Cüneyt Yüksel Neden Yükseliyor?

Son söyleyeceğim sözü en başa alarak konuya gireyim: Başkan daha da yükselecek!

Abone Ol
AK Partili olmasına rağmen, Tekirdağ gibi bir yerde Cüneyt Yüksel kredisini nasıl ve neden yükseltiyor? Bunun cevabını bulmak için etraflıca düşünmek gerekir. Ana cevabını, doğru teşhisini kendi özel yapısında aranmasını öneriyorum! Bütün iş; şahsiyette, iyi niyette, bir şeyler yapabilme heyecanı içinde olmakta veya tek kelimeyle samimiyette yatıyor. İçiyle dışının aynı olması yani hinlik ve fesatlık düşünmemesi ona özel bir önem kazandırdığını halk fark etmeye başladı. "Cüneyt çalışıyor!" dediğimiz zaman, ismini sık sık zikrettiğimiz zaman bize çok kızanlar oldu, daha ileri giderek gazetelerimize ekonomik ambargolar uyguladılar ama ne yapalım kardeşim, "Adam çalışıyor!" Rumeli İskelesi tamam; dört dörtlük! Filmin devamı var... Ardından teleferik olayı ve sonrasında da Uçmakdere tarafında inşa edilecek kale tipi bir yapı bizlere müjdeleniyor. Bu 3 eser İstanbul' dan milyonları dev bir anafor gibi içine içine çekecek. Zaten isteğimiz de bu değil mi? Başkan, çevresinde proje üretenlere kalbini açmış, önem verip benimsiyorsa onun partisine kim bakar? CHP'li başkana fikirlerimizi söylerken CHP' li değildik, Tekirdağ için yazıp çiziyorduk. Ve Allah için yanındaydık. Yine bugün AK Partili başkana fikir ve düşüncelerimizi söylediğimiz zaman AK Partili değiliz; önemli olan Tekirdağ ve işsiz insanlara ekmek, iş, barınak temin etmektir. Partili olmak başka, Tekirdağ için çalışmak başka! Partisinden dolayı Cüneyt'e cephe almak reva olur mu? İnanıyorum ki, CHP' ye oy verenlerin çok önemli sayısı CHP' li olmamasına rağmen CHP' de siyaset yapanların sempatikliği, yaklaşımı, sevecenliği sayesinde oyunu CHP' ye kullanmaktadır. Yine inanıyorum ki, kişi AK Partili olmamasına rağmen ya YEL' den, ya Mestan' dan, ya Şentop' tan... umutlanarak oyunu AK Parti' ye vermektedir. Aynı mantıkla devam edeyim; birçok İYİ Partili (veya diğer partili) de başta olanların tavır ve yaklaşımlarını protesto etmek için oyunu kendi öz partisine değil bir başka partiye vaaz ettiğim o saiklerle kullanmaktadır. Bir örnek vererek daha bir açıklayıcı olabilirim: Benim, 50 dekar tarlam var ve kullandığım yöntemlerle içinden dekarına ancak 100 kg mahsul alabiliyorum. Komşumun da bitişikte, 50 dekar tarlası var ama o 500 kg. alıyor. Şimdi ben komşuya kızmam mı lazım yoksa kendime bir çeki düzen vermem mi gerek? Ben ekip biçmeyi kuralına göre adam gibi yapmazsam bugün o tarladan 100 kg alıyorsam yarın 50 kg. derken sonunda avluyu atar giderim. Tüm mesele işi kuralına göre oynamak! Yani gönüllere, dillere, kalplere girmek! Yeri geldiği zaman Ben açık olarak bazı CHP' lilere gerçek duygularım itibariyle şöyle diyorum: Bu parti' de sizin gibi simalar olmasa, güler yüzlerinizi, iyi niyetlerinizi görmesek partinizi eleştirmek için şundan bundan dolayı yoğunlaşacağız. Evet bir İlhami Özcan varken kendimize firen yapıyoruz çünkü çok ilgileniyor çevresiyle... Her yere koşturan, hatır soran bir Nurten Yontar' ın hatırı var. Nezih Okur, Birgül Kemiksiz, Nurcan Balıbey keza aynı... Bu sebeple sayelerinde birçok şeye "la havle" çekmek zorunda kalıyor insan amma ve hele hele... Sn. Albayrak maalesef iyice ılgımızı döndürdü; yolu sokağı bırak insanın şehir değiştiresi geliyor. İşte Cüneyt Yüksel bu anlatmaya çalıştığım gönül iklimi içinde bizlere iyi geliyor, nefes aldırıyor, umutlarımızı capcanlı tutuyor. Bana, Cüneyt Yüksel Büyükşehre yakışır mı diye soranlar oluyor? Onlara her defasında 1 dönem daha Süleymanpaşa için çalışması gerek, daha iyi pişer diyordum. Bu tezimi Albayrak' ı ve Rumeli İskelesini gördükten sonra hemen değiştirme ihtiyacını gördüm ve Büyükşehre acilen, behemehal lazım şeklinde kendi fikriyatımı yeniledim. daha 3 yıl var; Büyükşehir evet kan kaybetmeye belli ki devam edecek ancak küçüğünden de çok şey kazanacağız. Genç başkan Cüneyt' i gözlerinden öperim.