Yahudiliğin 6´ sına karşılık İslam´ ın 8´ si nedir? Bu yazıda buna temas ediyorum, lütfen okuyun ve paylaşarak daha fazla okunmasına katkıda bulunun.
Türkler milli kültürlerinde olduğu gibi inanç manzumelerinde de gelenekçi bir millettir. Cuma hutbelerinde garip işler dönmeye başladı. Mesela; Peygamberimize salat selam getirildikten sonra onun halifelerine, ashabına ve sahabeyi gören tabiine de dualarla yüceltmeler yapılırdı. Şimdilerde bu gelenek akamete uğramış gibidir.
Cuma hutbelerinde her defasında tekrar edilen ve 4 halifeyi öven, devam ederek sahabe ile sahabeyi gören tabiine de edilen o dua şöyle;
"...Hususam-minhüm ?alel-eimmeti hulefa rasülillâhi ale´t-tahkîk. Ümerai´l-mü´minin hazret-i eba Bekrin ve ?Umer´a ve Osmane ve ?Aliy ve ?alâ bakıyyeti´s sahabeti ve´t-tâbi?in..."
4 halife ismini hutbede zikretmek o caminin ehl-i sünnet camii olduğunun alamet-i farikasıdır. Nitekim camilerin tavan süslemelerine dikkat ettiğinizde orada hat sanatıyla yazılan Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali isimlerine rastlarsınız. (4 isim)
Yine sahabe isimleri ile yetinilmeyip, Allah ve Onun peygamberi mutlaka yazılmaktadır. (2 isim)
Ayrıca ehl-i beyt sevgisinin bir nişanesi olarak kubbelerde Hz. Hasan ve Hüseyin Efendilerimizin isimlerini okursunuz. (2 isim)
Cami tavanlarında toplamda 8´ gen bir isim yazılımı mevcut olup mesaj itibariyle, Siyonizmin 6´ gen mührüne karşılık İslam´ ın sekizgeni öne çıkarılmıştır. Bu süsleme ehl-i sünnet camilerinin inanç, anlayış ve idrak ufuklarını açıklayan birer semboldür. İslamiyetin açılımı zaten Allah, peygamber, sahabe, tabiin ve ehli beyt üzerinden yapılmıyor mu?
Uzatmayalım... Hoca efendilerin hele hele son yıllarda 4 halife isimlerini hutbelerde okumaktan imtina eder duruma gelmeleri tehlikeli bir ihmal veya sapmadır. Bilerek veya bilmeyerek o mesajları kendi özel rayından çıkardığınızda bu güzelim mabetler selefi, Vahabi camileri ile aynı hizaya gelecek, iç manaları yok edilecektir.
İran Şiiliğin, Arabistan vahabiliğin, Mısır Selefeliğin merkezi konumunda olup Türkiye Ehl-i sünneti temsil eden bir ülkedir. Bunu bize emanet eden Türk büyüğü ise -Siyasi İslamcılar sevmediği, hatta ret ettiği- Aziz Atatürk´ tür. Cumhuriyet Türkiye´sinde buna izin verilemez. Ben şahsen cami hocalarına bu inceliği sıkça hatırlatmaya çalışıyorum. Tarihi seyir içinde Aziz ve Asil Türk milleti bu kutlu geleneği irili ufaklı tüm Türk devletlerinde ve özellikle de Karahanlı, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde daha özenli ve kesintisiz devam ettirmişlerdir.
Ayrıca bir noksanımız daha oluştu: Hutbelerde, cumhuriyetimizin hamisi ve banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları kısa kısa -Ahde vefaya dayalı olarak- Dualarla anılmakta iken bu iltifat terk edilmiştir. Camilerdeki egemenlik hakkının onu kuranlara ait olduğu gerçeği neden dikkate alınmıyor, nitekim padişah, sultan, halife kimse hutbelerde onun adı okunurdu. Bugün bu hak yerine getirilmiyorsa ortada bir gap söz konusudur. Hak, nerde nerde yenir de camilerde yenmez, yenmemelidir.
Geleneklerimize sahip çıkmak, yaşatmak halkımızın biricik görevi... Camiler milletin malıdır, onu tarihi çizgisinde devam ettirmek devlete aittir. Görev ihlali olduğunda bu eksiği hatırlatmak yine milletin işidir.