Eskiden siyah beyazdı bütün fotoğraflar. Renkli çekim yapan makinaların devri çok sonralarıdır. Nadiren çekilen fotoğraflar gerçekten çok kıymetliydi ve kaybolmasın diye özel albümlerde saklanırdı. Eskiler iyi bilirler, doğum günlerinde birbirimize aldığımız hediyelerin en güzeli bu fotoğraf albümleriydi. Onların sayesinde yıpranmadan günümüze kadar ulaşabilmiştir anılarımız. Zaman zaman çıkarır bakar, hayat hikayemizi yeniden yazarız. Bazen önceki halimize bakıp kahkahalarla güler, bazen de" hey gidi günler hey "diye mırıldanır, yılların nasıl da bu kadar hızlı geçtiğine inanamayıp efkarlanırsınız.
Önümde bir fotoğraf. Siyah beyaz. Sizinle paylaşmaktan da tarifsiz mutluluk duyuyorum. Fotoğrafın arkasındaki tarihi de yazmalıyım. Çünkü bu tarih en az fotoğraf kadar önemli.29 Ekim 1959.Uzunköprü Cumhuriyet Meydanı. Cumhuriyet bayramı töreninden bir hatıra. Cumhuriyet Bayramı, Cumhuriyet Meydanı ve Atatürk İlkokulu öğretmen ve öğrencileri. İsimler ne kadar anlamlı. Eğer fotoğrafa bakıyorsanız size yardımcı olmak için biraz daha ayrıntıya girebilirim.
Sağ baştaki yavru kurt benim. O zamanlar izcilere yavru kurt deniliyordu. Babam terziydi o yıllarda. Kıyafetimi babam dikmişti. Ortada öndeki öğretmen Gülseren Terlikçi. Benim güzel, zarif, nahif öğretmenim. Annem gibi sevdiğim bir mübarek insan. Sanki Reşat Nuri'nin Çalıkuşu romanındaki Feride öğretmen. Öylesine idealist, öylesine aydınlık düşünceli bir Atatürkçü. Arkasında Meral ve Hüseyin öğretmenler. Biliyor musunuz ,bugün özlemle andığım o çocukluk günlerimde bizim bütün öğretmenlerimiz giyim kuşamlarına gösterdikleri özenle, çağdaş dünyanın öncüleri, bilimi rehber edinen söz ve davranışlarıyla, adeta aydınlanmanın Atatürk'çü meş'aleleriydi..
Bu resimde gördüğünüz öğrenciler benim sınıf arkadaşlarım. Mürvet, Servet, Hilmiye, Zebure ve diğerleri. Atatürk mahallesinin, Atatürk okulunun Cumhuriyet çocukları. Daha henüz birinci sınıftayız ama büyüklerimiz gibi coşkuluyduk o bayram günlerinde. Ama milli bayramların tümünde biz aynı heyecanı yaşar, elimizekağıttan yapılmış Türk bayraklarını alır, sevinçle yollara dökülürdük. Görüşü, inancı ne olursa olsun,küçük büyük, herkes Cumhuriyet değerlerine saygı duyar, bize bu insanlık onurunu ve özgürlükleri kazandıran Mustafa Kemal Atatürk'e sevgilerimizi sunardık. Gazi caddesi bayram günlerinde hınca hınç dolar, hani iğne atsan yere düşmez denecek ölçüde katılım olurdu.Tören geçişinde ben takımın manga komutanı olarak açıktan yürür, protokolün önünden geçerken tabancamı çeker, belli aralıklarla tetiğe basarak şeritleri birer birer patlatırdım. O küçücük yaşımda kendimi Cumhuriyetin bir muhafızı gibi görür, kopan alkışlardan gurur duyardım.
Yaşımız büyüdükçe Cumhuriyetin önemini ve erdemlerini daha iyi kavramaya, hangi tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğimizi de daha iyi anlamaya başladık. Ata'nın "Gençliğe Hitabesi" aslında olanları ve olabilecekleri çok açık ve net biçimde tek tek anlatır. Ahval ve şerait, yani durum ve şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun, gençlere damarlarındaki asil kanı hatırlatır büyük Atatürk. Çünkü O, Cumhuriyeti gençlere emanet etmiştir. Gençler bilir ki;( ben öyle temenni ediyorum) bu bağımsız vatan kolay elde edilmedi. Kan ve irfanla kuruldu bu devlet, bu Cumhuriyet. Dün boyun eğmedi yedi düvele, bugün de geçit vermez emperyalizme. Hem içerdeki, hem de dışarıdaki hainler ve işbirlikçiler bilmelidir ki; toprağın üstünde yaşayanlar faraza kimliklerini unutup emanete hıyanet etseler bile, toprağın altında yatan şehitlerimizin ve gazilerimizin ruhları geçit vermez öyle bir alçaklığa.
Ama şurası da bir gerçektir ki; günümüzün bayram kutlamalarında eski heyecanlar ve gönülden bağlılıklar kalmadı. Sıradanlaştı milli kavramlar. Her şey basit bir seremoniye indirgenir oldu. Artık üst düzey devlet görevlileri de katılmıyor törenlere. Çocuklar ne Cumhuriyetin ilan edildiği tarihi biliyor, ne de bu devlet kurulurken çekilen çileleri. Ne Balkan Savaşlarını biliyor, ne İstiklal Savaşımızı. Ne Kuvay-ı Milliye'den haberi var, ne Atatürk ve silah arkadaşlarından. Ya dijital fırtınalarda savruluyor evlatlarımız, ya da Yeni Osmanlıcılık martavallarıyla padişahlık rejiminde kul köle olmaya özendiriliyor. Atatürk ve Cumhuriyet değerlerinin nasıl kemirildiğini ve değersizleştirildiğini görerek büyüyorlar. "Keşke Yunan galip gelseydi." diyebilecek kadar alçaklaşanların itibar gördüğü bir ortamda yaşıyoruz. Ne diyor dertli ozan ki, bu denli ağlıyor saz?
Ankara'nın taşına bak / Gözlerimin yaşına bak
Uyan uyan Gazi Kemal / Şu feleğin işine bak
Ama göreceksiniz, dev uyanacak, millet bu olup bitenlerin hesabını mutlaka soracaktır. Siz üzülmüyor musunuz bu nankörlüklere? Emperyalizmin alayına kafa tutup, bize hür ve bağımsız bir vatan , özgürce dalgalanan bir bayrak, onurlu bir hayat ve saygın bir Cumhuriyet armağan eden ecdadımıza yapılan hakaretleri hep görmezden mi geleceğiz?
"Türk milletinin karakter ve adaletine en uygun olan idare; Cumhuriyettir. Cumhuriyet fazilettir. Bütün dünya bilsin ki, benim için bir taraftarlık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı. Cumhuriyeti, onun gereklerini yüksek sesle anlatınız. Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat TÜRKİYE CUMHURİYETİ ilelebet yaşayacaktır." diyen büyük Gazi, sana yemin olsun, hakimiyet yarınlarda da kayıtsız ve şartsız Türk milletinin olmaya ,kurduğun bu bağımsız devlet kıyamete kadar yaşamaya devam edecektir.
"Türk için ağlamıştık, Türk için güleceğiz!..
Hür doğduk anamızdan, yine hür öleceğiz!..
Taptığımız üç şey var; Bayrak, Vatan, Hürriyet;
Yaşasın Türk Milleti, Yaşasın Cumhuriyet!.."
İşte elimde siyah beyaz bir fotoğraf. Cumhuriyetin ışığı öğretmenler ve yarınlardaki umudumuz çocuklar. Ahmet'ler,Ali'ler,Ayşe'ler..Mürvet'ler,Servet'ler,Cengiz'ler,İlker'ler.. Cumhuriyetin var ettiği Atatürk çiçekleri. Gülseren öğretmenim Edirne'de yaşıyor. Ömrü uzun olsun. Ellerinden öpüyorum. Aramızdan ayrılanlara,bekaya göçüp gidenlere rahmetler diliyorum. Ama biliyorum ki hayatta olanların Cumhuriyet coşkusu hep aynı.
Millet olma bilinci bayramlarla pekişir dostlar. Ben size Atatürk'ün "ONUNCU YIL NUTKU" nu her Cumhuriyet bayramında döne döne bir defa daha okumanızı tavsiye ediyorum. Denk gelirse internette Ata'nın kendi sesinden de dinleyebilirsiniz. Onun heyecan ve coşkusunu ruhunuza emdirerek, hücrelerinize sindirerek hem de. O zaman, bu bayrama Gazi'nin neden "EN BÜYÜK BAYRAM" dediğini daha iyi anlar ve Cumhuriyet düşmanlarına karşı daha uyanık olursunuz. Dostlar büyük bayramınız kutlu olsun.
---------- Ahmet Acaroğlu--------