Geçip Giden Yıllardan Hatıralar, Tespitler ( 28 )

Bir öğretmenin hatıraları arasında…

Abone Ol
VE NETİCELER. / 23 Nisan 1994 (7) Yıllardan beri ilk defa-dergi yazıları hariç- aynı gün içinde yedinci, iki günde 11. yazıyı yazıyorum. Gerçi birer sayfalık ama farklı bakmaya çalıştığım, kendi boşluklarımı yakalamaya uğraştığım yazılar.Anla, dinle, düşün, karar ver. Düşündüklerin can sıkıcı ise en yakın yere otur seni rahatlatacak bir tavır al. Oturman mümkün değilse derin bir nefes al, bir yere tutun, yaslan daha beter bir şey olmamasına şükreden bir yumuşaklığı dene. İğne gibi sözler uçuşup duruyorsa zihninde, sahibinin zor durumda olduğunu düşün, iğnelerin sana batmadığını farz et. Sağlığının önemini biliyorsun. Kim olursa olsun senin huzurunu kaçıramamalıdır. Sana bir şey olsa, ne olur biliyor musun? Sen duygulu bir adamsın, başkaları için koşturursun ama senin için kim koşturacak beyim? Dimdik çelik gibi ayakta kalmalısın, dengelerini korumalı, yeise asla kapılmamalısın. SONUN BAŞLANGICI / 23 Nisan 1994 Belli mesafede, titizlenmeden çevrenle ilgilenmen gerekiyor ve isteniliyorsa yardımcı olman. Zaman zaman gelişmeler hakkında ürkütmeden bilgi edin. Senden faydalanmak isteyene ne verebileceğini düşün. Vermek kolay mı ki almak kolay olsun? Alabilmek de bir kabiliyettir. Ne kadar yorgun olursan olsan yine de kendini bırakma.Unutma sen hocasın. Bunun için epeyce yol aldın. 42 yaşında bir adamın, 21 yıllık hocanın; 14, 16, 18 yaşlarında Allah'ın nimeti üç oğlu varsa onların havasına girebilmeli; çeşitli hallerini, tuhaflıklarını, yanlışlıklarını, taşkınlıklarını, sınırları zorlamadan, üzmeden, kırmadan, dökmeden kontrol edebilmeli. Zaman zaman gerginlik halini alan gelişmeleri delikanlılığa ve kendi sabrını ve dikkatini de yaşının olgunluğuna göre ayarlayabilmeli. VAR BUNDA DA BİR HAYIR / 1 Mayıs 1994 Akacak kan damarda durmaz. At binenin kılıç kuşananındır. İş işten geçtikten sonra ne çare ! Her işte ve gelişmede bir hayır vardır. Susmak ilaçtır. Alternatif düşünce, ortaya konulursa bir şey ifade eder. Kaybolan ve geri gelmeyecek en kıymetli varlık; zamandır. Herkes kendi içinde bir alemdir ve ne yazık ki istisnalar dışında herkes bencildir.Şu veya bu nisbette. Zamanlama ve karara giden noktada detaylı ihtimallere göre bazan sabırlı geciktirmeler bazan seri tavırlar önemlidir. Zarar gibi görünen bazı durumlardan geri dönüşler için de çare aranabilir.Bir musibet bin nasihatten yeğdir.Demek ki nasihat her zaman isabetli değil, yaşanması lazım. Para hesabına fazla kapılmadan, israfa düşmeden, hesapçı değil ama hesaplı yaşamalıdır. NEYİN ZARAR VEYA KAR OLDUĞU MALUM MU Kİ ? Bakmışsın ki zarar görünende rahmet var, kar görünende ıstırap. Kaybolup giden saatlerden hangisini kaç liraya geri getirebilirsin? Çok erkenden namaz vakti seherle birlikte, horoz ötüşlerine su seslerini ortak ederek kalkarsan Mehdi can, günü kazanır, sağlık ve rahmet bulursun. Gece 12'den sonraya pek kalma gözüm, sana 5-5,5 saat uyku yeter. Ötesi, uyuşan vücudun sarhoş uyuklamalarıdır. "Bir baksana gökler uyanık yer uyanıktır. Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır." Akif böyle diyorsa yabana atılmaz. Zamanla yarışıp zamanın önüne geçebilecek tek varlık insan. Allah bu gücü sadece bize vermiş: Hem zamanın önüne hem sonrasına doğru düşünebilen yegane varlık aklımız ve hayalimiz. GÖRGÜ MESELESİ. / 12 Mayıs 1994 Görgülü, kimdir, nasıl davranır? Biliriz. Görgü nedir? Çocukluğundan beri örnek ve güzel davranışlar görerek zekasıyla kişiliğini oluşturma işidir. İşin temelinde sağlam bir mantık ve sağlıklı bir sinir sistemi yatıyor. Görgüsüz, gördüğü halde anlamamış, kendi nefsinde inkılaba gidememiştir; gördüğünü yorumlayıp zekasından gelen ışıkla bir terbiye olgunluğuna erememiştir. Yazık ki ne yazık.Görgü sahibi bir insan, terbiyeyi bazan terbiyesizlerden öğrenir, bakar ve görür ki yanlış, doğrunun hebercisidir, zekasında uyanan kuşlarla altın ufuklarda kanat açar, adam olur. Ya bu ıstırabı en yakınlarında yaşayan asil ruhlar ne yapsın Allah'ım. YILGINLIK YOK, MÜCADELE VAR AMA USULÜNCE USTACA / 13 Mayıs 1994 Saatler tıkır tıkır, sular şırıl şırıl. İnsanlar mırıl mırıl, gürül gürül ve eller ayaklar harıl harıl ya diller ya gözler ya gönüller takır takır, ipil ipil, çisil çisil. Bu tekerleme oyalanmacası asıl sıkıntılı konuya girmeyi geciktir ne yapıp edeceğim de üzülmemeyi, son derece düzenli, ürkütmeyen bir dikkat ile yönetmeyi öğreneceğim. Yolu yok, çok yönlü düşünmeli, ipin ucunu kaptırmamalıyım. Yoksa verdiğim her fırsat önce beni yaralıyor.. Her hamleden önce tedbir almak, hazırlanmak lazım.Allah'tan hayırlısı. AKIŞ DEVAM EDİYOR / 15 Mayıs 1994 Her şey derin bir durgunluk ve her şey derin bir akış içinde.Her şey sonsuzlukta susmakta ve sonsuzluğa koşmakta.Her varlığın özündeki elektronlar protonla yarışmakta.Ya şu zekalar, diller, gönüller, ihtiraslar ? Nasıl anlamalı ve anlatmalı? İnsan daimi bir gaflettedir. İlk ve son kaybettiği kendisidir. Ya kazandığı? Neyi kazandığımız belli mi ki? Kazanılması gereken: Allah'ın rızası. Nasıl? Yaratılışın hükmünü anlamakla. İbadetle, ilimle, okumakla, öğretmekle. Hayırlı bir insan olmakla. Sevgi ile affederek. Sabrederek, hayra yorarak. İbret alarak. Düzelmeler bekleyerek. Alçakgönüllülükle. Ve dua ve namazlarla. HERKES BENCİLLER ORTASINDA MI YAŞAR ? / 15 Mayıs 1994 Herkes bir şeyin peşinde. Herkes haklı, herkes haksız. Herkesin zaafı var. Herkesin hesapları var. Herkesin ikinci, üçüncü bir yüzü var. Herkes önce kendini düşünüyor. Herkes yarını garanti sanıyor. Herkes kendi zindanını aşamıyor. Ya ben??? Ben de herkes gibi biriyim. Ben kendimi bilmez miyim? İsterim ki rüzgar hep benim istediğime göre essin. Sular gönlüme göre aksın. Topraklarda benim hükmüm yürüsün. Ateşleri ben yandırıp söndüreyim. Ya sen??? İçimde ve dışımda beni kuşatan, bana göz açtırmayan her şey ve herkes.Herkesin, her şeyin, benlerin ve senlerin bir sahibi var. Malikü'l-mülk, sahib-i ins ü cin.O bilir.Araması, bulması bizden. YUKARI TÜKÜRSEN BIYIK AŞAĞI TÜKÜRSEN SAKAL / 16 Mayıs 1994 Uzaktan bir ses diyordu ki: "Hele bak kardeşim, büyüte büyüte içimizde çalı büyütmüşüz. Biz gül beklerken dikenler sardı ortalığı. Bahçıvan çok acemi çıktı. Toprak verimsiz, fidan ise bakımsız, budamasız, kaba. Ne yapmalı? İnsan bitkiye de benzemiyor. Akıllar karışıksa, sinir sistemleri ise karma karışıksa neler olur ? Kimselerin üzerlerine gitmeye gelmiyorsa, kendi haline bırakmaya hiç gelmiyorsa neler olur ?" Uzaktan seyretmeli, ürkütmeden gelişmeler görülmeli, kızmadan, alınmadan, sabırla bakılmalı. Her sürprize de hazır olmalı. Belki bir gün gemiler kurtulur? Kaptan olmak kolay mı? Göster ustalığını kaptan! Allah büyüktür üzülme, dayan, zafer hepinizindir. BİR DÜŞÜN BİN SÖYLE. / 16 Mayıs 1994 Yoksa gelişmeler, seni söylete söylete çığırından çıkaracaklar. Nezaketini terk etme, tebessümü bırakma, sabrından vazgeçme, sinirlerini bozma. Sen bu seviyeye kolay mı geldin? Bütün tecrübelerini yaşamamış gibi bir kalemde silip atacak mısın? Birileri seni anlayabilselerdi hiç bu problemler olur muydu? Olmayabilirdi. Demek ki herkes farklı ve değişik. Peki sen farklılıklar karşısında daha dikkatli davranmalı değil misin? Medenileşmek ve sağlam bir yapıya sahip olmak, zaman alacaktır. Önce beklenmedik garipliklere alış ve şaşırma, taviz verme ve kızma. Söz verip sıkıntıya girme. Uzun uzun sus ve sabret. Yatıştırıcı ve uzlaştırıcı ol. Tahriklere kapılma, affet. Sır verip de bağlanma, hatta bazen herkese fikir bile danışma. Çok şey bekleme. Allah'a sığın. Dua etmek, en hayırlı ve mühim çaredir, devadır. ÖFKE BİR BELADIR, SÜKUNET ŞİFA / 18 Mayıs 1994 Geri dur, kendini koru. Mekan değiştir, oyala, sakinleş. İyice düşünmeden konuşma. Hazırlıksız her iş açık verebilir. Sakin kafayla yapılacakları sırala. Yer ve zaman ayarlaması yap. Uygulama öncesi kağıda yaz ve başla. Kontroller yap, sorumluluk ver, paylaş, takip et. Dalgın olma, uyanık davran. Kısa günlük değerlendirmeler yap. Soğukkanlı ol, moralini bozma. Tedbir al, kendi hatalarını tespit et. Ah ü vah etme, zararı en aza indir, mağlup olma. Paniğe kapılma. Sağlığını ihmal etme. Göze batacak hatalar yapma. Mantığını sağlam tut. Yakından uzağa, uzaktan yakına zamanlamalar yap. İnsanları hafife alma, özelliklerinden faydalan. DOSTLUK MU DEDİNİZ ? / 6 Haziran 1994 Evet var! Ama sadece Allah'la onu anlamış kulları arasında.Belli seviyede ve mesafede. Peygamberden dağdaki inanmış çobana kadar değişen şartlarda ve mekanlarda. Onların dışındakiler rol, oyalamaca, menfaat oyunları, gelecek hesapları, sahte sabırlar, aramalar, kaybetmeler, yalanlar, dolanlar, aldatma ve aldanmalar.Neden böyledir? Allah bilir. Kul ise neden sonra hisseder. Allah yarattığını kendinden başkasına yar etmiyor. Bahçıvan çiçeklerin dilini iyi bilmiyor. Büyük sahip yarattıklarını Serendip'lere gönderirken mutluluk reçetesini mahfuz tutuyor. Peygamber de işin aslını biliyor. "Dünyada rahat yoktur!" Dünyada rahat yoksa kendimizi rahatsızlığa göre mi planlayalım? Çünkü rahat Cennette. Cennetlik olmanın yolu, rahatına kıymaktan, rahatsızlığı yaşamaktan mı geçiyor? KAZANILAN NE ? YA KAYBEDİLEN ? / 14 Haziran 1994 Spor toplarının peşinden koşturanlar gibi paranın peşinde debeleniyoruz. Kazanırken kaybediyor, kaybederken kazanıyoruz. Aman Allah'ım.Neyi doğru yaptığımız hep şüpheli. Umulmadık tesadüfler oluyor, beklenmedik karşılaşmalar.Hesapta olmayan hesapsızlıklar, hesapsız hesapçılıklar. Şu doğru denen yaşama üslubunu nereden bulmalı? Yahut bu mümkün mü? Kimin doğrusu? Allah'ım.En zor doğru, en güzel doğru, en huzur verici olanı. Neresinden başlamalı ve nasıl devam etmeli? Kararları nasıl vermeli? Şu Tefvizname'yi bir güzelce yazıp duvara asmalı, okumalı da okumalı : "Hak şerleri hayr eyler./ Nagah açılır perde / Derman erişir derde / Arif anı seyr eyler." Kayıp da yok kazanç da.Bunlar hep oyun.Zıll-ı hayal, gölge oyunu. BİR İNSAN / 15 Haziran 1994 Herhangi birisi, iyi düşünmeden konuşuyorsa, ağzına geleni söylüyorsa ne yapılır? Sinirlerini idare edemiyorsa, gergin bir tel gibi keskinleşiyorsa ne edilir? Kendisini bütün hatalarına rağmen haklı görüyorsa ve buna inanıyorsa neler olur? Sorular da bitmez cevaplar da! Bir insan değil bir çok insan artık bu hale gelmiştir. Konuşmayı bilmez, susmayı bilmez, danışmayı bilmez, sormayı bilmez, "dur"u bilmez, "yürü"yü bilmez, hatalarını bilmez, meziyetlerini bilmez.Bu kadar bilinmezlikler içinde yine de kendini bilirim sanır. Yine çare sabır ve dikkatte, sükunet ve nezakette.Başkaları da böyleyse, ne söylediklerini bilmiyorlarsa sen de mi öyle olacaksın azizim.Ne denilirse denilsin, farkını ortaya koy Mehdi can. Dünya küçük, bir yerde karşılaşırız elbet. Allah büyüktür. İNSANLAR VE İNSANLAR / 13 Temmuz 1994 Bina yöneticisinin bir köpeği var. Süs köpeği. Bembeyaz uzun tüyleri yüzünü gözünü kapatmış bir tüy yumağı halinde savrula savrula dolaşıyor. Balkonda iki ayaklarının üzerinde yaklaşanın eline kafasını, hamle ederek uzatıyor, yalıyor, kendini zorla sevdirmeye uğraşıyor. Eve girdiğinizde ayaklarınıza dolaşıyor, yuvarlanıyor, garip sesler çıkarıyor. Isırır mı acaba diye çekinir ürperirken, sahibi rahatlatıyor; "Korkmayın Mehdi Bey, o siz geldiniz diye seviniyor, gösteri yapıyor ve sevilmek istiyor. Isırmak artık insana mahsus." Ve düşünüyorum.Bir eve giriyorsunuz. Kimse geldiğinizin farkında değil. Evin mensupları istifini bile bozmuyor. Kıpırdamıyor. Varlığı ile yokluğu farksız ihtiyara da soğuk bir hava esmemesi için kimse sözle takılmıyor. Fakat o ne? Pembe tüyleri arasında kaybolmış sevimli bir köpek gelenin ayaklarına dalıyor üstüne atlamaya çakışıyor, debeleniyor, küçük havlamalarla seviniyor, ilgi bekliyor. Pembe köpek de hayalden ibarettir. Hikmetinden sual olunmaz. İnsanların bir tüy yığını kadar bile duygudan mahrum olduğu bir yerde Allah beterinden saklasın. SEN DOĞRUDAN, GÜZELDEN VAZGEÇEMEZSİN / 17 Temmuz 1994 Gelişmeler ne şekilde seyrederse etsin sen doğru olanı tercih edeceksin. Gücünün yettiği kadar dikkatli, sabırlı, ihtimallere hazırlıklı bir tavır sergilemelisin. Her tuhaflık mümkündür. İnsandan her şey beklenir. Şaşırmamayı öğren. En azından paniğe kapılmamayı.Yarına sağlam hazırlıklar yap. Kendi huzurunun kaçma ihtimali karşısında ferdi tedbirler al. Kimsenin kötülüğünü istemediğine göre bunu anlatmayı bilmeli. Çünkü bazı insanlar kendileri için neyin kötü olabileceğini anlamıyorlar. Anlatmalı. Doğru olan sevimsiz de olsa doğrudur. O halde doğruyu güzel anlatmayı bilmeli.Doğruluk güzellikle anlatılır ve etkili olur. DEĞİŞEREK DEVAM VE DEVAM EDERKEN DEĞİŞİM / 23 Temmuz 1994 Her gün yeni tecrübeler kazanılabilir. Her gün aynı insanlar size farklı gelebilir. Çok iyi tanıdığınızı sandığınız biri yarın size bambaşka şeyler söyleyebilir. Kendinizi garip veya tuhaf bulabilirsiniz. Yaptıklarınız sizi şaşırtabilir. Ayağınız takılabilir, tökezleyebilirsiniz. Ne ayağınız suçludur ne de takıldığınız yer. Gözünüze vazifesini yaptırmadınız. Öfke tetiktedir. "Ya sabır ve tebessüm nerede?" Uyku cezbeden kollarını hep açık tutarken güzelim ezanlı seherler nerede? Oyalama taktikleri her yanda kol gezerken bir dakika boş kalmanın sorumluluğu nerede? Dostlar arası gönül almalar, güven telkin eden nezaketler, fazla yüz göz olmadan mesafeli yakınlıklar, tedbirli davranışlar, hep Allah'a sığınmalar nerde? Aman Allah'ım beni senden gafil eyleme. Perişan eyleme.