Değişim adına yapılanlar, dışarıdaki açılımın önünü kesiyor.Binaların Yeniliğinden öte gitmiyor.Gelen de, gideni de aratıyor.
Gariptir.
Tekirdağ' da tek değişmeyen bu olsa gerek.
Herkes, her işi yapar ama herkes yönetici olamaz.
Sanırım, Tekirdağ'ın iç meselesinin başında bu geliyor.
Yöneticilik kavramı demek ; herşeyi bildiğini sanıp, hiçbir şey bilmeyip, oturduğu makamdan ahkam kesmek degildir.
Bu insanlarla Tekirdağ'ın da öncelikleri değişiyor.
Bir çok alanda geride kalan Tekirdağ' da çözülmesi gereken iki ana mevzu var.
- Samimiyet,
- Zihniyet..
Her dokunuş, her adım.
Her plan, her proje,
Tekirdağ'ın geleceğini etkiliyor.
Olumlu / olumsuz.
Doğru zamandaki yanlışlıklar.
Şehrin kaderine etki ediyor.
Tekirdağ'ın makus talihi meselesini her ortamda duymuşsunuzdur. Şehrin yönetiminde söz sahibi olan kişilerin hataları yüzünden bir zamanlar masmavi suları olan denizi, bir gerdanlık gibi geçen ergene nehri ve gastronomi anlamında tadına doyulmaz yiyecekleriyle malesef bu kent basiretsiz yöneticiler nedeniyle çok sıkıntılı dönemler yaşadı ve yaşıyor.
Şehrimizi önemli bir marka ve turizm destinasyonuna dönüştürmek için bırakın bir hazırlığı, bir proje üretilemedi.Türkiye'den ve dünyadan yetenek çekemedik. Tersine beyin göçü verdik. Şehrin fark yaratan büyük özelliklerinden Büyükşehir Belediyesi olarak yararlanmayı düşünemedik.
Kendilerince 'Avrupa kenti' diye tanımlanan bir Büyükşehirde gidin de Çorlu, Ergene, Şarköy , Muratlı ve Saray ilçelerinin içler acısı halini görün. Belediyecilik anlamında hiçbir şey yok. Yapılan hiçbir şey yok, yapılacak hiçbir şey yok. Baksan, adeta kaderine terk edilmiş durumda...
Merak bu ya geçtiğimiz günlerde şu bizim Süleymanpaşa otogarının akıbeti takıldı aklıma.
Otogara doğru yol aldığımda, inşaatın bitmiş veya bitmek üzere olduğu düşüncesinde idim.
Yanılmışım her zaman ki gibi lafla peynir gemisi yürütmeye devam ediyorlar. Beklentilerim sınıfta kaldı işin açıkçası.
İş başına gelen bir çok yöneticinin büyük laflar edip küçücük işlere dahi imza atamadığı ardından teneke bağlanarak uğurlandığı ve bir daha adının dahi anılmadığı unutulmamalı.
CHP' li belediyeler algı operasyonlarında mükemmellik düzeyinde çok başarılılar. Önce can alıcı proje üretmeye çalışıyorlar, lanse ediyorlar yaptık yapacağız derken, ihale oldu olacak oluyor. Sonra uygulama derken hiçbir proje zamanında yol almıyor ve alacağı da görünmüyor. Baktığınızda , şehrin her tarafında proje yapılacak, hoşumuza gidiyor. Lakin bin dallı gibiyiz başlaması dert bitirilmesi dert.
Bırakın bunları... Şehrin ihtiyaçlarını önem sırasında düşünüp uygulamaya koyun ve söz verdiğiniz zamanda nihayetlendirin.
Yerel yönetimlerde;
Yetenekli kişiler tespit mi edilir, yoksa tavsiyemi edilir...
Diyete giren kişi, sosyal medya hesaplarında fotoğraflarını photoshopla incelterek koyuyor. İş yapamayan, beceriksiz yöneticiler reklam firmalarına paraları gömerek PR yapmaya çalışıyor. Lansmanlar, galalar, açılışlar, plaketler derken, kendini üst makamlara atıyor. Sonra da bunun adına 'başarılı kariyer' deniliyor. Kurumlarını borç batağına saplayan; bürokratlar ve yöneticiler, başka kurumlara zıplıyor, kariyerinin zirvesine çıkarken, daha önce yönettikleri kurumlar çöküşe gidiyor.(Teskiden İskiye) Kendinizi mi kandırıyorsunuz, yoksa üst yöneticilerinizi mi?
Düşünebiliyor musunuz? Bir başkan veya bir genel müdür, (sırf kendi egosu, birilerinin başarısıyla ezilmesin diye) koskoca kurumların yıllarını ve kaynaklarını basiretsiz ekiplere kurban ediyor. Beceriksiz yöneticiler için daha sonra mevcut siyasi iradeye bunları görevden alın deniliyor. Halbuki bu adamlara kim referans olup karşımıza çıkarıyor sorgulamıyoruz.
B.Ş.