ÇİÇİ YABGU´DAN MİLLİYETÇİLİK DERSLERİ

ÇİÇİ YABGU´DAN MİLLİYETÇİLİK DERSLERİ

Abone Ol
Konu ne zaman Türk Milliyetçiliğinden açılsa,hasım cephe, milliyetçiliğin biz de Fransız Ihtilâliyle birlikte ortaya çıktığını temcid pilavı gibi anlatır. Ne masonluğumuz kalır ne Hitler hayranlığımız...Herkesin pilav hakkında konuştuğu ancak kimsenin aşçıyı dinlemediği gibi bir mevzûdur mesele... Türk Milliyetçiliği adına onca kitap yazan adam var.Bu adamların onbinleri geçen makalesi var.Eskiden beri Türkçülük milliyetçilik adına çıkan sayısız mecmua var.Hal böyleyken,bu hasım cephenin ne aklına ne de işine gelir milliyetçiliği,milliyetçilerden dinlemek. Özetle,Milliyetçiler der ki,Türk Milleti henüz Milliyetçi kavramı daha siyasi bir isim değilken bile milliyetçiydi.Tarih boyunca kurulan tüm Türk devletleri bu anlayış etrafında kuruldu ve yaşadı.Kaç bin yıl önce Turkistana dikilen Göktürk bengü taşları bile bizim Milliyetciligimizin ölümsüz belgeleri olarak durmaktadır ve "Fransız ihtilali de Fransız Ihtilali" diye konuşanların gözünü çıkaracak kadar da büyüktür.   Nerede köklü bir millet var işte orada Milliyetçilik var,bu kadar basit..Türk´ten köklü millet mi var?Tarih ilmi,mâzinin bütün hatırasını çağdaş insanın önüne sürüyor.   Alman bilim adamlarından Çinbilimci Prof.Fr.Hirt Çin tarih yıllıklarını araştırırken Çiçi Yabgu ile ilgili hayli enteresan bilgilere ulaşır. Okudugu yıllıklardan şu sonuca ulaşarak tarihe bir not düşer:DÜNYADA MİLLİYETÇİLİĞİ İLK DEFA DEVLET POLİTİKASI HALİNE GETİREN MİLLET TÜRKLERDİR.   Şimdi, Fransız ihtilalinden binlerce yıl evvel yaşamış ve Milliyetçiliği bir devlet politikası olarak düşünüp uygulamış Hun Yabgusu Çiçi´nin hikâyesini anlatalım.   Mete Kagan´ dan onlarca yıl sonra Çin siyaseti Hunları ikiye ayırır. Ikiye ayrılan Hun devletinden birinin kağanı Çin himayesini kabul eder. Bu durumu kabul etmeyen Hunlar Çiçi Yabgu önderliğinde birleşip bu devletten ayrılır kendi devletlerini kurar.   Çiçi,himaye kabul etmediğinden Çin için büyük tehlike arz eder. Giderek güçlenmesi ve tehdit oluşturmaya başlaması üzerine Çin, bilinen taktiklerini uygulamaya başlar. Hun ülkesine bir elci gönderen Çin,Türklerden bir takım isteklerde bulunur, teklifler ilginçtir: "Hun kıyafetlerini terkedip Çinli gibi giyineceksiniz! Göçebe yaşam tarzını terkedip yerleşik hayata geçeceksiniz! Türk dinini terkedecek ok ve yayı da bırakacaksınız yoksa sizinle savaşırız!" Tarih değişsede bazı şeyler hiç değişmiyor değil mi?   Bu konu üzerine Çiçi, kurultayı toplar. Beylerinin görüşünü merak etmektedir. Bazı beyler, devletin henüz güçlü olmadığını tabî olmak gerektiğini söyler. Bu görüş size de tanıdık gelmiyor mu? Mandacılık fikri işte...   Kurultay sonuna doğru son sözü söyleyecek olan Çiçi Yabgu ise şöyle der: "Devletimiz o kadar güçlü olmayabilir. Ama bu istekler kabul edilirse bu zaten biz Hunlar için ölüm demektir. Köle olarak yaşamayacağız, savaşacağız, biz ölsek bile bizden sonra gelecek olanlar,torunlarımız intikamımızı alacaklardır!!!"  İşte bu da Ya istiklâl ya ölüm parolasının Çiçi yorumudur...   Fransız ihtilalinden binlerce yıl önce tarihin bağrına ok gibi saplanmış bu varoluş ve milliyetçilik destanından çıkaracağımız derslere gelicek olursak:1-)Mandacılık kabul edilemez! 2-)Milletin geleceğini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.3-)Ya istiklâl ya ölüm! 4-)Hiçbir şey,bizim kendimiz olmamızdan daha önemli değildir.   Kanla yazılmış ve nesilden nesile bize intikal etmis Türk olma ve Türk olarak ölme fikri diye de özetleyebileceğimiz Milliyetçilik fikrini fransız devrimlerinde,şurada burada arayacak değiliz.   Çiçi Yabgu´ya ve kahraman ecdadımıza saygı ile bitirmek üzere olduğumuz bu satırları Gazi Mustafa Kemal´in veciz bir serlevhasıyla tamam edelim.   TÜRK COCUGU ECDADINI TANIDIKÇA DAHA BÜYÜK IŞLER YAPMAK İÇİN KENDİNDE KUVVET BULACAKTIR!