Hasan ERGE


BİR BAŞKASI İÇİN YAPTIĞIMIZ DUA TEMİZ AĞIZLA YAPILAN DUADIR


BİR BAŞKASI İÇİN YAPTIĞIMIZ DUA TEMİZ AĞIZLA YAPILAN DUADIR
 
Bu yazımı, şefati, duayı ret edenlere ithaf ediyorum. Evde kal´ ın bereketi olsun, dileğimle...
 
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde:
 
?Müslüman bir kimse din kardeşi için gıyabında dua ederse, kendisi için görevlendirilmiş olan melek: ?Âmin, onun bir misli de senin için olsun? der.? buyurmuştur.
 
?Âmîn? demek ?yapılan duayı kabul et? demektir. Görüldüğü gibi başkasına iyilik yapan kimse, sadece onun duasını almakla kalmaz, meleklerin duasını da almış olur.
 
Peygamber Efendimiz, en çabuk kabul edilen duanın gıyaben yapılan dua olduğunu belirtmiştir. Nitekim sahabe-i kiramın en âbid ve zahitlerinden biri olan Mısır Fatihi Amr b. As´ın oğlu Abdullah şöyle demiştir:
 
Resul-i Ekrem Efendimiz, ?En çabuk kabul edilen dua, Müslüman bir kimsenin diğer Müslümanın gıyabında yapmış olduğu duadır.? buyurdu.
 
Onun için sahabe-i kiram birbirlerinden gıyaben dua yapmalarını isterlerdi. Safvan b. Abdullah, Ebudderdâ´nın kızı Derda ile evli idi. Kendisi bizzat yaşamış olduğu bir olayı şöyle anlatmıştır:
 
Şam´ a gelmiştim. Kayın pederim Ebudderda´nın evine vardım. Fakat evde Ebudderda´ yı bulamadım, (kayın validem) Ümmüdderda´yı buldum. Kayınvalidem bana:
 
?- Sen bu sene hac yapmak istiyor musun?? diye sordu. Ben de:
?- Evet, istiyorum? dedim.
?- Öyle ise bizim için de Allah´a dua et. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi: ?Bir Müslümanın Müslüman kardeşi için gıyabında yaptığı dua kabul edilir. Onun başucunda görevli bir melek vardır. Ne zaman din kardeşi için dua etse, görevli melek: ?Âmin, senin için de bir misli olsun? der.?
 
Demek ki dua önemli,
Bir başkası için yaparsak daha da önemli.
Her peygamberin ümmeti için bir duası vardır.
Peygamberimiz hariç hepsi ümmeti için yapacağı duayı bu dünya yapmıştır
Peygamberimiz ise, ümmeti için yapacağı duayı mahşer gününe bırakmıştır.
O büyük duaya "Şefaat" denilmekte...  Şefaat, ümmetin affı için Allah´a yalvarmaktır.
Allah´a yalvarmak, ümmetimi günahlarından dolayı bağışla Allah´ ım demektir.
 
Bu çerçevede işin tersini düşünelim:
 
Şefaat yoksa, Peygamberin ümmeti için yapacağı dua da yok, olmayacak demektir.
 
Şefaat yoksa, birbirinize temiz ağızla dua edin hadisi de yok demektir.
 
Birbirimize duamız yoksa hiç bir kimsenin hiç bir kimseye hayır dua etmesi söz konusu olmayacaktır.
 
Kısa birkaç cümle daha devam edelim:
 
O halde kardeşlerim biz niye çocuklarımız için, dostlarımız için, ülkemiz, milletimiz, askerimiz için; her türlü afetlerden korunmak, kaza ve belalardan uzak olmak için aşağıdaki gibi dualar ediyoruz:
 
"Allah´ ım fakir fukaraya yardım et!"
"Allah´ım, askerlerimizi koru!"
"Senden ümit kesilmez, şifasını ver Allah´ım!"
"Yarabbi darda, yolda, çaresiz kalanlara sen yardım et!"
"Yarabbi arızi semavi her türlü afetlerden, yangınlarda, sellerden bizi koru!" 
 
Şefaate inanmayanlar için tekrar söylüyorum: Bu tür dualarla kendimizi bir üçüncü şahıs için aracı kılmış olmuyor muyuz? Allah o kulunun ihtiyacını görüyor ama arada biz neciyiz?
 
Nereden baksanız reddiyecilerin sokağı çıkar sokak değil. Şükürler olsun bizler hem şefaate hem de birbirimize yapacağımız hayır duanın gerçekliğine inanıyoruz.
 
Sadece hayır dua mı var?
 
Hayır, beddua da var.
 
Kimse kimseye beddua yapmasın istenir. Hele, hele lanet kelimesini ağza alınması dahi hoş karşılanmaz. Çünkü yapılan bedsua arşı alayı dolaşır konacak yer bulamaz gelir sonunda senin başına çöker.
 
Bugün inşallah şefaat yok diyenlere, olmadığına inananlara bir nebze yararlı olmuşuzdur.