yazılarında,geçen zaten geçip gitmiştir bir daha da geri gelmeyeceğini bile bile hep o günlere atıfta bulunuyorsun diyorlar...
Geçmiş gitmiş…
Öyle kolay kolay gitmez bazı şeyler.Bazı çocukluklar,gençlikler ve yaşanmışlıklar takvim yaprağı gibi kopup düşmez,insanların omuzuna yük olur,duruşuna dönüşür.Biz geçmişi yazarken,sadece çocukluğu anlatmıyoruz.Biz o günler öyleydi,bu günlerde neden böyle olduğumuzu anlatıyoruz.
Bizim nesil;beşik sallanırken sadece mışıl mışıl uyumak değil,o beşikten çocukluğa ve gençliğe geçiste,memleketin her haliyle yakından ilgiliydi.Büyüklerimiz masallar anlatırdı ama içlerinde bu günlerde olduğu riyakarlık,kalleşlik,nankörlük yoktu.Saygı sevgi merhamet,daha da önemlisi yurt sevgisi vardı...
Masallar kısaydı ama suskunlukları uzun olurdu, düşünüp analizleri doğru yapmamız için.
Fotoğraflarımız vardır,nerede ise yüzde sekseni siyah beyazdır ama azdır…
Çünkü bizim çocukluğumuz ve gencliğimiz kadraja sığmadı.Ama hafızamız doludur.Soğuklarda,
yokluklarda,sevgiyle ve paylaşmayla doludur.…
Biz,bize büyük gelen elbiselerle büyüdük.Ama hayat hiçbir zaman bol gelmedi.Yokluklarda bizi
küçültmedi,tam aksi terbiye etti.Kanaat, yetinmeyi,
sabır,ayakta kalmayı öğretti.Okumak ve çalışmak bizim için erdem değil,hayatta kalma biçimiydi.
Erkek arkadaşlarımız simit sattılar çırak oldular,ayakkabı boyadılar,daha o yaşlarda kimseye yük olmamayı,kimseye el açmamayı ilke edindiler…
Biz kızlar,saygıyı sevgiyi annelerimize,babalarımıza,karşı gelmemeyi,kanaatı,çok okumayı,kendi ayakları üzerinde durmak için mücadele etmeyi,en önemlisi Atatürk'ün biz kadınlara verdiği haklara sıkı sıkı sarılmayı ve kimseye vermemeyi,kendimizi ezdirmemeyi ilke edindik....
Bizim devletle, milletle, dinle, mezheplerle,insanların renkleri ile dilleri ile hiç bir sorunumuz yoktu o zamanlar.İlişkilerimiz
gösteriş için değil samimi@niyetli idi...
Devleti;iyi şeyleri ile ve kusurlarıyla birlikte
sahiplendik.Türk halkını Alevisi sünnisi,Türk'ü'Kürdü ile kardeşlikten ibaret bildik.
Dini;hayatın içine koyduk,vitrine çıkarmadık ocu bucu diye.İmanı;lafla değil,icraatla yaşadık.Kimseye baskı yapmadık kınamadık çok görmedik ayrımcılık yapmadık....
Bayrağı;sadece dalgalanan bir bez değil,uğruna can verilen bir emanet saydık.Şehitlerimizin kanı ile renk aldığını hiç unutmadık.
Kızdık belki, kırıldık belki…Ama sırt dönmedik hiç kimseye,el uzattık düşene,bir tekmede biz atmadık düşküne,hiç adam satmadık bu günlerde çok moda olduğu gibi...
Biz büyürken memleket genişlemedi;daraldı.Sağ dediler, sol dediler,kardeşi kardeşe düşürdüler.
Biz ortasında kaldık.Ama aklımızı kaybetmedik.
Ne her şeye öfkelendik,ne de her şeyi inkâr ettik.
Dik durduk;ama diklenmedik.Hayat bizi sertleştirdi.
Ama kabalaştırmadı.Suskunluğumuz korkudan değil ölçüdendi.
İyilik güzellik merhamet bizde fazladan bir meziyet değil,karakterdi.Bugün bize“eski kafalı“huysuz”,
“uyumsuz” diyorlar ya...
Doğrudur.Çünkü biz,her rüzgârla yön değiştirmeyi öğrenmedik.Bizim nesil bugün yaş alıyor olabilir.
Ama şunu bilin:Bu ülkenin en çok yara almış,en az şikâyet etmiş,en sessiz ama en sağlam kalmış insanlarıdır bizim nesil.
O yüzden gençler…“Geçmiş geçmişte kaldı” demeden önce bir durun.Gelin oturun yanımıza.
Dinleyin.
Çünkü biz sustukça,
bu memleket biraz daha hafızasını kaybediyor.
Ve hafızasını kaybeden toplumlar aynı hataları
her defasında ilk kez yapıyormuş gibi yeniden yapıyor....
Biz yaşadık gördük geçirdik,onun icin eskilerden örnekler verip anlatıyoruz.
Çünkü bizim anlatacak çok şeyimiz,sizlerin yasayacağı çook yıllarınız var...
İşte öyle…
Birgülce