AK Parti Tekirdağ İl Başkanlığı, Genel Merkezin genelde organize ettiği bir dizi programlardan birini Süleymanpaşa´ da uygulamaya koydu. Pazar gününün getirdiği rehavete rağmen bir basıncı olarak davete katılmayı etik bir görev sayarak Gazetem 59 Haber adına iştirak ettim. İl Başkanlığı, "Eski İlçe Başkanları" adıyla eski başkanları DES Otel´ de bir araya getirdi. "Getirdi" diyorum ama gerçekten "Getirebildiler mi?"
Bu soruyu salonda eski bir ilçe başkanına sordum, "Ağbi, çoğu burada yok" cevabını aldım. Kimler eksik, kimler orada görünmeliydi diye yorum yapanlar olursa tek tek masaları dolaşarak çektiğim kareleri sosyal medyada paylaşıma gönderdim.
İl Başkanı Mestan Özcan, gayet ihlaslı şekilde birlik ve beraberlikten söz etti. Eski İl Başkanı ve yeni belediye Başkanı Cüneyt Yüksel de tumturaklı cümlelerle birlikten dem vurdu ama esas olan eski başkanların partiden niye uzak durduğu analizinin önceden yapılmış olmasıydı, bu sebeple basına kapalı bölümde tartışmaların hangi boyutta olacağı hususu şimdilik meçhuldür.
"Acaba?" ile konuya gireyim; AK Parti´ nin eski Başbakanı ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan gövdeden kopup gitmeseydi; bu ünlü eski yenilerin yapacakları siyasi faaliyetlerle AK Parti´ YE kan kaybettireceği düşünülmemiş olsaydı acaba eski ilçe başkanlarına bu şekilde yine rağbet ollacak mıydı? Bu noktayı nazar da bence yabana atılmamalı.
Eski yeni herkes önemli, elinde 1 oyu olan herkes çok değerli, ancak Partinin sadece eskileri toplamakla yeni bir ivme kazanacağını düşünmek safdillik olur. Kırılmışsa bir kez gönül tamir edecek ustası yok, deyimi böylesi günler için söylenmiştir.
Partilerin ilerlemesi içindeki küskünlükleri sona erdirmek kadar çevre ile kurulacak ilişkilerle de önemlidir. Çevre deyince bunun birinci ve ilk basamağının yerel basın olduğu akıllardan bir saniye dahi çıkarılmamalıdır. Senin yüzün mutlu, sevecen, mütebessim değilse bu toplantıların sayısını istersen 10´ a katla ama sonuç ibrit tohumunun vereceği kadardır.
Başarının ikinci önemli basamağı yönetimler için belirlenen isimlerin ustalığıdır. Eski deyimde buna "Makam-Mansıp Uyuşması" Denir. Mesela; adamı, sağlıkla ilgisi yokken sağlık işlerinden sorumlu kılmışsan, eğitimle uzaktan yakından ilgisi yok milli eğitimden sorumlu yapmışsan, işlerin arap saçına döneceği ve oyları çoğaltmak bir yana, daha da azaltmaya gideceğin kaçınılmazdır ama makam mansıp uyumunu sağlamışsanız o ağaçtan devamlı meyve toplamaya devam edersiniz.
Muharebeyi cesur, delibaş, kararlı komutanlar kazanmaz, muharebeyi stratejiyi en iyi belirleyen ve uygulayan komutan kazanır. Tekirdağ´ mızın her zaman stratejist siyasetçilere ihtiyacı var. İl Başkanı Mestan Özcan, anladığım kadarıyla bu ekibi bu şekilde oluşturma arayışına devam ediyor.
Büyük mütefekkir Ziya Gökalp görev anlayışını bir mısrada bizlere şöyle ifade ediyor:
"Ahlak yolu pek dardır; / Tetik bas, önü yardır.
Sakın hakkım var deme, / Hak yok, vazife vardır!"
Evet görev şuuru çok önemli; yönetimde, özellikle başkanlık divanında görev alanlar başkan ile vatandaşı karşı karşıya getirmemeye özen gösterecektir. Yani bir başka misal ile sadece müdürün bilgili olması yetmez, müdür yardımcılarının da aynı beceride olmaları gerekir.
DES otel toplantısından edindiğim ana mesaj, Mestan Özcan ile Cüneyt Yüksel´ in kavgalı olmadıklarına dairdir verilen birliktelik fotoğrafıdır. Birbirlerini övmeleri, huzurda birlerine sarılmaları başka hangi anlama gelecek ki?
Sonuç: Her beyin bu toplantıya farklı yorum getirecektir ancak her faaliyet güzel, her çaba değerlidir, diyerek, bu toplantının siyaset yönüyle herkes için hayırlara vesile olmasını dileyelim.