DAMACANALI KADIN

DAMACANALI KADIN

Abone Ol
Kaç yıldır yaşıyordu bu şehirde 15 yıl mı, 20 yıl mı? Onu görünce zaman kavramının olmadığını düşündürüyordum. Yine ona rastladığım bir gün. Mevsim yazdı. Mahallemizin durağına gelmiştim, minibüsten indim kafamın içi dolu dolu ilerlerken. Yıllardır sıklıkla sokakta rastladığım ve anlam veremediğim kılığıyla. Uzun kirli paltosu ve her zaman elinde taşıdığı 5´lik su damacanasıyla o, sıska kadın, yine saçı başı dağınık çitilenmiş gibi kabarık birbirinin içine dolanmış yapalak saçları, kirli üst başı, uzun paltosuyla Mumcu Çeşme Yolu üzerindeki bir istimlak duvarında duran kediyle konuşuyor onunla ilgileniyordu. Yavaşladım ne yaptığını anlamaya çalıştım, biraz daha yavaşladım, anladığım kadarıyla oradan uzaklaşacaktı? Yanılmamışım. Elleri kirliydi, kiri üzerine bulaşmasın diye bedeninin önünde kendinden uzak tutarak ilerledi.               Kediye ne yaptığını merak ettiğimden duvara yaklaştım, kedi gözlerini açmış öyle tatlı bakıyordu ki, sevesim geldi, o da ne! Kedi hareketsiz öylece yatıyordu. Altında naylon poşetten yapılmış bir topak, başucunda ve ayak ucunda taşlardan yapılmış yatak başlığı formunda iki kaya parçası duruyordu. İçim ürperdi, kedi cansızdı, kaskatı olmuş öylece yatıyor?              Bir an aklımdan geçen şey. ?Kadının ona mezar yapmaya çalıştığı oldu?. Öğlen ezanı okunmaya başladı ve bir kez daha içim ürperdi. Kadının duygusal ruh haliyle ilgili empati kurunca ağlamaya başladım. Bir yandan da söyleniyordum. ?Kadın sen ne yaptın böyle! dağıldım ben? diye. Akan göz yaşımı sildim. Cansız yatan kediyi duvarda bırakıp yoluma devam ettim. Kadın az ileride şehrimizde Mumcu çeşme diye bilinen yolun kenarındaki çeşmedeydi, eğilmiş ellerini yıkıyordu, belini doğrulttu etrafına bakındı. O sırada çeşmenin yanında içi balık kasalarıyla dolu bir kamyonet vardı. Adamın biri balık kasalarını ıslatıp ıslatıp kamyonete dizdiği sırada, taşıdığı kasadan birkaç balık düşürdü. Düşen o balıkları kadın fark etti, gidip eline aldı, evirilip çevirmeye başladı, belli ki minik olduklarından gözü tutmamıştı. Ona bakınca ben? ?Niye elini kirletiyor daha yeni yıkamıştı?? diye içimden geçirdim. Kadın eline aldığı balıklarla ilerledi, gidip duvarın üstüne yatırdığı cansız kedinin burnuna sürtmeye başladı, arada da ağzına değdiriyordu. Sanıyorum, kedinin kokuyu alıp balığı yemesini bekliyordu.              Öyle garip hissediyordum ki, gözyaşlarımı tutamadım. Kim bilir geçmişte nasıl bir hayal kırıklığı yaşamış ve yaşadığı o hayal kırıklığı onun naif ruhunda travmaya dayalı hasar bırakmıştı. Hayal kırıklıklarının kişilerde zihinsel ve bedensel kırılmalara da yol açtığını söyleyen uzmanlar, zihnin olumlu hayallerin gerçek olmama ihtimalini yok saymaya meyilli olduğunu vurguluyorlar. Yıllardır sokakta rastladığım o garip kadın kimdi? Bir çok kez, karşılaşmalarımız sırasında kendisiyle sohbet edip hikayesini sormak istedim. Hangi sebeple bilmiyorum yine soramadan evime doğru ilerledim.