DİNDE YENİLEŞME ŞART HATTA KAÇINILMAZ

DİNDE YENİLEŞME ŞART HATTA KAÇINILMAZ

Abone Ol
Zinhar, ?Reform? demiyorum. Bu kelimede sıkıntı var, ancak dinde yenileşme ?Cedit?  gereklidir. Zamana göre İslam devletleri buna önem vermek zorunda, eğer bu lâzıme takip edilmezse çağın gerisinde kalır, medeniyeti yakalayamayız. Mesela bu çağın en önemli göstergelerinden,  ?Hayvan hakları? ve ?Çevrecilik?  Konuları bariz olarak karşımıza çıkıyor ama camilerden ne yazık ki yükselen herhangi bir ses yoktur. Zaman zaman değinilse de arzu edilen yoğunlukta ele alınmaz. Geçenlerde camide bir sohbet dinliyorum; Hoca Efendi, İnşirah namazının faziletlerini anlatıyordu. Bu namazın ne olduğunu internetten sizin için kopyalıyorum: "Bir kimse sabah namazını cemâatle kıldıktan sonra oturup güneş doğuncaya kadar zikir ile meşgul olsa, güneş doğunca da iki rekât (İşrak) namaz kılsa, bir nafile hac ve umre sevabına nail olur." (İhyâ, I. 336) Konumuz buydu... Nafile tabir edilen bir namazdır, hadiste ifade edilen faziletlerine amenna, itiraz yok. Ancak, cemaat dağıldıktan sonra evlerimize dönerken saçak altlarında, duvar diplerinde iki büklüm kedilerin, köpeklerin var olduğunu görürüz; aç, susuz, titrek ve muhtaçlar... Önünden gelip geçen bizlere inleyerek, miyavlayarak seslenirler ama biz ne yaparız? Önlerinden lös, lös, bakarak veya bakmayarak geçip gideriz. N´ oldu az evvel kıldığımız namaz? Şu iki menkıbe çok meşhurdur: "Kötü huylu bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfiret olundu." [Müslim, Tövbe 155, (2245)] "Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşerâtından yemeye de salmamıştı." [Buhârî, Bed´ü´l-Halk 17, Şirb 9, Enbiya 50; Müslim, Birr 151, (2242) Bu iki rivayet Müslümanlarca bilinmesine rağmen üzerinde duran pek olmaz. Sosyal iletişim yaygınlaştığı için hayvanlara eziyet yapanları, şefkatli davrananları görüyoruz ve bizlerde bir kanaat, bir hissiyat oluşturmaktadır. Bir husus daha... Çevre deyince akla sadece ağaç, çiçek, göl, dere, orman vb. gelmez onu korumak ve temizlik de bir o kadar önemlidir. Hocalar camilerde buna dair vaazlarını niye yoğunlaştırmazlar? Oysa bir hadis-i şerif şöyle seslenir: ?Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz? Ergene örneğinde olduğu gibi nehirleri zehirleyen biziz, ormanları katleden biziz, kışın yağmur yağarken ormanı yakan biziz; iyi bir Müslüman olsak bunları yapabilir miyiz? Hayır. İYİ MÜSLÜMAN... Bunun altını çizelim! Camilerde, okullarda, kışlalarda yani eğitimim olduğu her yerde, kuşluk namazını kılalım, evvabin, teheccüd, duhan, tespih namazlarını da kılalım ama hayvan severliğin, çevreciliğin, temizliğin önüne almayalım. Çevrende bir hayvan açlıktan ölüyorsa sabaha kadar namaz kılsan n´ olur, o canlının vebalini ödeyemezsiniz. Çünkü onlar Allahın bir mahlukatıdır ve Allahın canlısını korumadın, ölmesine çanak tuttun.  Çevrecilik kadar sosyal çevrecilik denen bir gerçeklik daha var. Hac konusu yana yıkıla anlatılırken bir fakirin ihtiyacı çok az konusu edilir. Zekât, sadaka, hayır hasenat... Evet, hep var, konuşulur. Muhtaçlar bir numarayla önde olması gerekirken öncelemede ne yazık ki son sıralara atılmaktadır. Bu sebeple sosyal konulara şiddetli vurgu yapmak, yeni bir dönem başlatmak dinde yenilik anlamına gelir. Bu konular İslam´ ın, ?İHSAN? Kısmına girer. İslam´ ın 5 şartını, İmanın 6 şartını Allah bildirmiştir ama o şartlara inanır ve uygun hareket etmek bizlere düşen bir görevdir. Bu görevi yaptığımız ölçüde Müslümanız. Buna, ?ihsan?  İhsan sahibine de ?Muhsin? Denir. Hoca Efendiler Müslüman ile toplumu birbirine kaynaştırmak zorundasınız. Şu namazı kılarsanız cennet garanti demek yerine çevrenizi koruyun, temizleyin, hayvanlara bakın besleyin, sulayın demeniz hepsinde daha evladır, deyin.