GAZETECİ ETRAFINA IŞIK SAÇANDIR!
Gazeteci ruhtur, candır, ufuktur… O kendini hep bir şeyler üretmeye endekslemiştir.
Gazeteciler; yeni fikirler, oluşumlar ortaya atarlar… Dolayısıyla da sıcakkanlıdır, sosyaldir... Aldatmayandır, güvenilendir. Halkının menfaatini gözetirler… Vicdanların sesidir!
Resmi olarak 2006 yılında başlayan gazetecilik maceramda 8 yılın hatıraları, heyecanları, birikimleri vardır.
Geçen 8 yılda çok güzel şeyler gördüm, yaşadım. Ölüm tehlikesi dâhil birçok badireler atlattım.
İlahi takdirle doğduk, nefes aldık, emekledik ve ayağa kalktık! Artık yürüyüşümüzü hızlandırma dönemindeyiz. Kendimi imkânlar nispetinde etrafına daha fazla ışık vermek durumunda görüyorum. İdealizm bunu gerektirmekte… Gezdikçe yeni görgülerimiz, yeni yorumlarımız oluşacaktır. Balkanların bir derya-deniz olduğuna inanmaktaydım... Yanılmadığımı bu gezimde bir kez daha fark ettim ve Allah’a hamd olsun ki özellikle manevi yönden daha bir güçlenerek döndüm.
Bana refakat eden Eşim Beyan Hanıma siz okurlarım nezdinde özellikle teşekkür ediyorum. O Kırım Türklüğünden sonra Balkan Türklüğünü de yakından müşahede etmiş oldu.
Bu gezimi Gazetem adına yaptım. 59 Haber, milli heyecanıyla, tecrübesi ve enerjisiyle bu anlamda ilklere imza atmaya kararlıdır. Yani evlad-ı fatihan diyarının yaşayan Osmanlı-Türk kültürünü keşfetmeye, ona uygun araştırmalar, seyahatler yapmaya devam edeceğim.
Batı Trakya"da, Bulgaristan"da, Romanya"da, Makedonya"da, Kosova"da, Bosna - Hersek" de, Macaristan"da... Gördüklerimizi, ziyaretlerimizi ve tecrübelerimizi aktaracağız. Hangi memlekette ne yapılır, ne yenir - içilir notlar edeceğiz. Ana maksadımız Gazetem aracılığıyla sizlerle bu düşüncelerle Kurban bayramı tatilini fırsat bilerek Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Balkanlar arasında bilgi köprüsü oluşturmaktır.
Toplamda 3500 km yol yaptık. Kendi aracımızla kafamıza göre takılarak önemli bir Kurban Bayramı ziyareti gerçekleştirdik.
Kırcaali izlenimlerim
Bulgaristan"a girişimizi Kapıkuleden yaptık, girişte dezenfekte olduk ve 3 Euro mikrop bulaştırmama parası ödedik. Bu utanç verici uygulamadan sonra İlk durağımız Kırcaali oldu.
Kırcaali"de hiç yabancılık çekmedik, sizin de çekmeyeceğinize inanıyorum. Sokaklarda, pazarda, camide… Kısaca her yerde Türkçe hâkim. Belediye başkanı ve Bulgaristan parlamentosuna gönderdiği 5 milletvekilin beşi de Türk, soydaş... Şehirlerin kalbi pazarlarıdır. Güzel bir kapalı pazarları var. Günün her saati taze meyve ve sebzeye bizden çok daha uygun fiyatlara alabilirsiniz. “Helal et” tabelası hemen her dükkân camında yerini almış. Yemekler konusunda Kırcaali’de gönüller rahattır. Kentin göbeğinde Osmanlı eserleri size selam veriyor, hoş geldiniz diyor. O anlarda hüzün ve sevinci bir arada yaşadığınız anlardır.
Cami havlusunda cemaatle sohbet ederken Tekirdağ"dan geldiğimizi söyledik; çok mutlu oldular. Hemen sıralamaya başlıyorlar, “Benim yeğenim, kardeşlerim... Tekirdağ"da, Edirne’ de, Kırklareli"nde oturuyor vs.”
Araya sınırlar konmasına rağmen gönül bağları hiç kopmamış, kopacak gibi de değil… Sıcaklık, samimiyet sizi de ısıtıyor. Misafirperverliğin tipik göstergesine şahit oluyorsunuz. Size her konuda yardımcı olmaya çalışıyorlar. Hep gene kan, can, Türklük… Kırcaali Bulgaristan"ın en hızlı büyüyen şehirlerinden... Kuvvetli bir ekonomiye sahip... Tarımda tütüncülük ciddi bir ekonomik kazanç sağlarken, montaj sanayii de istihdamı arttıran önemli bir unsur olmuş.
Tekirdağ"a 260 km mesafede bu ecdat diyarları birçok tarihi müzeye de ev sahipliği yapmaktadır.
(Gelecek sayımızda Varna ve Romanya"nın Köstence ili izlenimlerim)