Garo' nun Gürültü Garabeti 

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, Cuma günü "Ermeni Soykırımı'nın Tanınması, Soykırım Faillerinin İsimlerinin Kamusal Alandan Kaldırılması" başlıklı kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na verdi.

Abone Ol
Ve tabi ki gazi ve şanlı Yüce Meclis bu densizliğe izin vermedi, teklif kendisine iade edildi. Benim için katlanılamaz olan, böylesine ihanet kokan, nankörlük patentli, bölücülük amaçlı, emperyalizme köpeklik sayılabilecek bir metnin benim Meclis'ime verilebilme cüretidir. Yasalar çerçevesinde kurulmuş olsa, demokratik düzen şemsiyesinin altında Meclis'te yer alsa bile, teşebbüs ettiği eylem ve yasadışı ilişkileri nedeniyle HDP'yi bir Türkiye partisi olarak kabul etmiyorum. HDP; öne çıkan siyasi söylem ve faaliyetleriyle bir ihanet odağıdır ve Üniter devletin, aziz Cumhuriyetin amansız ve iflah olmaz düşmanıdır. Garo Paylan, dedesi Garabet'in soykırım masallarıyla büyümüş Malatya doğumlu Hristiyan bir Ermenidir. Garo bir piyondur.Türk düşmanı ne kadar emperyalist devlet varsa Garo ve yoldaşları onların uşağı ve gönüllü sözcüsüdür. Bize Çanakkale mahşerini yaşatan ne kadar vahşi canavar varsa Garo ve hayranları onların bozuk mikrofonu, iğrenç kokan barsak gurultusudur. Tüm canlıları Allah'ın yarattığı inancıyla,dünyaya aşk ve gözyaşı medeniyetini, merhamet ve adalet anlayışını armağan eden kahraman TÜRK MİLLETİ'nin evladıyım ben. Bu nedenle ırkımı çok severim ama ırkçılık yapamam. Ama bu aziz millete yapılan ve yapılacak olan ihanetlere de sessiz kalamam, gerekirse yıldırım olur, kasırga olur, bir yanardağ olur patlarım. Yeter be, yeter be bu mazlum millete yaptığınız ihanetler. Bizim soykırım yaptığımıza dair, uydurulmuş sahte vesikaların dışında bir tane tarihi belge sunulamadı bugüne kadar. Ama buna rağmen Çanakkale'de yaşadıkları hezimetin acısını unutamayanlar,her 24 Nisan'da aynı iftiralarla karşımıza dikilmekte, Türk ve Türkiye düşmanlıklarını kusmaktan mazoşist bir haz duymaktadırlar. Olay çok nettir aslında. Ağababalarına güvenip " büyük Ermenistan" hayaliyle doğu ve güneydoğu şehirlerinde katliamlar yapan Hınçak ve Taşnak çetelerine karşı halkın, yetimlerin isyanıdır yaşananlar. Katliama uğrayan aslında Türk halkıdır. Ben yedek subay olarak bulunduğum Erzurum Yeşilyayla'da yaşananları, yakılan köyleri, açılan toplu mezarlara diri diri gömülen masumların acı ve ıstırap dolu hikayelerini 50 yıl önce o şehitlerin yakınlarından gözlerim dolarak dinledim. 600 yıl boyunca, en güçlü olduğumuz asırlarda bile sarmaş dolaş yaşadığımız Rum, Ermeni veya başka aidiyetlere, kendi insanımıza göstermediğimiz saygı ve sevgiyi gösteren TÜRK MİLLETİ, neden en zayıf anında bir tehcire, bir zorunlu göçe başvurmuş olabilir acaba? Orhan Pamuk ve Garo Paylan gibiler bu sorunun cevabını öğrenmeden bu millete nankörlük etmekten, soykırım iftirasını yapıştırmaktan utanmıyorlar mı acaba?! Garo'nun vicdanı temiz olsa, en azından benim kendisine haram ettiğim milletvekili maaşından vazgeçerdi! Diaspora ve yüzlerce Türk düşmanı vakıf ona yoksulluk çektirmez zaten. Bence bu milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılarak yargılanması, milletvekilliğinin düşürülmesi artık bir zarurettir. Yazımı üç alıntı ile bitirmek istiyorum. 1-Sənan İbrahimov Qacar 3 yıl önce Vatikan'dan aldığım belge mevcut. O bölgelerde Vatikan Piskoposu Papa tarafından yazılmış bir mektup var. Ermenilere karşı "soykırım"ı aslında kendileri gerçekleştirdiler. Fransız arşivinden bir resim koleksiyonu satın aldım. Bu kaset Fransız bir gazeteci tarafından çekildi. Terörist Daşnaksüty üyeleri Türk asker kıyafeti giydi Ermeniler yerlerinden edilmiş soydaşlarının altınlarını yemek için 50 binden fazla insanını katletti. 2- Mehmet Tolga Akalın TBMM kendisinden sonra elli üç bağımsızlık hareketine ışık tuttuğu için dünyada modern emperyalizme karşı direnişin siyasi kabesi kabul edilir. Emperyalizme taşeronluk yapmış " sözde Ermeni soykırım yalanları" yani Taşnak Sütyun iftiralarının Garo Paylan adlı milletvekili sıfatına sahip bir sefil üzerinden Gazi meclisi kirletmesine izin verilemez. 3- Eray Ertürk ERMENİSTAN İlk Başbakanı Ohannes KAÇAZNUNİ'nin 1923 yılında Bükreş'te "Taşnak Partisi" toplantısına sunduğu rapor: İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği Ermenistan hayali vardı, gerçeği göremedik. Kaderden şikayet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak acıklı bir durumdur. 1914 sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmadığı dönemde, Güney Kafkasya'da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı. Türklere karşı ayaklandık. Barışı sabote etmek için savaştık bile. Artık hepimiz Türklerin düşmanı olan İtilaf devletlerinin kampındaydık. "Türkiye'den, denizden denize Ermenistan" talep etmekteydik. İtilaf devletlerinin ordularını Türkiye'ye göndermeleri ve hakimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika'ya resmi çağrılar yaptık. Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük. Artık, Türklere ne gibi bir güven telkin edebiliriz ki. Askeri operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya'ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin milli mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiçbir zaman devlet olamadık. Türkiye Ermenistan'ı diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik. Aklımız dumanlanmıştı. Biz kendi isteklerimizi başkalarına mal ederek, sorumsuz kişilerin sözlerine büyük önem vererek, kendimize yaptığımız hipnozun etkisiyle, gerçekleri anlayamadık ve hayallere kapıldık. TÜRKLER DOĞRU YAPTI 1915 yaz ve sonbahar döneminde Türkiye Ermenileri zorunlu bir tehcire tabi tutuldu. Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Siyasal açıdan olgunlaşmamış ve dengesiz insanlara özgü bir şaşkınlık içinde, bir uçtan diğerine savrulmaktaydık. Rus hükümetine karşı dünkü inancımız ne denli körü körüne ve temelsizse, bugünkü suçlamalarımız da o denli körü körüne ve temelsizdi. HASTALIKLI PSİKOLOJİMİZ Kaderden şikayet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak acıklı bir durumdur.Bu bizim (hastalıklı) milli psikolojimizin karakteristik bir özelliğidir ve Taşnaksutyun Partisi de bundan kaçamamıştır. NOT: Kadir geceniz mübarek, Ramazan Bayramınız kutlu olsun.