Edirne' nin Mücevherleri 

İki önemli medya haberi çizdi kalemimin rotasını.

Abone Ol
Birincisi; Edirne valisi sayın H.Kürşat Kırbıyık'a ait. Sayın Valimiz restorasyonu devam eden Selimiye Camisi için" Edirne'nin Mücevheri " betimlemesini kullanmış. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyonu diyor devam eden çalışmalar için. Mimar Sinan'a ve tarihe saygımızın gereği yerine getiriliyor. Ne güzel. Yeter ki kaş yapayım derken göz çıkarmayalım. Aslını bozmamalı, ruhuna zarar vermemeliyiz bu nadide eserlerin. İkinci haber tam da bu endişemi haklı çıkaran cinsten. Muğla'nın Milas ilçesindeki 1500 yıllık geçmişi olan taş köprü, maalesef tamirat bir yana, tam manasıyla tahribata uğramış. Üzüldüm, hem de derinden. Yazık etmişler güzelim köprüye, köprüyle ilgili efsanelere. Halbuki bakmasını bilenler kim bilir ne güzellemeler yazmışlar, ne görkemli hatıralar yaşamışlardır kadim zamanlarda. Şimdi hoyrat türküleri söylemenin, uzun ağıtlar yakmanın eyyamıdır dostlar. Restorasyon yeniden yapma değildir. Artık her şehrimizde üniversitelerimiz varken, bu akademik kurumlarda çok değerli bilim adamları mevcutken, bunca mühendis ve mimarımız kenarda görev beklerken böylesi cehalete isyan ediyor insan. Bu işler yapılırken proje çizilmiyor mu, onlarca kurumdan onay alınmıyor mu? TOKİ konutları kadar bile değeri yok mudur tarihi eserlerin?! Milas'taki köprünün hemen yanı başına, yeni ve daha büyük bir köprü oturtmuşlar aklı evveller. Eski köprüyü de yıkıp,aslıyla alakası olmayan beyaz taşlarla yeniden yapmışlar. Yeni köprünün yanında minyatür gibi kalmış zavallı. Yazık dememin sebebi bu. Kel demeyeyim ama saçı az bir adam berbere gitmiş. Oturmuş berberin sandalyesine. Berber elinde makas fır dönüyor adamın etrafında. Bir sağa, bir sola taramaya çalışıyor adamın saçını. Her seferinde bir iki zayiat. Adamın kafasında kalmış bir tek tel. Yorgun berber bakmış o da gidecek, kurnazca davranıp ; " Beyefendi" demiş, "saçını ne tarafa tarayayım?" Bezgin bezgin aynaya bakan adam tutamamış kendini; "Bırak usta" demiş, dağınık kalsın!" Hani bazı restorasyon! vandallıklarını görünce, " Yapamıyorsan bari bozma, bırak yıkık kalsın!" diyesi geliyor insanın. Sayın Valimizin hassasiyetine sevindim. Yalnız, en göz alıcısı şüphesiz Selimiye ama Edirne'de birden çok mücevher var. Edirne tarihi eserleriyle eşsiz bir açık hava müzesi. Yaşayan ve hizmet veren taş köprüler içinde dünya rekorunu elinde bulunduran Uzunköprü'müz de bu mücevherlerden biridir. Her ne kadar tarihe ve ecdada vefasızlığın dayanılmaz hafifliğinde, cehaletin kazma darbelerine maruz kalsa da, mücevher yere düşmekle değerinden bir şey kaybetmez. Üzerindeki tozları üfler, onu yine en değerli hatıra olarak koynumuzda saklarız. Yeter ki tozları üfleme işini ehil ellere verelim. Çünkü tarihi köprümüz de üç yıl sürecek bir restorasyon, yani ameliyat sürecini yaşıyor bu günlerde. Etrafı kapalı olduğu için nasıl bir çalışma yapıldığını bilmiyoruz. Daha önce iki üç operasyon geçirdiğini benim yaşımda olanlar bilir. Bir seferinde gözleri yok edildi, bir diğerinde kanatları koparıldı. Bir başka seferinde tabanı genişletelim derken, taşlara ihanet edilerek betona gömüldü. Yani ruhu yok edildi. Ve bunlar anlı şanlı siyaset ve ilim adamlarımızın gözü önünde yapıldı. Kimsenin de gıkı çıkmadı, itirazı olmadı iyi mi?! Eğer çevre yoluyla birlikte yeni köprü yapılmasaydı, ecdat yadigarı Ergene köprüsü, yani dünya mirası UZUNKÖPRÜ bu zulme daha fazla dayanamazdı. İnşallah bu son restorasyon köprümüzün ve ecdadımızın ruhlarını incitmez. Gururumuz olmaya devam eder. Mücevherlerimize sahip çıkmalıyız.