Gencecik fidanlarımızı kaybettik Milletimizin başı sağ olsun. Bize haklarını helal etsinler. Ailelerine sabırlar dilerken yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.Onlar vatanları için şehit ve gazi oldular.Bu vatanı bölmek isteyenlerin, dış mihrakların desteğiyle gerçekleştirdikleri terör saldırısında gencecik canlarımızı kaybettik. Bu acı hepimizin... Onlar Canlarıyla bu vatanın sahipsiz olmadığını dosta düşmana gösterdiler.Türkiye tek yürek...Mehmet Akif´in dediği gibi;
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır; Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır. Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar... Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var. Feryâd ile kurtulması me´mûl ise haykır! Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır! ´İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!´ deme, yılma. Ey millet-i merhûme, sakın ye´se kapılma.
Ülke olarak zor günler geçirmekteyiz. Temennimiz bu günleri birlik ve beraberlik içinde hangi görüşten kökenden olursak olalım bunları bir kenara bırakarak tek yürek olarak atlatmamızdır. Yeise kapılmamıza gerek yoktur. Tarih gösteriyor ki ancak bir olmuş birlik olmuş milletler ayakta kalmıştır. Anayasa değişikliklerinin gündemde olduğu bu günlerde toplumun tüm kesimlerinin düşüncelerini beyan edip tartışırken, bu milli birlik duygusuna helal gelmemesi için çaba göstermesi gerekmektedir.Tartışma ikliminin oluşması için siyasi iradeye görevler düşmektedir. Tartışılarak toplumsal mutabakatın sağlanacağı bir metin milletin önüne konmalıdır. Bu anayasa bir partinin değil, milletin anayasası olmalıdır. Maalesef bu millet anayasalarını ne hikmetse hep zor günlerde yapmıştır.
Osmanlı -Türk tarihindeki anayasa çalışmaları, 1215 tarihinde İngiltere´de kralın yetkilerini kısıtlayan Magna-Carta´nın ilanına benzeyen bir şekilde, ilk kez II. Mahmut döneminde(1808) gerçekleştirilmiştir. Padişah ayanları tanıyarak, onlar üzerindeki yetkilerini sınırlandırmıştır. Osmanlı uyruğunda bulunan bütün vatandaşlara eşit haklar vermek ve devlet harcamalarının kanuna dayandırılmasını içeren "Tanzimat Fermanı" ile bu defa Sultan Abdülmecit(1839) yetkilerini sınırlandırarak bu esaslara uyacağını ilan etmiştir. 1876 da Islahat Fermanı ile de Müslümanlar ve gayrimüslimler arasında vergi ve mülk edinmedeki farklılıklar ortadan kaldırılmış, eşit haklar verilmiştir. Ayrıca gayrimüslimlere kendi dillerinde eğitim yapan okullarda okuma özgürlüğü sağlanmıştır.
1876 tarihli Kanunî Esasi Osmanlı -Türk tarihinin ilk yazılı anayasası olarak kabul edilir. Bu anayasa o günlerdeki Osmanlı-Batı siyasetinin bir sonucudur. Anayasa tartışmaları 1871´de başlayan siyasi ve mali kriz döneminde yoğunlaşınca, 1876´da Abdülaziz´in tahttan indirilmesiyle meşrutiyetçi görüşün başlıca temsilcisi olan Sadrazam Mithat Paşa devlet yönetiminde egemen güç konumuna geldi. V. Murat anayasa hazırlama şartıyla tahta oturdu. Fakat üç ay süren saltanatında bunu yapmayınca tahttan indirilerek, meşrutiyet fikrine daha yakın olduğu sanılan II. Abdülhamit 31 Ağustos 1876´da tahta geçirildi. Cülus merasiminden sonra anayasa hazırlanması için Cemiyet-i Mahsusa adında bir komisyon kuruldu. Namık Kemal ´ de bu komisyonda görev aldı ve görüşleriyle ilk taslağın hazırlanmasına katkıda bulundu . Bu ilk taslak daha sonra Mithat Paşa´nın özel sekreteri olan hukukçu Krikor Odyan´ın görüşleri doğrultusunda Fransa ve Belçika anayasalarından çevrilen bir metinle değiştirildi. 1876 Osmanlı Anayasası Ermeni Krikor Odyan tarafından hazırlanmıştır. Bundan dolayı 1876´daki ??Osmanlı Anayasası doğrudan 1863´teki Ermeni Ulusal Anayasasına ve oluşturucularının etkisi altında bulunmuştur. (Wikipedi- Özgür Ansiklopedi 13/12/2016) Son anda yapılan tekliflerle ve siddetli tartışmalarla, milletlerin her biri kendi dilini konuşmakta serbesttir" mealindeki madde devletin resmi dilinin "Türkçedir" şeklinde değiştirilerek yer aldı. Son anda metne giren ünlü 113. maddede de Padişaha siyasi gerekçelerle mahkemesiz sürgün yetkisi veren, ülkenin bir tarafında isyan çıkacağını gösteren kanıtlar görülürse, hükümet, o yerde geçici olarak sıkıyönetim ilan etme hakkına sahiptir demektedir. Nitekim II. Abdülhamit bu maddeye dayanarak Rusların İstanbul sınırlarına gelmesi ile imzalanan Edirne Mütarekesi ile meclisi süresiz tatil ederek 1878-1908 yılları arasında anayasanın temel prensiplerini uygulatmamıştır.
Gelecek yazımızda Cumhurıyet tarihimizin anayasaları incelenecek, meclise sevk edilerek değişiklik teklifi sunulan anayasa maddeleri ile karsılaştırılacaktır.